şiir bestlenebilir mi? bestelensin mi? bence bestelenebilir. türkiye'de sanat müziğinden tutun özgün müziğe kadar pek çok türde denenmiş ve başarılı da olmuştur. şiirin anlamını pekiştirdiği gibi aşmasını da sağlamıştır. pek çok kötü örnek de vardır. şiir
şiirler bestelenmese, şiirin bünyesindeki müzik ve ritm rahat bırakılsa. öte yandan a.kadir'i ezginin günlüğü'nden, Metin Altıok'u Sezen Aksu'dan, aragon'u zülfü livaneli'nden öğrendim, böyle de bir etkisi var. kararsızım ve çelişkilerle doluyum bu konuda. ama şöyle de bir gerçek var ki; Ruhi bey asla bestelenemeyecek mesela, içim bundan ötürü çok rahat
murathan mungan:
(bkz. olmasa mektubun)
murathan mungan:
(bkz. olmasa mektubun)
murathan mungan:
(bkz. olmasa mektubun)
(bkz. Söz Vermiş Şarkılar) tüm sözlerin (bkz. Murathan Mungan)'a ait olduğu şarkılardan oluşan bir derleme albümdür.
ümit. y. oğuzcan'ın yıkık'ını söyledi kıraç, besteyi de o mu yaptı bilmiyorum.
Ümit yaşar oğuzcan:'beyaz güvercin'
timur selçuk besteledi ve söyledi.
sabahattin ali'nin aldırma gönül şiiri.
ZİNDANI TAŞTAN OYARLAR(yiğidim aslanım)
Bursa'nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.
Bir şubat gecesi tutuldu dilin
Silâha bıçağa varmadı elin
Ne ana ne baba ne kız ne gelin
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.
Ne bir haram yedin ne cana kıydın
Ekmek gibi temiz su gibi aydın
Hiç kimse duymadan hükümler giydin
Döşek diken diken yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.
Zindanı taştan oyarlar
İçine bir yiğit koyarlar
Sağa döner böğrü taşa gelir
Sola döner çırılçıplak demir
Çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
Döşek melul mahzun, yastık batıyor
Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.
Bugün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler
Demirden pencere taştan sedirler
Döşek melul mahzun yastık batıyor
Yiğidim şahinim aman burda yatıyor
Mezar arasında harman olur mu?
On üç yıl hapiste derman kalır mı?
Azrail aç susuz canın alır mı?
Döşek melul mahzun yastık batıyor
Yiğidim şahinim aman yerde yatıyor...
Dilinde dilimi bulduğum
Gücüne kurban olduğum
Anam babam gibi övdüğüm
Dayan hey Aslan Ustam
Abenim
Yiğidim dayan.
Dayan hey gözünü sevdiğim
Bugün efkârlıyım açmasın güller
Yiğidimden kötü haber verirler.
Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
Şiirin gökyüzü gibi herkesin.
Sen Kızılırmak kadar bizimsin
En büyük ustası dilimizin
Canımız ciğerimizsin.
Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
Bütün hışmıyla dilimiz
Kökünden sökülmüş bir çınar gibi
Yüreğimiz içindedir.
Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
Bir yanı nur içinde tertemiz.
Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir.
Bedri Rahmi Eyüboğlu(Bu şiir anlaşılacağı gibi Nazım Hikmet için yazılmıştır, Uğur Mumcu'nun katledilişinin ardından da Zülfü Livaneli tarafından bir bölümü bestelenmiştir.)
işte burada
İstiklal Marşı. sözler: Mehmet Akif Ersoy, beste: Osman Zeki Üngör
BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM
Bu kadar yürekten çağırma beni!
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
Sevinçten kapında ölebilirim.
Belki de hayata yeni başlarım,
İçimde küllenen kor alevlenir,
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum,
Belki de seversin beni kim bilir.
Kal dersen, dağlarca severim seni,
Bir deniz olurum ayaklarında,
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz,
Kalbim duruverir dudaklarında.
Ya da unuturum kim olduğumu,
Hatırlamam belki adımı bile,
Belki de çıldırır, deli olurum,
Sana kavuşmanın heyacanıyla...
Aşk bu, bilinir mi nereye varır,
Ne durdurur özlemini, seveni...
Bakarsın ansızın gelebilirim,
Bu kadar yürekten çağırma beni.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Beste: Rüştü Şardağ
işte burada
Cahit Külebi'nin Hikaye şiirini Doğan Canku Öp Biraz olarak bestelemiştir.
HİKÂYE
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkıyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Kuzey rüzgârları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
Cahit KÜLEBİ
DEDİKODU
Kim söylemiş beni
Süheylâ'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Eleni'yi öptüğümü,
Yüksekkaldırımda, güpegündüz?
