- dunya fenerbahceliler gunu
- mirzelal
- mehmet sah erincik
- darbecilerin el kitabi
- ergenekon operasyonu
- ben dogarken sen olmustun
- tarantino
- siyirci
- furkan caliskan
- asli serin
- ibrahim tenekeci
- merve burma
- hakan arslanbenzer
- heves
- varlik
- pedro almodovar
- murathan mungan
- her universitenin bir generali var
- benimle oynar misin
- herkes gibisin
- hakan sarkdemir
- efe murad
- eren safi
- suleyman cobanoglu
- ahmet guntan
- hicbir seyim yok akip giden sokaktan baska
- slogan zamani
- kendını ove ove olen insan modelı
- ben erkegım benı mutlu et
- kadinlari mutlu etmek
- devrim, daha varolmayan insanı sevmek demektir
- gozlerim bitti
- reddedilme korkusu
- halden hale gecmek
- omer hayyam
- dogan durgun
- rical-i gayb
- o
- ömer lütfi mete
- metrobüs

DTP'deki görevinden istifa
DTP'deki görevinden istifa etti.
tasviye edilmiÅŸ dtp'nin
tasviye edilmiÅŸ dtp'nin grup baÅŸkanvekili.
Son dönemde yaptığı
Son dönemde yaptığı açıklamalar ile Türkiyede Kürtlerin gördüğü baskı ve bunun sonucunda ortaya çıkan sorunları çözümüne yönelik yeni bir ivme kazandıran,sesine ses verilmesi gereken Kürt siyasi kişiliği...
Bu konuda Hakan Albayrak'ın yazısı okunmaya değerdir;
Ahmet Türk`ün beyanatı
Demokratik Toplum Partisi Grup Başkanı Ahmet Türk `ün Kürdistan Yurtseverler Birliği `ne ait internet sitesinde yayınlanan `Silahlı çatışmalar Kürtlere zarar veriyor& Barış için bir adım atılsın, gerekirse PKK `ya da karşı çıkarız&" yolundaki sözleri büyük yankı uyandırdı. Türk`ün Bugün gazetesine verdiği beyanat ise maalesef fazla ilgi görmedi. Halbuki bu beyanatta meselenin çözümüne işaret eden çok önemli ipuçları var.
Okuyalım: "PKK ya da Kürt sorunu Türkiye `nin sorunu. Ortak akıl ile çözülür. Kürtlerin Türkiye `den kopma ayrılma gibi bir faaliyeti yok. Ortak akılla hem demokrasiyi geliştirecek hem de kendi yurttaşlarını kucaklayacak demokratik proje konulmalı. Hükümetin, PKK `nın, Kürtlerin, herkesin ikna edilmesi gerek. Bunun zemini var. Sivil demokratik çözüm olmazsa eve dönüş çağrısının ne anlamı olur? İnsanların evden çıkış nedenleri ortadan kaldırılsa hazırız diyecekler. Eve dönüş nedir, cezaevi mi? Gelip cezaevinde mi yatacaklar. Kafamızda harita yok& Eyleme katılmayanlar geldiler, bir süre sonra serbest bırakıldılar. Peki yönetim kadrosu, ismi öne çıkan, eylemlerde ismi öne çıkanlar ne olacak? Bütün bunların netleşmesi gerek. Toplumda öfke olacaksa farklı formüller bulunur. Türkiye `ye gelmeden farklı yerler için bu tartışılır. Çözme niyeti gösterilsin. Toplum buna hazır değilse, psikolojik hazırlık süreci, mahalle baskısını ortadan kaldırmak gerekir. Bunun için de esnek davranmak gerekir& Alt yapısı hazırlanmadan tabii meseleyi çözmek mümkün değil. Yeni bir kucaklayıcı mantık, siyaset gerek&"
Önümüzdeki dönemde gündeme gelmesi beklenen "Eve Dönüş Yasası "yla ilgili zihin jimnastiklerinde hep "eylemlere karışmamış örgüt mensupları" üzerinde durulduğu için, Ahmet Türk , "eylemlerde ismi öne çıkanlar ne olacak?" diye soruyor. Sahi, onlar ne olacak? "Savaşa devam" demekten başka seçenek bırakılmayacak mı onlara? "İsterlerse teslim olmasınlar; Barzani ve Talabani ile safları sıklaştırmamız sayesinde Kuzey Irak `ta manevra sahası bulamayacaklar" deyip geçebilir miyiz? Onları PJAK `a katılıp komşumuz İran `ı vurmaya -ve Türkiye cephesine dönmek için Kuzey Irak `taki şartların değişmesini beklemeye- sevk etmek akıl kârı olur mu?
