kitap-lık dergisi'nde bir *şiirini görmek:sonra: ne oldu:ğ:una karar verememek:şiyir şöyledir:ki
dinle sevgilim [senden sms geldi- somut evin ruhsatı için
bilirkişi ölçüm yapmış 800 lira masraf çıkmış onun için aramıştım(ama ben açmamıştım)iyi ki açmadın bundan sonra aramam zaten]
metin haklılığını da halklılığını da diretiyor elbette. ahmet hakan türkiye de yaşamıyormuş bunu bile anlattı bize. ya da hiç bakmamış ettiğine şimdiye kadar. ya da;
kitap lık dergisine yazdığı parçalı ham 36. büyük ortadoğu karmaşığı yazısı ile gündeme(!) bomba gibi düştüğü zannedilip metin üzerinden üstünde tepinilen yazar kişisi. bok kelimesi çok geçti diye mi metin aslında haklılığını diretiyor diye mi bu kadar patırtı anlamadım.
Gece bir karşı varlıktı karanlığıma
Gece tanımsız bir bütünlük
Senin hayatını düşündüm
Sevmek sevgilinin suretini bürünmektir biraz da
Sonbahar uzaktan bakmaktı sana
Sonbahar yeniden ölüm
Mithatpaşa Caddesi'nde yürüyorum
Kim bilir bu duyguyu kaçıncı kez yaşıyorum
Güzelyalı tenha bir gece olmuş İzmir'de
Hep senin gözlerini görüyorum
Yaşamak yumuşak dikenlerinde yokluğunun
İkimizde iki ayrı evrende iki ayrı barış
Bir uyumu eylemek zordur bunun gibi
Uyum yokluğuysa uyumuzluğun
Sen yok gibisin
Yokluğunu kim tamamlayacak
Güzelyalı bir vapur olmuş körfezde
Sulara ışığını sürüyor yanılsama
İşte bir kavram sevgimi tamamlayacak
Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin
Sevgilim gölgen gölgeni görüyorum senin
Kimse bilmeyecek yerini ölüm ülkesinin
Ölüm ülkesi karanlık bir gece
Kimsenin tanıklığı yok sevgimize
Gece kimsenin bilmediği bir ölüm ülkesidir
Sevgilim bu sonbahar günlerinde
Nadir olan şey yok gibidir
GÜZEL HAFIZA
konuşulmayan konu, kapatılmayan kapı,
hapse giriyorsun, ama kapı açık,
eh bu da bir adalete sağlamıyor,
iki tekrar işte, iki yılanın hikayesi
tahrik etme, boşver, şiddeti büyütme
bırak şu meşenin altına uzanayım,
bırak palamut meşeyi terk etmesin,
ihtimallerle insan mahkum edilmesin.
adalet olan yere kim sığınmaz ki
madem unutacaksın, o zaman hatırlama
kalp bu, iyisi de var, kötüsü de
işte ben her zaman buna inanıyorum.
"sevgilim dumanın dışında kalıyormuştur, sabahları yalnız/uyanıyormuşumdur, siyah gözlüğümü takıyormuşumdur,/iskelede yüzümü yıkıyormuşumdur, topalın tahtasını yontuyormuşumdur/bir gözümü kaybetmişim... bir bacağını kaybetmiş... bundan beni sorumlu tutuyormuştur/timsah bağırıyormuştur: Savaş devam ediyormuş, ama artık biz katılmıyormuşuz!/Dumanın dışına çıkanlar, dumanın dışında kalanlar!/Savaş bitti, ormanı terkediniz!
Siz
Hepiniz"
geveze birkalaemi var. yoruyor. o kibir çakılmıyor sanıyorsa yanılıyor. o içindekini şiir sevgisi, çağa sorumluluk ve düzeni hiçe saymak olarak alıyor ama ben sadece ve sadece kastığını ve ezberini bozması gerektiğini düşünüyorum. ben kim miyim? toplumun sustuğu anım. artık çok geç.
en son yky'den toplu şiirleri çıkmış, parçalı ham 30'unu 'hayır' adıyla yayımlamış şairimiz. kendisine sorup cevapladığı soruları bizle paylaştığı için de ona minnettarız ayrıca.
