allen ginsberg

Amerikalı şair.

admin's picture
1-şenol erdoğan imzalı bir

şenol erdoğan imzalı bir ginsberg yazısı. bogres defteri blogundan.
Kutsal kitap, kutsal şair, kutsal okur…

Kabul ettiğimiz bir şey var, iyi onlarca şiiri olan bir şair Allen Ginsberg fakat kimsenin şüphesi yok ki üç büyük şiirin yazarı o (aynı zamanda); Howl, America ve elbette Kaddish… “Okunmak için yazılmış şiir” sözüne başka bir dilde, bir makalede rastladığımda anlamlandırmakta zorluk çekmiş, dilimden şüphe etmiştim. Oysa çok geçmeyecekti okunmak için şiirin anlamı zerk edecekti usuma. Amerikan edebiyatında messianic tradition adıyla tanı bulan ve yaklaşık olarak Mesihçi gelenek diyebileceğimiz tradisyon, yapıtaşları içerisinde bu “özel” okuma biçimini de barındırmaktaydı. Okuma biçimleri: birçok yazarın yer zaman okuyucusuna sunduğu bir pusula olagelmiştir, beraberinde düz bir okuma da yapabilecektir okur, yazar da bilmektedir bunu ama yol/yön de göstermek ister bir taraftan, aslında bu sesin layıkıyla tınlamasına duyduğu istemdir yazarın, pusulalık da buradan gelir, şiirin sesini yitirmesini istemez yazanı, bir o kadar da kendisine ait olmayan bir ahengi barındırmasını da ama gene de bilir ki okur kendi rengini bulaştıracaktır skalaya, sızıyı aza indirgemenin yoludur bu biçim-ler.
Kutsal metinlerde bilinen ilk yazılı ayetlerden bu yana hiç değişmemiş bir duruştur bu önem. Tevrat’ın öğretilerinden Kur’an-ı Kerim’e dek yürüdüğünüzde okumaya karşı getirilmiş aşkınyasakları göreceksinizdir, bu yasak, sözlüğün içinde olduğu kadar dışındadır da, tılsımını yitirdiğinde dil, kuta dairlik ortadan kalkacaktır. Sanskritçeden, İbraniceden ve Arapçadan bahsettiğimiz vakit bu coğrafyaları da birbirine yakın göksel kitap diyarlarında filolojik yapının aynı tarz okuma için ne denli uygun tıpkısallıklar barındırdığını da göreceksiniz. Kur’an’ın ayetleri -okuma biçemlerinde-, özünde Hindu nefes egzersizinde çok iyi izah edilen nefes öğretilerine dayanmakta ve nefesin beyni standart oksijen miktarından uzak tutması sebebiylede sanrısal sürece sokmakta ve ortaya; salgılanan adrenokromla birleşen ilahi harflerin ve ussal görümlerin kalp coşkusuyla birleştiği bir esrik an çıkmaktadır. Huxley bunu uzun zaman önce insanlara izah etmiştir, ondan çok öncede çok kişi izaha kalkmıştır bunları. İşte bu, bir anlamda, Beat’i Dharma ile ve uzamında da dinler tarihi ile birleştiren şeylerden sadece biriyken kutsal metinlerle ve okumalarla göbek bağı olan bir yazın ve okuma formunu da şekillendirmiştir. ‘50 başlarında Şair Lamantia, sevgili Kerouac’a yazdığı mektupta (biz bu mektubu Kerouac’ın Allen Ginsberg’e yazdığı bir başka mektuptan okuruz) Lamantia’nın (mektubunda) “…sedirin üzerinde oturmuş Kur’an okuyordum ki o an hiçbir sanrı verici maddenin üzerimde yaptığı etkilere benzemeyen bir vizyon görmeye başladım ve hiçbir şey almamıştım…” der. Beat Kuşağı’nın sürrealist şairi Lamantia, Kerouac’a “Muhammed’in Melekleri’ni gördüğünü” yazacaktır. Ve Allen olağanüstü uzun soluklu şiiri Howl’da yer verecektir bu görüme.