"İyi ama bu katilleri aramıza nasıl alacağız? Sıradan militanlar bir yana, lider kadronun Türkiye `de serbestçe dolaşıyor olmasını şehit analarına nasıl anlatacağız?" diye sorulabilir. Türk, bunun cevabını olabildiğince açık bir şekilde veriyor; "Toplumda öfke olacaksa farklı formüller bulunur, Türkiye `ye gelmeden farklı yerler için bu tartışılır. Çözme niyeti gösterilsin." Evet, sorunu çözmeye azmedildiğinde illa ki bir yol bulunur. Yaralar sarılıncaya kadar İtalya veya Almanya `da geçici ikamet şartı ileri sürülebilir mesela.
Peki yaralar nasıl sarılacak? Her şeyden evvel devletin -bilhassa Türk Silahlı Kuvvetleri `nin- PKK `yı doğuran sebeplerle ilgili dört başı mamur bir özeleştiri yaparak, Kürt meselesinde yeni bir sayfanın açıldığını inandırıcı bir şekilde ortaya koymasıyla sarılacak. Basın-yayın organlarına da büyük iş düşüyor. Devlet geçmişteki hatalarından ötürü pişmanlık bildirirken yüksek tirajlı gazeteler ve "reyting " rekorları kıran televizyonlar da Diyarbakır Cezaevi `nde Kürtlüğün nasıl bir şiddetle tahkir ve tezyif edildiğini ve hem tutukluların hem de onların yakınlarının nasıl intikam yeminleri etmeye sevkedildiğini anlatsın, PKK `ya devlet eliyle nasıl asker yetiştirildiğini göstersin, sonra da tek parti dönemindeki Kürt isyanlarının Demokrat Parti iktidarında nasıl şıp diye kesildiğini hatırlatarak "Şeyh Said `in torununun milletvekili yapılması gibi küçücük bir jest ateşkese yetmişti" desin, çatışmaya değil uzlaşmaya çanak tutsun, Türkiye `deki hava tamamen değişir& Her iki taraftan yakınlarını kaybedenler bağırlarına taş basıp yeni bir gün için Besmele çekerler& Sorunlarımızı doğru dürüst konuşabileceğimiz bir vasat oluşur&.
Ahmet Türk `ün Bugün gazetesine verdiği beyanattaki şu sözler de kayda değer: "DTP olarak etnisite üzerinden siyaset yapmıyoruz. Etnisite üzerinden siyaset yapmak halkları karşı karşıya getirmektir. Kürtler tarih boyunca Türk halkı ile çok yakın yaşadı. Tarih boyunca Kürtler önce Selçuklu , sonra Osmanlı `dan yana tavır geliştirdi. Tarihi bir bağ var& Türkler ve Kürtler bin yıldır birlikte yaşıyor. İsyanlar olmuş ama halklar arası düşmanlık gelişmemiş&" Bu sözler bir iyi niyet beyanı olarak okunmalı ve karşılıksız bırakılmamalı.
Kuzey Irak `taki Bölgesel Kürt Yönetimi ile münasebetlerde yeni bir sayfanın açılmasını sevinçle karşılıyor ve aynı basiretin Türkiye içinde de gösterilmesini temenni ediyoruz.