Ahmet Güntan (İzmir, 21 Mayıs 1955), ilköğrenimini İzmir Güzelyalı Müdafa-i Hukuk İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Bornova Maarif Koleji’nde tamamladı; ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri ilk olarak Kasım 1977’de Birikim dergisinde çıktı. Aynı yıllarda Yeni İnsan dergisinde müzik yazıları yazdı. İlk kitabı İlk Kan (1984) ile adını duyurdu. Altı yıl aradan sonra 1989’da çıkan, kendi yayımladığı Köpüklü Bir Kan, Bir Duman, kitapçılarda satılmadı, yaklaşık 200 kişiye postalandı. Nezle, Lale Müldür’le birlikte 1990’da yayımladığı paydaş kitap Voyıcır 2’de yer aldı. Çeşitli dergilerde şiir üstüne yazıları yayımlandı. Haldun Bayrı’nın İki Şahit ve Diğerleri (Metis, 1997) kitabında bir okuma notu yer aldı. Deneme kitabı Esrârîler 2003’te, yeni bir şiir ihtiyacını dile getirdiği “Parçalı Ham Manifesto” 2005 yılında kitap-lık dergisinde yayımlandı.
Şiir kitapları: İlk Kan (1984); Köpüklü Bir Kan, Bir Duman (1989); Voyıcır 2 (Lale Müldür ile birlikte, 1990); Romeo ve Romeo. (YKY, 1995); İlk Kan. (İlk Kan ve Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’ın birlikte basımı, YKY, 1998); İkili Tekrar. (YKY, 1999)
Deneme: Esrârîler (YKY, 2003)
YKY'DEKİ KİTAPLARI
: Esrârîler. 2000/2001
: İkili Tekrar
: İlk Kan.
: Mahkeme Kitap.
yahu ne güzel oturuyorduk niye kalkıyorsun şimdi, bu saatten sonra taşıt da bulamazsın otur be adam diyesim geliyor. hala okuyorum ama kızıyorum da, ille de eski şiirlerini isterim ben.
modernizm sorununa değiniyor evet.
cami'nin somut halini de yazar belki.
ahmet hakan'a misilleme babında.
misil olarak.
lale müldür müsün mübarek:başımıza iş alacağız olric
ben sabahları sana değil akbil'e uyanıyorum:şiyire devam:akbil notası bile var
kitap-lık dergisi'nde bir *şiirini görmek:sonra: ne oldu:ğ:una karar verememek:şiyir şöyledir:ki
dinle sevgilim [senden sms geldi- somut evin ruhsatı için
bilirkişi ölçüm yapmış 800 lira masraf çıkmış onun için aramıştım(ama ben açmamıştım)iyi ki açmadın bundan sonra aramam zaten]
*somut evin ruhsatı:ham şiir
(büyük şair)
(inanmış adam)
(ama ben onun inandıklarının hepsine inanmıyorum)
şimdi şaşıracaktır
heves mi fayrap mı
yoksa iki ateş arasında arabulucu mu
neyse ki en iyisi banka dergisi.
metin haklılığını da halklılığını da diretiyor elbette. ahmet hakan türkiye de yaşamıyormuş bunu bile anlattı bize. ya da hiç bakmamış ettiğine şimdiye kadar. ya da;
bokundan haberi olmamak
kitap lık dergisine yazdığı parçalı ham 36. büyük ortadoğu karmaşığı yazısı ile gündeme(!) bomba gibi düştüğü zannedilip metin üzerinden üstünde tepinilen yazar kişisi. bok kelimesi çok geçti diye mi metin aslında haklılığını diretiyor diye mi bu kadar patırtı anlamadım.
(bkz. dergi savaşları)
(bkz. mecmua faşistleri)
(bkz. it dalaşı)
ve lütfen edebi metnin özerkliği; buna iyice bakın...
Güzel Ayrılık
Hani bir dal vardır, gövdeden çıkan,
sonra bir dal daha o daldan çıkan,
sonra bir dal daha, bir dal daha,
en son dalda güzel palamut duruyor.