Jazz’ı ve Beatlerin çok sevdiği bir benzetme olan jazz ile tren sesi arasındaki bağlantıyı Howl’da hissetmemek mümkün değildir: Howl bir lokomotiftir ve makinist sizsinizdir, tren bayırı tırmanmaya başladığında hızı; nasıl, nerede, ne kadar keseceğinizi biliyorsanız inanılmaz bir jazz partisyonuna döner trenin çıkardığı sesler ve yokuşun sonu gelmeye başladığında bazen bir düzlüğe bazen da hemen keskin bir inişe geçersiniz ve gene makinisttedir tüm ölçü; düzlüğe vardığınızda ya da inişe geçtiğinizde tüm kontrol -yani aslında nefesinizin tüm kontrolü- Howl’a -yani koca trene- devinimi gerektiği gibi kazandıracak olandır. Her makinistin göreve ilk başladığında zorluklarla karşılaşması ne denli gerçek ve doğalsa; Howl, okundukça kişideki yerini bulacak, dahası kişi onun ivmesini yakalayacaktır ve işte ortaya gerçekten trenin takırtılarıyla eşsiz bir uyum sağlayan jazz ritmi çıkacaktır, kâh hızlanacak, kâh çok hızlanacak, tam tıkanıyorken yavaşladığı anda açılacak ve devam edecek yoluna bir süre düz ve sonra…
Ginsberg’in yaşamında önemi tartışılmayacak iki ismin varlığı herkesçe bilinir, Whitman’dır bu isimlerden biri, diğeri ise William Blake. Bir bakışta anlaşılır bir ilgidir Allen’ın ki: Kenneth Rexroth’un “…Amerikan şiirinde bel kemiği sayılagelen Whitman’ın ve onun popülist, sosyal devrimci geleneğinin uzantısı ve kusursuz uygulaması…” tanımlaması zaten her şeyi fazlasıyla açıklamaktaydı. Ki aynı şekilde Ginsberg, Galeri-6’de, Howl’u okuduktan sonra ileride Beat kuşağının önemli şairlerinden biri olarak sayılmayı hak edecek olan McCulure şunları söyleyecekti. “Bir bariyer yıkıldı! Bir insan sesi ve bedeni: Amerika’nın sert duvarına, onun ordularına, akademilerine, kurumlarına, düzeninin sahiplerine ve güç destekli temellerine karşı gürledi.”
Bilgeliğin sarayına giden yolun taşkınlığın ahırından geçtiğini Blake’den öğrenmişti Allen. Bu yolu sonuna dek yürümesi ise doğal olarak eski agnostik şiir geleneğinin önemli bir halkası yapmıştı onu. Varolduğu dönemin birçok şair ve yazarı gibi mistik olana ulaşma arzusu hem Ginsberg’in hem de kuşağının not defterinde ilk kalemdi. Ve doğal olarak beslendiği kaynak şairlerden etkilenmesi, onları esin kaynağı olarak görmesi olası bir durumdu. Alt yapısını çok önemli bu tarzla besleyerek kendini ve Howl’u yarattı Ginsberg, Kerouac’ın spontane ve kaygısız yazım stilinden çok etkilenmişti ve kendisi de çok zaman bu metodu kullandı ki Kerouac’ın bu yazın stili kuşağın belkemiğiydi de. Bir keresinde Williams’tan esinlenerek, onun şiirlerinin bir kısmını konuşma diline çevirir Allen, Williams, sonucun başarısı karşısında çok hoşnut olur.
Dört bölüm olarak yazılmış olan Howl’un her bir bölümü sanki uzun bir tek cümleymişçesine okunur, şiirin soluksuz bırakması hiçte mecaz anlamda kullanılmaz bu noktada, ciddi ciddi soluksuz kalır kişi, hele ki Howl’a ve yukarda bahsettiğimiz geleneğin okuma yapısına bir yabancılığı varsa. Ki bu tıkanma şiirin aynı zamanda yanlış okunması anlamını da içinde barındırır. Şu ana dek anlatadurduğumuz bu yapı beraberinde kaçınılmaz olarak okuyan ve dinleyen üzerinde hipnotik bir etkiye de sebep olmaktadır. Allen’ın yazınında ve yaşamında (yazın yaşamında) önemli bir yer tutan mantra geleneğinin de bir temsilidir aynı zamanda Howl ki bir ucu bugün artık bir yaşam biçimi formunu da edinmiş olan “rap”lemeye dek varır. Asla klişeye düşmeyen aksine insanı kanlandıran müstehcenlik ile süslenip deliliğin müstehcen liriği olup çıkıyor yer zaman bu tüm.
Howl’un içinde çok bariz saplanma noktaları vardır, esinlenme ya da etkiye sebep olan isimler de belki yer zaman çarpacaktır okurun suratına lakin bir o kadar da serbest çağrışımlar silsilesidir, öncelikle herkes kendi karşı-kültür yaşamından ve geçmişinden zerrelere denk gelecektir, öte yandan: kimisi Rimbaud’ya saplanacak, biri için anal bir deneyim olacak, Denver’dan Frisco’ya özgür cinselliğin dölleri harflere evrilecek kesinlikle. Dionizyak! Öte yandan ahlakçı tüm yapılanmalara bir karşı duruş anarşizan bir ULUMA.

