anlatı

lea's picture
1-o herif saatine

o herif saatine baktı
herhalde üçe beş vardı
herifin eni haritalarda
belli başlı haritalarda
doğudan batıya kadardı

nasıl hatırlamazsın nasıl
bir çiçeğin sapını birlikte dişledik
güneşi gübre gibi emen
kapıların arkasında kaldık
yanlış anahtarlar gibi
nasıl hatırlamazsın
birlikte sıtma geçirdiğimizi
karnımızı güneşten koruyarak
cılız kollarımızı

ceketi göbeğine dardı
akşamın solgun ineğini
ve dingin bahçesini o ineğin
sütünü sevincini sağardı
geceyi ve gündüzü
bümbüyük düşünü yine solgun bir kamışın

nasıl hatırlamazsın
hüzünlü solumaları
cılız kollarımızı
ayışığında kamışları aralayan
memelerine kösnüyle bir bomba yerleştirip
çarşaflarla oynayanları

herif baştanberi vardı
suyu o tutardı, ışığı o satardı
kağıdı bir basımevinde paraya çevirince
gemileri buğdaydan petrole çevirince
sen de kimsin, diye sorardı

bak: her şeylerini alıp geldiler
bir şeyleri eksik kaldı
şimdi uzakta bir haftalık ölüler
ve mermiler sandık sandık
mayıs bizim lkemizde bir kuştur
durmadan öter öter öter
hatırla, biz sıcaktan ve kuştan ölmeyiz
bizim vaktimiz ne zaman, hatırla
sadece direnmekten usandık

herifin kemerinde bir ordu vardı
soysuz bir tabanca yerine
ve tartışma uzayınca
hong kong'da ve mudanya'da
elini hemen beline atardı
o zaman bir buzul, yaşlı bir buzul
bilinmedik bir dağ başında
usul usul kayardı
herifin saati vardı
durmadan saatine bakardı

nasıl hatırlamasın
bir gün öldüğümüzü
gök kadar çok yıldızlı
çok yıldızlı bayrakları
iyi pişmiş bir tavuk gibi böldüğümüzü
hatırla kendi yüzünü
en doğru haritayı
en doğru yeryüzünü
nasıl hatırlamazsın
biz de saate baktık
alanlar alabildiÄŸine, o zaman biz
biz o zaman şu kadardık
ve cılız kollarımız
ölümler, kıyımlarla
bir güneş yaptı aydan
ne hazırlanıyorsa, bil
ne hazırlanıyorsa
orada biz de vardık

turgut uyar

(bkz. turgut uyar ve kıskançlık) *