romancı
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
|
tam şu anda 6 yazar ve 18 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-isim başlıklarını
isim başlıklarını okudukça anlıyorum: şimdi yine ortalığa saçılmış durumdayım, hakikate ve onun derinliğine veya hiçbirine değil de basitçe, zeka ile işlenmiş bir edebiyata ilgi duyma noktasında kıyılarda su yutuyorum. yuttuğum tuzlu su ağz-ı burnumdan da gelebilir, ardımdan da çıkabilir. ben onu bunu bilmem. ben duyarım. böyle var oluyorum...
iki isim duymam yeterli, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymam. analoji-kıyas yapmak ve alakasız kesişen kumeler kurmak için. burası bunun için var. cesurca olduğu taktirde kimse cehaletimi kınayamaz. aptallığımı, hiçbir şey yapmadan sadece dedikodu yapmamı, oturup hansel'le grathel'i şekerden eve gönderen "ortak" noktayı ispatlamak için gösterdiğim çabayı... iki ismi de biliyorum zira. iki ismi aynı anda duyduysam mutlaka bir ilişki kurmam gerekir. ben duydum...
"hansel, grathel'in menajeri olacak mı?, şeker evi kim yalayacak?, cadı kadın önce hanginize atlayacak?" gibi sorular var daha... hepsi daha gerçek, daha zeki, daha eğlenceli. yani benden kaynaklanıyor olamaz. ben sıkılıyorum.
alper kamu da şimdi gitsin, yarın gelsin.
2-büyüyünce murat menteş
büyüyünce murat menteş olmayacak.daha gerçek ve daha zeki.Menteş menejerlik vazifesinde ileri geri çalışıp orta sahayı rahatlatacak...
3-büyüyünce murat menteş
büyüyünce murat menteş olacak.
4-kendi kaleminden yaşam
kendi kaleminden yaşam öyküsü,
"1969´da istanbul´da doğdum. çocukluğum acıbadem´in çeşitli mahallelerinde, uydurduğum hikayeleri arkadaşlarıma anlatarak geçti. kalan zamanlarımda da mahalle savaşlarına katılıyordum. zannediyorum yalancı ve kötü huylu oluşum bundan ileri gelmektedir. 1980´de dârüşşafaka´ya girdim. orada, fazla konuşmak zayıf biri olduğunuzu düşündürebileceğinden hikayelerimi anlatmayı bırakıp yazmaya başladım. bir ara franz kafka isimli şahsiyetin benim kadar iyi uydurabildiğini fark edip küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. ama çabuk toparlandım. ne de olsa ben daha gençtim ve o ölmüştü. boğaziçi üniversitesi´ndeki psikoloji eğitimim bana japon bıldırcınlarından pek de akıllı sayılamayacağızı öğretti. otuz yaşına geldiğimde, başladığım bir romanı nasıl olduysa bitirebildim: “tatlı rüyalar, psiko-absürd romantik komedi.” bugünlerde 11 aylık kızım ada´yla birlikte yeni romanım üzerinde çalışıyoruz. jules verne, michel zevaco, dostoyevski, calvino, nabokov ve fowles hayatımın farklı dönemlerinde beni etkilemiş, büyük uydurukçulardır."
5-Alper Canıgüz:
Alper Canıgüz: Şaşırtıcı kitapların zeki yazarı
"Tatlı Rüyalar" ve "Oğullar ve Rencide Ruhlar" kitaplarının yazarı Alper Canıgüz'ü tanımıyorsanız ve kitaplarını okumadıysanız hayatınızdaki eksikliğin farkında değilsiniz. Daha fazla bu şekilde yaşamanıza izin veremezdik. Bu nedenle kendisiyle bir röportaj yaptık. Dikkatinizi buraya yöneltmenizi rica ediyoruz. Okuyanların ise ilgisini çekeceğinden zaten eminiz… Tekrar ısrarla tavsiye ediyoruz, kaçırılacak kitaplar değiller.
Kitaplarınızın türünü "psiko-absürd romantik komedi" olarak tanımlıyorsunuz. Bu sizin buluşunuz mu?
"Psiko-absürd romantik komedi" sadece Tatlı Rüyalar'ın alt başlığı; bir "tür" değil ve ikinci kitabımla da bir alakası yok aslında. Oğullar ve Rencide Ruhlar'a benzer minvalde bir alt başlık gerekse herhalde "pedo-kriminolojik kara komedi" falan gibi bir şeyi tercih ederdim. Ya da "fantazma-kriminolojik pediyatrik dejavü"… Bilmiyorum, emin değilim, öyle bir şeyler işte…
"Tatlı Rüyalar"da, rüyaların hayatta çok büyük rolü olduğunu vurguluyorsunuz. Sizce gerçekten öyle mi?
Pek öyle bir şey düşünmemiştim aslında. Belki rüyalarda hayatın küçük bir rolü olduğunu vurgulamaya çalışmış olabilirim ama.
Rüyalar üzerinde bu kadar durmanızın, psikoloji eğitimi almış olmanızla ilgisi var mı?
Rüyalarla herkes ilgilenir. Siz ilgilenmiyor musunuz? Psikoloji eğitimi almış olmam rüyalarla ilgilenme biçimimi belirlemiş olabilir ancak. Güzin Abla ve ben aynı fenomene farklı parametrelerden bakmaya çalışan iki düşünürüz yani…
Peki biri gelip size bir başkasının onun rüyalarında yaşadığını, aynı hayatı paylaştıklarını anlatsa inanır mıydınız, yoksa 'hadi canım' deyip geçer miydiniz?
Bunda inanılmayacak ne var ki? Sık karşılaşmadığımız şeyler her zaman gerçek dışı şeyler değil sadece sık karşılaşmadığımız şeylerdir. Bir de şunu söyleyeyim ki gerçeklerle inançlar arasındaki ilişki hiç öyle tek yönlü bir ilişki değildir.
"Tatlı Rüyalar"daki profesör, üniversitede ders verdiği öğrencileri hakkında devamlı "psikoloji bunlara kalırsa ülkenin ruh sağlığı iflah olmaz" şeklinde düşünüyor. Gençlerden ümitsiz misiniz yoksa?
Yok canım, gençler, yaşlılar, kadınlar ya da çocuklarla bir derdim yok. Zeka ve derinlik açısından gençlerin toplumun geri kalanıyla pek önemli farklılıklar taşıdığını sanmıyorum. Alışveriş yaptığınız bakkalın mesleki becerisiyle gittiğiniz terapistin becerisinin ortalama olarak pek farklı olmayacağını düşünüyorum sadece. Futbolda ilerledik yalnız, orası kesin. Ama Almancılar yüzünden oldu o da… Neyse, konuyu biraz dağıttım değil mi?
"Oğullar ve Rencide Ruhlar"da büyümüş de küçülmüş, insanı ürkütecek derecede yaşından ileri davranışlar sergileyen bir kahraman yaratmışsınız. Küçükken siz de bilmiş ve yaramaz mıydınız?
Alper Kamu'nun davranışlarını sergileyen ya da düşüncelerine sahip kaç tane erişkin gördünüz diye sorsam? Alper Kamu'yu farklı kılan şeyin "yaşından ileri" davranışlar sergilemesi olduğunu söylemek pek doğru gelmiyor bana. Hem ürkmeyin kendisinden; içkiyi fazla kaçırmadığı sürece pek arıza çıkarmıyor. Bana gelince; sanırım şimdikinden fazla bir farkım yoktu. Hımbıl bir şeydim yani.