Howl bir manifestodur! Beat Generation’ı anlatan “detay”ından dolayı ilk ve tek şiirdir. Kuşağın bireylerinin yaşamlarından -ve diğer anlamda eserlerinden- anekdotlar barındırmaktadır: Philip Lamantia, Neal Cassady, William S. Burroughs, Peter Orlovsky, Lucien Carr, Herbert Huncke ve Carl Solomon tıpkı Kerouac gibi Allen Ginsberg şiirinin ana figürleridir. Örneğin Jack’in “Visions of Cody”si Howl adına önemli bir kaynaktır.
Metnini uzun zaman içinde ve detaylarla örer Ginsberg, Kerouac’ın mektuplarından cımbızla çekilmiş kelimeler çok az okuyucunun farkına vardığı çok önemli detaylardır. Ginsberg’in şiiri, dönemin kültürü hakkında da önemli, özel ve de tarihsel bilgileri minik detaylar şeklinde sunmaktadır okuyucusuna: Fugazzi’den Jukebox’a, kendi içsel yaşamlarından aile yapısına, amerikan pop kültürüne ve edebiyat dünyasına, devletin hastane yapısı ve hasta tedavi zihniyetine, Walt Whitman’ın şiirine, dönemin sosyo-politik yapısına, Kızılderili vizyonlarından zen eğitimine, Burroughs’un uyuşturucu seyahatlerinden Neal ve Jack’in yol yazınlarına değin kent yaşamının da nabzını hiç elden bırakmayan bir “beat arkeolojik kazı sahası”dır Howl. Bu kurgu mantığıyla yazıldığı güne dek hiç denenmemiş bir kolaj formuna da sahiptir. Bu anlamda aşırı denebilecek denli “kapalı” bir şiirdir(tıpkı Yahudi kutsal kitap dili ve ‘gelenek’indeki gibi), açıkçası; Ginsberg’in kendi yazdığı notları olmasa şiirini tam olarak anlamak neredeyse tek kelimeyle imkânsızdır. Howl ayrıca, adı Beat Kuşağı vasıtasıyla öne çıkacak olan Frisco Şiir Rönesans’ının da lokomotifi olmuştur.
1955’de ‘Amerika’ gerçekten Ginsberg’den ve Beat Hareketinden korkmuştu. Sadece Amerika değil ‘dünya’ da şiirin gücünü görmüş ve ondan korkmuştu. Amerikan hükümetince kitabın yasaklatılması ve yayıncıları olarak L. Ferlinghetti ve Shigeyoshi Murao’nun mahkemede yargılanması bu gerçeğin somut ve küçük bir örneğidir.
Tom Waits’den Philip Glass’a değin onlarca kişi Howl’u yorumladı, Howl bugün hala canlı ve yaşamın içine güçle karışmayı sürdürüyor. Howl’un “footnote” bölümünü “Speel” adıyla kült bir şarkı haline getiren Pati Smith ülkemize yakın zamanda yaptığı ikinci ziyaretiyle Howl’un hala nasıl kıpı kıpır ve yaşam dolu olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. (Kendisi tarafımızca uzatılan Howl’u içtenlikle kabul etmiş ve bizi mest eden cümlelerle okumuştur.)
Şu bir gerçektir ki Howl, Amerikan edebiyatında bir dönüm noktası olmaktan çok yeni bir (şiir) çağın(ın) başlangıcıydı da. Ki W.C. Williams’ın Ginsberg’in eserine önsöz yazması da bir anlamda bunu işaret ediyordu.

admin's picture
2-beat şairlerden. bu arada

beat şairlerden.
bu arada bu beat'i her yerden duyuyorum.