Melâhat'i almışım da sonra
Alemdara gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de Galataya dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yaptığımı.
Ya o, Mualla'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranını söyletme hikayesi?
Orhan Veli Kanık
Sezen Aksu besteledi, Levent Yüksel yorumladı.
işte burada
HÜRRİYET(Ey Özgürlük!)
Okul defterlerime
Sırama ağaçlara
Kumlar kar üstüne
Yazarım adını
Okunmuş yapraklara
Bembeyaz sayfalara
Taş, kan, kağıt veya kül
Yazarım adını
Yaldızlı tasvirlere
Toplara tüfeklere
Kralların tacına
Yazarım adını
Ormanlara ve çöle
Yuvalara çiğdeme
Çın çın çocuk sesime
Yazarım adını
En güzel gecelere
Günlerin ak ekmeğine
Nişanlı mevsimlere
Yazarım adını
Gök kırpıntılarıma
Güneş küfü havuza
Ay dirisi göllere
Yazarım adını
Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölge değirmenine
Yazarım adını
Fecrin her soluğuna
Denize vapurlara
Azgın dağın üstüne
Yazarım adını
Bulutun yosununa
Kasırganın terine
Tatsız kaba yağmura
Yazarım adını
Parlayan şekillere
Renklerin çanlarına
Fizik gerçek üstüne
Yazarım adını
Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara
Yazarım adını
Yanan lamba üstüne
Sönen lamba üstüne
Birleşmiş evlerime
Yazarım adını
İki parça meyveye
Odama ve aynaya
Boş kabuk yatağıma
Yazarım adını
Obur köpekçiğime
Dimdik kulaklarına
Acemi pençesine
Yazarım adını
Kapımın eşiğine
Kabıma, kacağıma
İçimdeki aleve
Yazarım adını
Camların oyununa
Uyanık dudaklara
Sükutun ötesine
Yazarım adını
Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına
Yazarım adını
Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Ölüm basamağına
Yazarım adını
Geri gelen sağlığa
Kaybolan tehlikeye
Hatırasız ümide
Yazarım adını
Bir tek sözün şevkiyle
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum
Seni haykırmaya
Paul Eluard
Çeviren: Melih Cevdet Anday-Orhan Veli Kanık
Zülfü Livaneli besteledi ve yorumladı.
işte burada
Karasevda
Şiir:Behçet AYSAN
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Ak bir yaban güvercini gibiydin aşk
Vişnelere bulaştın kirlendi beyazın
Takılamayan telli duvak verilemeyen mendil
Düşlerde kaldı
Ah yüzüne kapanmış bütün kapılar senin
Itır ve yasemin kokulu günah
Çıkılamayan yıldız gidilemeyen iklim
Kimbilir hangi limanda hangi gemiye yüklenmiş
Al üstüne mor giymiş
Kör kuyularda
Sevdadan delirmiş.
Sesler ve Küller
Şiir: Behçet AYSAN
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
İner şafağın alacasında
Karıncalar ordusu şehre
İner kenar mahallelerden
Yürüyerek ve trenlerle
Su satan çocuklarıyla
Kapılarında vagonların
Çamaşırcı kadınlarıyla iner şehre
İner şehre Sincan’dan
İner şehre Mamak’tan
Battal Gazi Destanı ve Kan Kalesi
Ve kılıcıyla Ali’nin
Mızraklı ilmihalle
Yok başka bir cehennem
Yaşıyorsunuz işte.
yine behçet aysan'ın kuşlar da gitti isimli şiiri ezberimde olanlardan. tıpkı bir eflatun ölüm gibi ya da sesler ve küller şiirinde olduğu gibi. bir şiir bestelenince unutulmuyor.
Kuşlar Da Gitti
Şiir: Behçet AYSAN
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Yalnızlık senin o konuşkan kuşun
Hani hep duvarlara anlattığın
Hapislerden kalma
Sürgünlerden
Yalnızlık senin o konuşkan kuşun
Bulutlar taşıdığın yakut sürahide
Begonyalar büyüten eski alışkanlık
Yalnızlık senin o konuşkan kuşun
Kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten
Yaralı, dili lâl, kanadı kırık
Vurulmuş başında bir yokuşun.
sivas katliamı'nda kaybettiğimiz şair behçet aysan'ın bir eflatun ölüm'ü içsızlatıcı bestesiyle ezginin günlüğü tarafından bestelendi.
