bütün yollar kızılaydan geçer...
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
tam şu anda 1 user ve 4 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-düşen bir yaprak
düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştim biliyorsun seni beeeen sonbaharda sevmiştim.Ankara'nın sonbaharı hiçbi şehrinkine benzemezzz.
2-istisnasız her onbeş
istisnasız her onbeş günde bir hafta sonları konstantinopole kaçtım,ağlayarak geri dönmek zorunda kaldım.şimdi buradayım çorumda ve her ikisinden uzakta.iş mi yaaaa...
3-Bozkırda bir yuvaaa bilgi
Bozkırda bir yuvaaa bilgi yuvasıı...Ankara'yı çoook severim,yaşamayan bilemez.İlk gittiğimde şokkk vaziyetleri..ne bu yaaa burası köy mü olmuştum.üç yıl sonra şoku atlatıp tipikıl bir başkentli oldum.beni de şekle soktu angara..
4-angora'yı sevmiyorum
angora'yı sevmiyorum çünkü yarısı park, geri kalan yarısı da devlet kurumu. kuru,soğuk ve yapay...çocukluğunu bu şehirde yaşamayıp sonradan gittiği halde seven var mı merak ediyorum. varsa tanımak isterim. angora'yı bile sevebilecek kadar sevgi dolu bir aşk insanını kim tanımak istemez ki?!
5-böyle olmaz kısa etek
böyle olmaz kısa etek giydirilsin ankaraya istanbul gelince. bi de ses değişikliğine maruz kılınsın, enkera uygun misal. al sev öde kullan sat
6-Yazılan onca şeye rağmen
Yazılan onca şeye rağmen sevemediğim şehir. Sevmiyorum yav sevemiyorum her gitme düşüncesinde içim kararıyor.
7-When I was a little child
When I was a little child ,
Bir yokluktu Ankara.
Apres moi dull and wild
Town ne oldu, que sera?
/Oguz Atay/
8-Ankaralı olmak:... Oran'a
Ankaralı olmak:... Oran'a giderken," Buralar da ne şehir dışı..." dediyseniz...
Şimdi Oran'a giderken "Eskiden buralar çoraktı ve çok uzaktı..." diyorsanız.
Ziya Gökalp Caddesi'nin orta şeridinin sadece otobüsler için tercihli yol
olduğunu ve dalga dalga göçtüğünü görmüşseniz. Kuğulu Parkla Elcilik arasındaki yolun yerinde dere olduğunu
görmüşseniz. Şimdililerde Gazi Hastanesi'nin olduğu yerde ormanlık arazide futbol
oynadıysanız. Soguttozu’ndeki köprünün sadece bir ufak kavsak olduğunu hatırlıyorsanız...
Turizm Bakanlığı binasının yerinde tarla olduğunu hatırlıyorsanız. Eskişehir yolunun 2 şeritli ve bos halini
biliyorsanız...T.B.M.M 'nin yanındaki Gül Bahçesinde Mini golf oynadıysanız....
Eğer Arı sineması açıldığında (o zamanlar için) Ortadoğu’nun en büyük
sinemasına gidebilmenin hakli gururunu yaşadıysanız ve şimdi sinem değil diye üzülüyor,
"aynisini isterim oysa" diyorsanız. Bahçelievler 7. Caddeye sadece o civarda oturan bir arkadaşı ziyaret etmek
için gittiyseniz ve mahalleye adini veren tek ya da iki katlı evler size daha güzel
geliyorsa... A.O.Ç’deki büfelerden fındık fıstık alıp
maymunlara verdiyseniz, çıkışta köfte ekmek, üzerine de A.O.Ç dondurması yediyseniz
arabada. Hatta hatta yeşil-kırmızı-mavi alüminyum kapaklı tombul yoğurt
şişelerini, süt şişelerini, cam şişedeki ayranların doyulmaz tadını hatırlayınca içiniz cız
ediyorsa... Oradaki tren yolunda banliyö treni geçerken duyduğunuz heyecan hafızanızdaysa.
Eğer Akün Sineması’nda zar zor bilet bulduğunuzu anlatırken gülebiliyorsanız.
En güzel kıyafetlerinizle gittiğiniz Küçük Tiyatronun küçüklüğü
anılarınızda yer almışsa... Tunalı Hilmi'deki Cambo’ya gidip, garip hamburgerlerinden yediyseniz.
Eski Deutz servis otobüsleriyle okula gittiyseniz.
