çok başarılı ve değişik bir tiyatro oyunudur. karşılıklı konuşan iki kişinin sürekli kimlk değiştirdiği ve insanı şok eden bir finali olan bir metin. adını da herhalde 12 eylül kuşağı yüzünden almıştır.kül gibi rüzgara savrulan bellek gibi...
kül bellek oyunu mahir günşıray'ın rejisiyle 17 kasım'dan itibaren pazartesileri hariç her gün 18:30'da istanbul devlet tiyatrosu üsküdar tekel stüdyo sahnede.
Oyunda geçen
"Kapının önündeydim. Yusuf gelecekti. Takla güvercinleri bulmuş bir yerde bir kutuya koymuş. Onları getirecekti. Annem terlikle çıkma oğlum dedi. Duymamış gibi yaptım. Akşam alacasıydı. Tok sesler duydum. Ayak sesleri. İyi bildiğim, korkuyla tanıdığım, yürek buran sesler... Sırtımdan... (madeni bir tasın içine aralıklarla düşen kurşunların sesi) bir... iki... üç... dört... beş....altı.... yedi.... sekiz... dokuz... on... on bir... on...iki kurşun... ama asıl kurşunu.... en ölümcülünü.... hiç bulmayacaklar"
bölümü galiba Uğur Kaymaz ile ilgilidir. Oyunda zaten bunun gibi bir sürü üstü kapalı politik gönderme vardır.
(bkz. beliz güçbilmez)
kül bellek oyunu mahir günşıray'ın rejisiyle 17 kasım'dan itibaren pazartesileri hariç her gün 18:30'da istanbul devlet tiyatrosu üsküdar tekel stüdyo sahnede.
Oyunda geçen
"Kapının önündeydim. Yusuf gelecekti. Takla güvercinleri bulmuş bir yerde bir kutuya koymuş. Onları getirecekti. Annem terlikle çıkma oğlum dedi. Duymamış gibi yaptım. Akşam alacasıydı. Tok sesler duydum. Ayak sesleri. İyi bildiğim, korkuyla tanıdığım, yürek buran sesler... Sırtımdan... (madeni bir tasın içine aralıklarla düşen kurşunların sesi) bir... iki... üç... dört... beş....altı.... yedi.... sekiz... dokuz... on... on bir... on...iki kurşun... ama asıl kurşunu.... en ölümcülünü.... hiç bulmayacaklar"
bölümü galiba Uğur Kaymaz ile ilgilidir. Oyunda zaten bunun gibi bir sürü üstü kapalı politik gönderme vardır.