Bir Eflatun Ölüm
Şiir: Behçet AYSAN
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Orda duruyorsun, terkedilmiş, beyaz ve nazlı
Git diyorlar gidiyorsun, kal diyorlar ne bir ses ne bir şarkı
Kırgınım saçılmış bir nar gibi
Sessiz akan bir ırmağım gecede
Git dersen giderim, kalırım kal dersen
Söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım
Git dersen giderim, kal dersen kalırım.
ezbere bildiğim tek sone sayılır 66. sone . shakespeare 'nin engüzel sonesi. can yücel'in versiyonal çeviri şiir denemelerinden. oyun albümünün vazgeçilmezi.
Vazgeçtim
(66. Sone)
Şiir: W. SHAKESPEARE
Çeviri: Can YÜCEL
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği göz nuru
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e
Vazgeçtim bu dünyadan
Dünyadan geçtim ama
Seni yalnız komak var , o koyuyor adama.
karlı kayın ormanı
karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
içimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?
memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
kayınların arasında
bir pencere, sarı sıcak.
ben ordan geçerken biri :
"amca, dese, gir içeri."
girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.
eski takvim hesabıyle
bu sabah başadı bahar.
geri geldi memed'ime
yolladığım oyuncaklar.
kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını memet.
kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
dün gece on bir buçukta
ölmüş berut, tanışırdık.
bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.
yedi tepeli şehrimde
bıraktım gonca gülümü.
ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.
en acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
öleceğimizi bilip,
öleceğimizi mutlak.
memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
bayramoğlu, bayramoğlu,
ölümden öte köy var mı?
geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.
şimdi şurdan saptım mıydı,
şose, tirenyolu, ova.
yirmi beş kilometreden
pırıl pırıldır moskova...
Nazım Hikmet Ran
Zülfü Livaneli besteledi ve yorumladı.
işte burada
Şimdi Sevişme Vakti Sait Faik Abasıyanık'ın ilginç bir şiiri. Ezginin Günlüğü Oyun albümünde.
Şiir: Sait Faik ABASIYANIK
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Çıplak heykeller yapmalıyım, çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için, çırılçıplak heykeller
Bir kere duyursam güzelliğini, tadını
Sonra ah, oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım günlere
Kiraz mevsiminin sevişme vakti olduğunu
Sana nasıl bulsam nasıl bilsem
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam, sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak değil sevişme vakti olduğunu.
nazım hikmet acaba beste için şiir mi yazsaydı diye düşündürür bana japon balıkçısı .ölü deniz'de bir kanırtı gibi çünkü bu şiiri.
Japon Balıkçısı
Şiir: Nazım HİKMET
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Balık tuttuk yiyen ölür
Elimize değen ölür
Bu gemi bir kara tabut
Lumbarından giren ölür
Balık tuttuk yiyen ölür
Birden değil ağır ağır
Etleri çürür dağılır
Balık tuttuk yiyen ölür
Elimize değen ölür
Tuzla güneşle yıkanan
Bu vefalı, bu çalışkan
Elimize değen ölür
Birden değil ağır ağır
Etleri çürür dağılır
Elimize değen ölür
Badem gözlüm beni unut
Bu gemi bir kara tabut
Lumbarından giren ölür
Üstümüzden geçti bulut
Badem gözlüm beni unut
Boynuma sarılma gülüm
Benden sana geçer ölüm
Badem gözlüm beni unut
Bu gemi bir kara tabut
Badem gözlüm beni unut
Çürük yumurtadan çürük
Benden yapacağın çocuk
Bu gemi bir kara tabut
Bu deniz bir ölü deniz
İnsanlar ey nerdesiniz?
Nerdesiniz?
ölü deniz albümündeafşar timuçin'in çocuğun kurguları isimli şiiri var.
Çocuğun Kurguları
Şiir: Afşar TİMUÇİN
Müzik: Cüneyt DURU
Zaman geçecek mi çalı diplerinden
Anılar yürür gibi sulara
Bak sevindiğin kadar aynalara
Bir savaş gökleşecek denizden
Sevişmeler boyandı uykulara
Yorgun karlar gibi yağıp gitmekten
Tarlalar artık yoruldu çiçekten
Gün gizlendi kaçarak kuytulara
Bitmeyen sularısın sevinçlerin
En güzel ırmaksın sonsuzluklara
Sen her sevgide en iyisin
Bir Çin duvarısın yalnızlıklara
Zaman geçecek mi bulutların içinden
Bir yanlış bırakmadan anılara
Bembeyaz güneşli gecesin sen
Yer yok varlığında karanlıklara
lorca 'nın en sevdiği şiiri şaşırtı. ezginin günlüğü nün bu işte payı var.
Şaşırtı
Şiir: Garcia LORCA
Müzik: Cüneyt DURU
Vurulup bırakılmış sokağa
yüreğinde bir hançer.