Hava kirliliğinden dolayı okullarınız tatil edildiyse... Metropol sineması acılınca "Ne güzel... İki
salonu var" dediyseniz. Kerem, As sinemaları size bir şey ifade ediyorsa. Zafer Carsısı’nın altından elden düşme kitap, dergi aldıysanız... Kurtuluş Parkı’nda bir buz pateni sahası olduğunu biliyorsanız ve orayakaymaya gitmişseniz... Kızılay’da, ağzındaki ufacık pul gibi
birşeyle kus gibi öten adamı hatırlıyorsanız... İlk kumpiri Tunalı’da Kıtır Piliçte yediyseniz.
Döneri, Sakarya'da Hoşta'da yemeyi seviyorsanız... Piknik’te ayaküstü bir bira içmenin tadına
vardıysanız. Bir mekâna girdiğinizde %80 ini isimleri ve özgeçmişleriyle sayabiliyorsanız (dıysanız vaktinde)
Airport diskonun açıldığını hatırlıyorsanız. A Bar’da canlı müzik dinlediyseniz... F 34'ü biliyorsanız ve bunu saklıyorsanız...
Arkadaşlarınızı en az 10 yıldır tanıyorsanız... Karum’da piyasa yaptıysanız, Çook Şeker
açıldığında kosa kosa gidip bir torba seker aldıysanız (?).Eğer Tunalı Hilmi Caddesi pazar günü trafiğe
kapatılınca caddeye bağdaş kurup gitar çaldıysanız. Parktaki salıncaklarda sallanıp, balon ve kağıt
helva aldıysanız. Kızılay trafiğe kapalıyken oradaki masalarda oturup, bisiklete binip,
paten kaydıysanız. Köprülü kavşağı, metro durağı olmayan bir Ankara'yı özleyebiliyorsanız.
O okullarda okumadan da Kolej-Yükseliş çekişmesini hep yasadıysanız. Amerikan Pasajı’ndan alışveriş yaptıysanız. Bilkent'siz bir Ankara tanıdıysanız...Kızılay Gima’nın önünde birileri ile buluştuysanız. Botanik Parkı’ndan sonra Seğmenler Parkı
hafta sonu aile eğlenceniz olmuşsa bir zamanlar... Gölbaşı’na yemeğe, pikniğe gitmişseniz ailenizle.
Asıklar tepesini anıyorsanız... Şehirlerarası otobüse Ulus’daki gardan binmişliğiniz varsa.
Gençlik Parkında birilerinin nikahına gidip, havuzunda bisiklete binip, aksam da lunaparkta ucan sandalyelere
binmişseniz.. Okul gezilerinde mutemadiyen Anıtkabir’e, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne,
Resim Heykel Müzesi’ne, Atatürk’ün Evi'ne, Meclis'e gitmişseniz..Ata kule’nin inşaat halini görüp, açıldığında
kosa her hafta sonu oraya gidip Dreamland jetonları biriktirip hediye almaya
çalıştıysanız..Marmara otelinde bir baloya gidebildiyseniz... Meram Pastanesinden dondurma yediyseniz.
Şimdiki TV8 binasının yerindeki Milka yıkılırken ağladıysanız... Hala 9'da karar verip 9 buçuk seansına yetiştiğinizi zavallı
İstanbullulara anlatırken büyük keyif alıyorsanız! İstanbul’da yaşadığınız halde hafta sonu
Ankara'ya gidiyorsanız... İstanbul’da yaşadığınız halde Ankaralılarla görüşüyorsanız.
Ankaralısınız. Ankaralıyım derken gururlanıyorsanız....Ankaralı olmanın ayrıcalık olduğunun
farkındasınız ve Şanslısınız...
9-bazen sevmediginiz seylere
bazen sevmediginiz seylere alisirsiniz ki artik sevdiginizi dusunmye baslarsiniz bile
ankara da boyledir aliskanlik apar
10-ankara hazırlar, istanbul
ankara hazırlar, istanbul pişirir
11-Sonbaharını
Sonbaharını severim,Kurtuluş parkında koşmayı sonra Sakaryada döner yemeyi MSB'nın karşısındaki sokaktan Saraçoğlu evlerinin arasında yürüyerek kumrulara inmeyi ve odun döneriyemeyi küçük dönercide..Ankara'yı çççooooook severim.
12-sevglim orda benim seveyim
sevglim orda benim
seveyim mi sevmeyeyim mi bilemem ki
13-ankarada hastaneler belli
ankarada hastaneler belli yerlerdedir. ibn-i sina, numune, hacettepe, yüksek ihtisas...
14-görünürde denizi
görünürde denizi olmadığı halde martısı olan şehir...
susanadamın sustuğu şehir.