superman's picture
3-America Allen

America

Allen Ginsberg

America I've given you all and now I'm nothing.
America two dollars and twenty-seven cents January 17, 1956.
I can't stand my own mind.
America when will we end the human war?
Go fuck yourself with your atom bomb
I don't feel good don't bother me.
I won't write my poem till I'm in my right mind.
America when will you be angelic?
When will you take off your clothes?
When will you look at yourself through the grave?
When will you be worthy of your million Trotskyites?
America why are your libraries full of tears?
America when will you send your eggs to India?
I'm sick of your insane demands.
When can I go into the supermarket and buy what I need with my good looks?
America after all it is you and I who are perfect not the next world.
Your machinery is too much for me.
You made me want to be a saint.
There must be some other way to settle this argument.
Burroughs is in Tangiers I don't think he'll come back it's sinister.
Are you being sinister or is this some form of practical joke?
I'm trying to come to the point.
I refuse to give up my obsession.
America stop pushing I know what I'm doing.
America the plum blossoms are falling.
I haven't read the newspapers for months, everyday somebody goes on trial for
murder.
America I feel sentimental about the Wobblies.
America I used to be a communist when I was a kid and I'm not sorry.
I smoke marijuana every chance I get.
I sit in my house for days on end and stare at the roses in the closet.
When I go to Chinatown I get drunk and never get laid.
My mind is made up there's going to be trouble.
You should have seen me reading Marx.
My psychoanalyst thinks I'm perfectly right.
I won't say the Lord's Prayer.
I have mystical visions and cosmic vibrations.
America I still haven't told you what you did to Uncle Max after he came over
from Russia.

I'm addressing you.
Are you going to let our emotional life be run by Time Magazine?
I'm obsessed by Time Magazine.
I read it every week.
Its cover stares at me every time I slink past the corner candystore.
I read it in the basement of the Berkeley Public Library.
It's always telling me about responsibility. Businessmen are serious. Movie
producers are serious. Everybody's serious but me.
It occurs to me that I am America.
I am talking to myself again.

Asia is rising against me.
I haven't got a chinaman's chance.
I'd better consider my national resources.
My national resources consist of two joints of marijuana millions of genitals
an unpublishable private literature that goes 1400 miles and hour and
twentyfivethousand mental institutions.
I say nothing about my prisons nor the millions of underpriviliged who live in
my flowerpots under the light of five hundred suns.
I have abolished the whorehouses of France, Tangiers is the next to go.
My ambition is to be President despite the fact that I'm a Catholic.

America how can I write a holy litany in your silly mood?
I will continue like Henry Ford my strophes are as individual as his
automobiles more so they're all different sexes
America I will sell you strophes $2500 apiece $500 down on your old strophe
America free Tom Mooney
America save the Spanish Loyalists
America Sacco & Vanzetti must not die
America I am the Scottsboro boys.
America when I was seven momma took me to Communist Cell meetings they
sold us garbanzos a handful per ticket a ticket costs a nickel and the
speeches were free everybody was angelic and sentimental about the
workers it was all so sincere you have no idea what a good thing the party
was in 1935 Scott Nearing was a grand old man a real mensch Mother
Bloor made me cry I once saw Israel Amter plain. Everybody must have
been a spy.
America you don're really want to go to war.
America it's them bad Russians.
Them Russians them Russians and them Chinamen. And them Russians.
The Russia wants to eat us alive. The Russia's power mad. She wants to take
our cars from out our garages.
Her wants to grab Chicago. Her needs a Red Reader's Digest. her wants our
auto plants in Siberia. Him big bureaucracy running our fillingstations.
That no good. Ugh. Him makes Indians learn read. Him need big black niggers.
Hah. Her make us all work sixteen hours a day. Help.
America this is quite serious.
America this is the impression I get from looking in the television set.
America is this correct?
I'd better get right down to the job.
It's true I don't want to join the Army or turn lathes in precision parts
factories, I'm nearsighted and psychopathic anyway.
America I'm putting my queer shoulder to the wheel.

ÖzGe's picture
4-amerika her şeyimi verdim

amerika her şeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim
17 ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.
kendi kafam bile destek değil bana.
insanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz amerika?
al şu atom bombanı kıçına sok.
kafam bozuk, amerika, bir de sen üstüme varma,
kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.
söyle bana amerika ne zaman melekleşeceksin sen?
ne zaman anadan doğma olacaksın
ne zaman bakacaksın mezarlıktan amerika?