Kimseler tanımıyor onu
Nasıl da titriyor fener!
Anam,
Nasıl da titriyor fenercik
Sokakta!
Gün doğuyordu. Kimseler
yansımıyordu kuru ayazda
aralık kalan gözlerinde.
Sokakta bırakılmış bir ölü işte
Yüreğinde bir hançer
Ve onu kimseler tanımıyor.
GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN
Seher Yeli Çık Dağlara
Güneş Topla Benim İçin
Haber İlet Dört Diyara Canım
Güneş Topla Benim İçin
Umutların Arasından
Kirpiklerin Karasından
Döşte Bıçak Yarasından Canım
Güneş Topla Benim İçin
Seher Yeli Yar Gözünden
Havadaki Kuş İzinden
Geceleri Gökyüzünden Canım
Güneş Topla Benim İçin
Ülkü Tamer
Zülfü Livaneli besteledi.
işte burada
bestelenebilecek en güzel şiirleri yazan kanımca afşar timuçindir ve elbette akşam şarkıları. tabi ki ezginin günlüğü bestelemiştir.
Akşam Şarkıları
Şiir: Afşar TİMUÇİN
Müzik: Cüneyt DURU
Bir şarkı sesidir yıllar içinden
Bir çığlık direnciyle seni arar
Aradığı sen misin yalnızca
Yoksa seni yitirirken yitirdiği şey mi var
Akşam vakti incesazda koyulurken şarkılar
Güneşlerden güzelsin sen düşünme
Geçen yıllar elinden çıktı sanma
Ne bir iz var ne yorgunluk yüzünde
Güneş varken ışık bitmez inanma
Şarkılardan geçilir şarkılara
Eski bir semaverde son parıltıları günün
Mor bir karanlık gibi başlar birden gözlerine
Özlem senin kadar kimsesize ne desin
En iyisi bir şarkı
Yıllarla geçen günlere dön bak ne bulursun
Bir bitmişe bir bitmezi sunmak niye olsun
Bir kuş gibi göklerde gezersin, vurulursun
Sensiz geçecek yılları, yıllar diye alma
şeyh galip ve sadi karışımı bir şiir su uyur şiiri. ezginin günlüğü tarafından bestelendi.
Su Uyur
Söz: Şeyh Galip, Sadi
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Yarim gezer düşünde
Türkü dizer kaşında
Ay dünyayı dolanır
Ben güneşin peşinde
Bir rüzgar eser uzaktan
Bir ışık vurur ocaktan
Yarin üstü açılsa
Öpsem çıplak ayaktan
Boşboşuna söylüyorum
Şarkımı kimsecikler duymaz
Ben boşuna seyrediyorum
Güzelliğine kimse doymaz
Su uyur düşman uyur
Haste-i hicran uyumaz
ömer hayyam'ın yaş yetmiş şiiri yine ezginin günlüğü tarafından bestelendi.
Yaş Yetmiş
Şiir: Ö. HAYYAM
Türkçesi: A. KADİR
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Yarın bu bacaklar ayrılık dağını aşacak
Önümde şarap çek babam çek
Saçlarım ne güzel kar gibi ak
Yaş yetmişe vardı laf değil
İnsan bugün yaşamazsa
Ne vakit yaşayacak.
Hürriyete Doğru en son haluk levent tarafından da bestelenen şiir ilk önce ezginin günlüğü tarafından bestelendi. elbette orhan veli'nin
Şiir: Orhan VELİ
Müzik: Nadir GÖKTÜRK
Gün doğmadan
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında
İçinde bir iş görmenin saadeti
Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı
Sevineceksin
Ağları silkeledikçe deniz gelecek eline pul pul
Ruhları sustuğu vakit martıların
Kayalıklardaki mezarlarında
Birden bir kıyamettir kopacak ufuklarda
Deniz kızları mı dersin, kuşlar mı dersin
Bayramlar, seyranlar mı dersin, şenlikler, cümbüşler mi
Gelin alayları, teller duvaklar, donanmalar mı
Hey! Ne duruyorsun be! At kendini denize!
Geride bekleyenin varmış, aldırma!
Görmüyor musun, her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere!
cin , paul valeryin bir şiiri,ezginin günlüğü tabi ki.
Şiir: Paul Valéry
Müzik: Cüneyt Duru
Ne gören var ne bilen
Bir kokuyum büyülü
Yelle savrulup gelen
Ne diriyim ne ölü
Ne gören var ne bilen
Bir düş, ya bir düşünce
Düğüm çözülür hemen
Elimi değdirince
Ne okur ne anlarsın
En iyi kafaların
Ne kolay yanılması
Ne gören var ne bilen
Çıplak bir göğüs birden
İki gömlek arası