2008-05-19 Yeni Åžafak
bu topraklarda kürdün
bu topraklarda kürdün suretidir bu koca adam. örfün ve geleneğin asaletine sığınan bir bilgelik ile zamanın kalbine düşen bir isyanın soluk benzidir. isyanında bir sukunet adamlığında yetim bir çocuğun kimsesiz yakarmaları gizlidir hep.
her adı geçtiğinde '
her adı geçtiğinde
' barış, demokrasi, akan kan dursun' cümlesini beraberinde getiren milletvekili.
yazıktır, şamar oğlanı
yazıktır, şamar oğlanı yaptılar koca adamı.
sağlam tanımlamaları ve
sağlam tanımlamaları ve çözümlemeleri var.
siyaseti biliyor irdeliyor ama sanırım dtp'ye bir gömlek büyük geliyor.
dolayısı ile genel başkanlıktan da çekildi ya da çekilmek zorunda kaldı.
ahmet türk, demokratlığından ödün vermediği müddetçe çok sevilecektir.
yeni açıklaması:
yeni açıklaması:
"Bütün ekonomik ve siyasi olumsuzluklara rağmen halk şu anda da sarılabilecek bir parti görmüyor. AK Parti yıpransa da CHP yükselmiyor. İddia ediyorum bölgeye gidin CHP ile MHP arasında tercih yapın dediğiniz zaman, 'bile bile MHP'ye veririm ama CHP'ye vermem' der, çünkü CHP'den sosyal demokrat parti beklentisi var. Onu görmeyince daha fazla öfkeleniyor. CHP'nin tavrını hazmedemiyor."
seçimlerden hemen sonra,
seçimlerden hemen sonra, beyaz takımıyla mecliste mazbatasını almaya gelirken çekilmiş bir fotoğrafı olan dtp milletvekili.
o fotoğrafı görünce, içimden "bu adam bu meseleyi çözebilir" demiştim. hissi bir şey değil elbette, altını doldurabilirim. ancak ne bileyim, bir umut fazladan kabarmıştı içimde. meclis'te adam gibi bir temsil olacak, akp anayasal meseleler için dtp'ye muhtaç olacağından da sorunlar bir bir halledilecek.
hem bir de ufuk uras gibi bir vitamin var arada... ancak kendisi partinin genel başkanlığında uzun soluklu olamadı. "derin dtp" diye tabir edilen bir kesim, yerine başkasını "atadı". hatta aynı kesim, baskın oran'ın seçilmesini engelledi. yerine de bağımsız kimse seçilemedi.
şimdi gelinen süreçte bakınca, az çok yine de en mantıklı laflar ahmet türk'ün ağzından çıkmıştır. bir takım açıklamaları ve fotoğrafları uygunsuz bulunsa da, en âkil adamlardan biridir dtp içinde. kürt tabanı, pkk ve dahi dtp artık "vefa borcundan" kurtulmalı, diyarbakır'da işkence görmüşlerin kişisel hesaplarından sıyrılmalıdır.
bu durumda ancak, öcalan'ın tahakkümü sona erecek, ahmet türk gibi vizyoner insanların önü açılacak ve leyla zana'lara kalmayacaktır bu mesele. güneydoğu'da sol bir parti kurup, mücadele vermenin "tatlı" yanları da olabilmeliydi. oysa şimdi, kan dökülüyor. skor verir gibi, ölü sayısı veriyor gazeteler, televizyonlar...
çok mu iyimserim emin değilim ama, dtp içinde bu meseleyi "rahatça" halledebilecek insanlar varken, bunlardan birisi ahmet türk'ken, güç dengelerinin sürekli değişmesi, sorunu çıkmaza sürüklüyor. oturup konuşmak varken, silahlar niye? lafım iki tarafa da...
(cam irmagi tas gemi, 26.02.2008 22:53)
ekşi sözlük'ten izinsiz alınmıştır.
Bu adamı çocuk severken
Bu adamı çocuk severken veya yetim başı okşarken düşünemiyorum.Bakışlarında bir zerre merhamet veya şefkat kırıntısı yok.Kapımdan uzak olsun...
beyle ÅŸirin bir insan
beyle şirin bir insan görmemişem, sahiden torununa şeker veren dedelere benziyor...