Palamutun şekli şapkası güzel,
bıraksın meşeyi, dala tutunmasın,
düşsün yere şapkasıyla beraber,
tabii, şapkası onu meşeye bağlıyor.
Bırak kendini öyle gövdesiz, dalsız,
orada asılı huzur bulman imkansız,
düşeceğin yer de meşenin gölgesi,
güzel ayrılık orada bizi bekliyor.
"6 ay çok önemli bir zaman"
heves 21
seksin allah belasını versin demiş gak 7'de.
ÖLÜM ÜLKESİNDE AŞK
Gece bir karşı varlıktı karanlığıma
Gece tanımsız bir bütünlük
Senin hayatını düşündüm
Sevmek sevgilinin suretini bürünmektir biraz da
Sonbahar uzaktan bakmaktı sana
Sonbahar yeniden ölüm
Mithatpaşa Caddesi'nde yürüyorum
Kim bilir bu duyguyu kaçıncı kez yaşıyorum
Güzelyalı tenha bir gece olmuş İzmir'de
Hep senin gözlerini görüyorum
Yaşamak yumuşak dikenlerinde yokluğunun
İkimizde iki ayrı evrende iki ayrı barış
Bir uyumu eylemek zordur bunun gibi
Uyum yokluğuysa uyumuzluğun
Sen yok gibisin
Yokluğunu kim tamamlayacak
Güzelyalı bir vapur olmuş körfezde
Sulara ışığını sürüyor yanılsama
İşte bir kavram sevgimi tamamlayacak
Yanılsama yansır içinde bir vapur penceresinin
Sevgilim gölgen gölgeni görüyorum senin
Kimse bilmeyecek yerini ölüm ülkesinin
Ölüm ülkesi karanlık bir gece
Kimsenin tanıklığı yok sevgimize
Gece kimsenin bilmediği bir ölüm ülkesidir
Sevgilim bu sonbahar günlerinde
Nadir olan şey yok gibidir
güzel ikizler.
güzel ikizim, ne kadar acayip değil mi,
bu kadar saf bir insanın yorgun görünmesi,
iyi bir kalbin alıp başını gitmesi,
ne acayip, evet, çok acayip.
ben de biliyorum yollar bozuk, değil mi,
arı masum, iğne tuzak değil mi,
böyle dönüp dolaşma, kalbinden uzaklaşma,
biz sabah olunca uyanacağız.
ben de senin gibiyim, hiç aldatmadım,
ama sonra kaderle başbaşa kaldım,
meşenin altına bir yatak hazırladım,
gel, her şey herkese anlatılmıyor.
GÜZEL HAFIZA
konuşulmayan konu, kapatılmayan kapı,
hapse giriyorsun, ama kapı açık,
eh bu da bir adalete sağlamıyor,
iki tekrar işte, iki yılanın hikayesi
tahrik etme, boşver, şiddeti büyütme
bırak şu meşenin altına uzanayım,
bırak palamut meşeyi terk etmesin,
ihtimallerle insan mahkum edilmesin.
adalet olan yere kim sığınmaz ki
madem unutacaksın, o zaman hatırlama
kalp bu, iyisi de var, kötüsü de
işte ben her zaman buna inanıyorum.
Güzel Arkadaş
sabah kalkan, yanında duran,
sana bakmayan, uzağa bakan,
önce hatırlamayan, sorup unutan,
sonra hatırlayıp şahidin olan.
rüzgâr esince kolunu açan,
adını söyleyince gözüne bakan,
suçlu aranınca ayağa kalkan,
on parçaya ayrılan, sonra tek kalan.
sıra dağlardan, su bulanlardan,
iki köy arasından, tarlanın ortasından,
meşenin altında öyle duranlardan,
tozlu yollardan, inananlardan
"sevgilim dumanın dışında kalıyormuştur, sabahları yalnız/uyanıyormuşumdur, siyah gözlüğümü takıyormuşumdur,/iskelede yüzümü yıkıyormuşumdur, topalın tahtasını yontuyormuşumdur/bir gözümü kaybetmişim... bir bacağını kaybetmiş... bundan beni sorumlu tutuyormuştur/timsah bağırıyormuştur: Savaş devam ediyormuş, ama artık biz katılmıyormuşuz!/Dumanın dışına çıkanlar, dumanın dışında kalanlar!/Savaş bitti, ormanı terkediniz!