15-bir ayaz bir ayaz anam
bir ayaz bir ayaz anam anam... hele birde Adana gibi bir yerden hiç hazırlıksız gitmişseniz...
16-Bir sevmeme nedeni daha;
Bir sevmeme nedeni daha; halkı tam anlamıyla kasaptır, araba kullanmayı bilmez. Bir anda önünüze bir araba atlayıp acı fren yapmanıza neden olursa, bilin ki Ankarada'sınız, iyi şanslar.
17--ankara da hacı bayram veli
-ankara da hacı bayram veli hazretlerinin göğsü bir ay gibi parlar.
-sonbaharda akşam necatibeyden kumrulara doğru giderken ve mithatpaşadan sıhhıyeye inerken ayrılığı göğüsler ilkbahar ikindisinde aşkı kucaklarsınız.
-kumrular sokakta ödünç kitap alır ömrünüze karışmış bir kitapla geri dönersiniz.
-ankarada kızılayda mutlaka bir tanıdığınıza rastlar bir yere geç kalma kaygısı duymadan sohbet edebilirsiniz
- ankarada en uzak mesafe kızılaydan 45 dakika bilemedin 1 saattir.
- ankarada kurallar vardır ayağınıza biri basarsa özür diler.
-ankarada birine adres sorarsanız size 4 kişi yardım için seferber olur. sağa sola yollamaz.
-ankara insanının çoğu gariban orta anadolu köylülerinin çocuklarıdır. organize işler fazla olmaz.
-ankarada namaz kılmak, başını örtmek, gibi şeyler müşküldür bu yüzden kıymetlidir. bunun bir bedeli olduğunu öğretirler adama...
-yazar çizer takımı ankarada yetişir sonra büyük takımlara transfer olur.
-ankarada bütün önemli kitapevleri hemen hemen 1 kmkarelik lik bir alan içindedir.
-ankarayı avcunun içi gibi bilmek mümkündür.
-
18-sevme nedeni türetemiyorum
sevme nedeni türetemiyorum ama sevmeme nedenlerine bir tane daha;kokuyor. dışından geçseniz bile kesif bir koku var havada. susuz dönemlerinden kalma olsa gerek.
19-Ankara Ankara'ya öyle
Ankara
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir ÅŸeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiÄŸine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeÅŸ olacak deÄŸiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beÅŸik kertilmiÅŸ olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaÅŸamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiÄŸi kimliÄŸi
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir ÅŸiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
ÅŸimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yaÄŸsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
Yılmaz Erdoğan
20-Ankara'da insanlar yaÅŸar.
Ankara'da insanlar yaşar. kravat takarlar. işe giderler. apartmanlarda otururlar. balkona çamaşır asarlar. pikniğe neydi oranın adı eryamanda bir yer var işte oraya giderler. eskişehir yoluna doğru uzamıştır ankara. konya tarafına doğru uzamamıştır filan. ama bu nedenlerle sevilemez ki. belki işte, istanbula dönüşlerde tünel sayesinde yol kısalmıştır. tünel hatırına.. ama kaynaşlı esnafı meteliğe kurşun atmaktadır.. olmaz ki bu.
21-Ankara başlığı altında
Ankara başlığı altında da ifade edilebilecek şeyler için nedense yeni başlık açma gereği duyulmasının sonucu.anketten önümüzü göremememize neden olan başlıklardan biri daha.
22-akdenizden ve güneydoğudan
akdenizden ve güneydoğudan ankaraya ergenlik sivilceleriyle göç eden, yatılılığa sardıran sonra da büyüyen adamlarla birer birer karşılaşıp, tanıyıp, seri üretim olduklarına inanıp hepsini tek başlık altında toplayıp o başlığı başucuna koyma isteği. ne var bu ankara'da çözemedim. hayır çirkin bi de.
23-kuru havasını
kuru havasını severi
kuru hava insan ömrünü uzatırmış
24-çünkü ahmed arif
çünkü ahmed arif sevmiştir orayı.
25-Bir kaç kere gidip "nereden
Bir kaç kere gidip "nereden geldim bu şehire" dediğim için cevabı olmayan soru. bkz:Ankara neden sevilir ki
26-İstanbulluların
İstanbulluların sevmediği şehir olduğu için en çok ankaradan istanbula dönüşünü severler.
27-zerre kadar sevmediÄŸim
zerre kadar sevmediğim için bu sorunun bir cevabı yok...
Ahmet TaÅŸgetirenin dediÄŸi gibi; Ankara, En kara...
28-trafiği düzenli olduğu
trafiği düzenli olduğu için