ne zaman milyonlarca troçkistin’e yakışır olacaksın?
amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?
amerika, hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?
amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.
ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim için gerekenleri alabileceğim?
amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsın
bir de ben, öbür dünya değil.
şu makinalarına da dayanasım kalmadı
amerika, bil.bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.
bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.
burroughs şimdi tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsün
korkunç bir şey olurdu bu.
sen de korkunç musun amerika
yoksa bir oyun mu bu?
saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.
öyle üstüme varma amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.
amerika, erikler çiçek döküyor.
aylardır gazete okuduğum yok, her gün cinayetten birisi kodesi boyluyor.
amerika, wobblie'lere tutkunum ben.
küçükken komünisttim amerika, özür mözür de dilemiyorum
şimdi her fırsatta esrar çekiyorum.
günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.
chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye,
ama hiç kimselerle yatamıyorum.
bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.
ah! sen beni marx okurken görmeliydin amerika.
ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.
hiçbir şeyim yok gerçekten, tanrı' ya yakarma dahil.
mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.
amerika, daha sana max amcam rusya'dan döndükten sonra
ona yaptıklarından söz açmadım.sana sesleniyorum amerika.
heyecanlarının daha time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?
ben time'a tutkunum amerika
her hafta bir tane alıp okuyorum
köşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyor
onu berkeley halk kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.
sana hep sorumluluktan söz ediyor.
iş adamları ciddi.film yapımcıları ciddi. herkes ciddi, ben hariç.
zaman zaman amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.
yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.
asya bana karşı ayaklanıyor amerika
.bir metelik talihim yok.
en iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.
ulusal kaynaklarım, biliyorum,
iki parça esrar,binlerce cinsiyet organı,
saatde 1400 mil hızla gidenbir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.
cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılarda
yaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.
fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra tanca'da.
katolik olmasına katoliğim ama gene de başkan olmak istiyorum.
amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?
dörtlüklerime henry ford gibi devam edeceğim,
yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadar kişisel,
üstelik her biri değişik cinsiyetten.
amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana,
eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.
amerika tom mooney'i serbest bırak.
amerika ispanyol huriyetçilerini kurtar.
america sacco ve vanzetti ölmemeli.
amerika ben scottsboro çocuklarıyım.
amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni,
orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç leblebi
beş sent ve söylev beleşti
herkes bir melekti orda amerika ve işçiler karşı iyi
duygularla doluydu herkes içtendi amerika ve bilemezsin.
parti 1833'de nasıl iyiydi ve scott nearing ne hoşbir ihtiyardı
bloor ana bir seferinde nasıl da ağlatmıştı beni
bir kez israel amter'i görmüştüm orda.
her biri birer casus olmalıydı onların.
amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.
amerika onlar rus haydutları biliyorum.
ruslar onlar ruslar ve çinliler. ve ruslar. ve ruslar.
rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor
lüpletmek istiyor. gücünde çılgına dönmüş moskof.
elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak istiyor.
chicago'yu ele geçirmek istiyor.
onun kızıl reader digest'a ihtiyacı var.
bizim otomobil fabrikalarımızı sibirya'ya taşımak istiyor.
benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi yönetsin istiyor.
iyi bir şey değil bu.o kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.
onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.
bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.
imdat.amerika bu iş ciddi.
amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.
amerika doğru mu bunlar ?
hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.
ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek,
miyobun biriyim, üstelik kafadan çatlak.
amerika dönsün çark. nasılı masılı yok.
şu oğlan omuzlarımızla dönsün.

Allen Ginsberg

admin's picture
5-amerika adlı şiiriyle

amerika adlı şiiriyle meşhur şair.

susanadam's picture
6-beat kuşağının

beat kuşağının ortasındaki adam.
çek uçaklarını vietnamdan demiştir.
küçük iskender de çek uçaklarını kıbrıstan demiştir.
meraklısı altıkırkbeş yayınlarından beat kuşağı hakkında bir hayli bilgiye ve kitaba ulaşabilir. "Uluma" diye bir şiirini büyük bir kalabalık önünde okuyup olay olmuştur.
bir ara istanbula da gelmişti...

erkanyar's picture
7-ŞİİR SANATI AKADEMİLER

ŞİİR SANATI

AKADEMİLER İÇİN:

Kendini bilmez bir yığın cahil cühela
korkak ve cansıkıcı herif kalkıp şiire saldırıyor.
Şiirin nasıl yaratıldığını bilmeden.
Bu düdüklerin yoluna bir şiir çıksa,
onu tanımadan geçip giderler.
Geçip gitseler gene iyi, güpegündüz ırzına geçerler
onun.

POLİTİKACILAR İÇİN:

Benim şiirim çılgınlıktır, meleksel çılgınlık!
Tamam mı?
Benim şiirimin, kimin kime ateş etmesi gerektiği
konusundaki materyalist önerilerle
hiçbir ilgisi yoktur.
Birey, düş gücünün gizleri...
bir başka deyişle, koşullara sığmayan can,
böylesi bilinçlilikler için satılığa çıkarılmamıştır.
Evren yepyeni bir çiçektir.
Ve Amerika bir gün keşfedilecektir.

Allen GINSBERG

Çeviri: Orhan Duru - Ferit ERGÜ