Siz
Hepiniz"
bu alemde tanıdım. allah bir dahaki alemde tanımayı da nasip etsin. cesur yürek.
geveze birkalaemi var. yoruyor. o kibir çakılmıyor sanıyorsa yanılıyor. o içindekini şiir sevgisi, çağa sorumluluk ve düzeni hiçe saymak olarak alıyor ama ben sadece ve sadece kastığını ve ezberini bozması gerektiğini düşünüyorum. ben kim miyim? toplumun sustuğu anım. artık çok geç.
zirvenin yanında bir yerlerdedir..selamlar hell await...
"şair olarak toplumun sustuğu anı arıyorum."
ne biçim bir budalalık.
parçalı hamlet!
ikili tekrar:
simulakr aleminin peçesini eriten poet:
yasub:
ayn-el-yakin:
şerik:
neyyir:
meleng:
Hunük Ahmet Güntan çokja Hunük!
silm:
pertevefşan:
furüggir:
auraro borealis:
üçlü tekrarım benim:
poeta ekstrakt:
avangard:
manifesto yazmasa da olurdu poet'i:
parçalı ham:
saf şiir keşşafı:
Işıkolsun:
ham çökelek.
en son yky'den toplu şiirleri çıkmış, parçalı ham 30'unu 'hayır' adıyla yayımlamış şairimiz. kendisine sorup cevapladığı soruları bizle paylaştığı için de ona minnettarız ayrıca.
(bkz. romeo ve romeo )
(bkz. ikili tekrar )
kızlar kendisini çok seviyor. neden acaba.
hanım şairlerin pek sevdiği şair.
klasik bir bilgi verelim;
Ahmet Güntan (İzmir, 21 Mayıs 1955), ilköğrenimini İzmir Güzelyalı Müdafa-i Hukuk İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Bornova Maarif Koleji’nde tamamladı; ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri ilk olarak Kasım 1977’de Birikim dergisinde çıktı. Aynı yıllarda Yeni İnsan dergisinde müzik yazıları yazdı. İlk kitabı İlk Kan (1984) ile adını duyurdu. Altı yıl aradan sonra 1989’da çıkan, kendi yayımladığı Köpüklü Bir Kan, Bir Duman, kitapçılarda satılmadı, yaklaşık 200 kişiye postalandı. Nezle, Lale Müldür’le birlikte 1990’da yayımladığı paydaş kitap Voyıcır 2’de yer aldı. Çeşitli dergilerde şiir üstüne yazıları yayımlandı. Haldun Bayrı’nın İki Şahit ve Diğerleri (Metis, 1997) kitabında bir okuma notu yer aldı. Deneme kitabı Esrârîler 2003’te, yeni bir şiir ihtiyacını dile getirdiği “Parçalı Ham Manifesto” 2005 yılında kitap-lık dergisinde yayımlandı.
Şiir kitapları: İlk Kan (1984); Köpüklü Bir Kan, Bir Duman (1989); Voyıcır 2 (Lale Müldür ile birlikte, 1990); Romeo ve Romeo. (YKY, 1995); İlk Kan. (İlk Kan ve Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’ın birlikte basımı, YKY, 1998); İkili Tekrar. (YKY, 1999)
Deneme: Esrârîler (YKY, 2003)
YKY'DEKİ KİTAPLARI
: Esrârîler. 2000/2001
: İkili Tekrar
: İlk Kan.
: Mahkeme Kitap.
millet giderken ahmet dönüyordu zaten.
yahu ne güzel oturuyorduk niye kalkıyorsun şimdi, bu saatten sonra taşıt da bulamazsın otur be adam diyesim geliyor. hala okuyorum ama kızıyorum da, ille de eski şiirlerini isterim ben.
ahmet, şiire geri dön, çoluk çocuk perişan.