arthur rimbaud

müslümanligi sectigine dair rivayetler var,

ozgursah's picture
1-verlaine in les poetes

verlaine in les poetes maudits te fiziksel olarak şöyle tanıttığı kişi:

uzun boylu, yapılı, atletik denebilir, sürgündeki bir meleğin mükemmel ovallikteki yüzüne sahip, açık kestane renkli dağınık saçlı ve endişe verici açıklıkta mavi gözlü.

ozgursah's picture
2-Henüz 16 yaşındayken

Henüz 16 yaşındayken evden kaçıp Paris'e gider. Bundan sonra evden savaş ortamında 2 kere daha kaçmasına rağmen, perişan hallerde geri döner. Bu sırada Paris'in meşhur kafelerinde şiirler yazıp, çağın sanatı, siyaseti hakkında tartışmalara katılır ve absint içip, afyon yutmaya başlar. En son evden kaçışında, mektup ve şiirle dostluğunu pekiştirdiği dostu Verlaine'nin evine sığınır. Bundan sonraki dönemde yazdığı şiirler olgunluk dönemine ulaşır. 1873'te ilk şiir kitabı Cehennemde Bir Mevsim (Une Saison En Enfer) yayımlanır. Verlaine'nin eşiyle arasının açılması ve Rimbaud ile eşcinsel ilişkilerinin başlamasıyla; Fransa'da dışlanan ikili Almanya ve Belçika seyahatlerine başlarlar. Verlaine, Rimbaud'u Brüksel'de bir tabanca kurşunu ile yaralamasının ardından, eşcinsel ilişkileri yüzünden başları belaya girer. Verlaine kürek mahkumu olarak hapse atılır, Rimbaud ise serbesttir. 1875'te son kez görüşmelerinden sonra bir daha asla görüşmezler. Bu tarihten sonra da şiir yazmayı bırakır.

bir itiraz sesini duyabilirsiniz tabi burada: "rimbaud şiiri bırakmadı, şiiri tamamladı."

admin's picture
3-"anlıyorum, kendimi

"anlıyorum, kendimi dinsizce kelimeler kullanmadan anlatamayacağım için de susmak istiyorum" 51. Rimbaud

admin's picture
5-(bkz. tan)

(bkz. tan)

admin's picture
6-dönmeli, geri gelmeli, o

dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.

dayandım nasıl da
unutamam bir daha artık,
o korkular, kaygılardı
uçup gitti göklere.
bir belalı susuzluk
kabartıyor damarlarımı.

dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.

bir çayır gibi tıpkı
unutulmuş bir kıyıda,
karamukların, günlüklerin
çiçek açıp büyüdüğü,
o yabanıl uğultusunda
korkunç pis sineklerin.

dönmeli, geri gelmeli,
o sevdalar çağı.

çeviri: ilhan berk

admin's picture
7-(bkz. ofelya)

(bkz. ofelya)

admin's picture
8-(bkz. cehennemde bir mevsim)
admin's picture
9-bit kıran

bit kıran kızlar

karışır kıpkızıl acılarla çocuğun alnı
daha cıvıl cıvılken düş arıları yüzünde bozbulanık
yatağına yaklaşır alımlı ablaları
zarif parmaklarıyla tırnakları gümüşten

oturturlar çocuğu pencere kıyısına
geniş açık pencere gök bir çok çiçeği orda yıkar
ve çocuğun çiğ yağan kabarık saçlarının arasında
gezdirirler ince, korkunç, çarpıcı parmaklarını

dinler şarkısını çocuk o ürkek solukların
çiğ ve bitki ballarında çiçekler açan
kesilen sık sık öpüş istekleriyle küçük ıslıkların
belki de tükrük alışverişinden ağızla dudakların

işitir çarpışını siyah kirpiklerinin sessizlikler altında
o kokulu kirpiklerin. ve o tatlı mıknatıslı elleri
çıt çıt yapar boyuna loş bir umursamazlıkta
ve o şahane tırnaklar arasında minicik bitleri can verişi...

ve derken yükselir bardakta bir tembellik şarabı
rüya gören sayıklayan bir armonikanın sesi
ve çocuk ta canevinde duyar okşamaların yavaşlamasıyla ayarlı
ansızın kabaran sonra eriyen tükenen sönsen bir ağlama isteğini

çeviri: sezai karakoç

admin's picture
10-çok önemli bir

çok önemli bir mektubu

Aden, 22 Ocak 1882

Sayın Bay DEVISME'e

Gallas(Doğu Afrika) bölgesinde dolaşıyorum; şu sıralarda bir fil avcıları grubu oluşturmaya çalışıyorum; aşağıdaki konularda bana elden geldiğince ivedilikle bilgi verebilirseniz size gerçekten minnettar kalırım:

Fil avı için özel bir silah var mı?

Varsa, nasıl bir şey bu?

Neler salık verilebilir?

Nerede bulunur? Ederi ne?

Mermilerin niteliği ne, zehirleyici mi, patlayıcı mı?

Şimdilik, deneme için, iki silah satın almam söz konusu; denedikten sonra, büyük bir olasılıkla, yarım düzine kadar birşey satın alabileceğim.

A. RIMBAUD

Aden (İngiliz Sömürgesi)

Rımbaud'un Mektupları, Çev: Tahsin Saraç, Düşün Yayınevi, s.67

admin's picture
11-22/05/2008 Fransız şair

22/05/2008
Fransız şair Arthur Rimbaudnun 138 yıl önce kaleme
aldığı "Bismarckın Düşü" başlıklı 50 satırlık bir nesri
bulundu

PARİS - Fransız şair Arthur Rimbaudnun (1854-1891), 16 yaşında
kaleme aldığı ve eski bir gazetede 138 yıl önce yayımlanan nesir
bulundu. Sahaf François Quinart, "Bismarckın Düşü" başlıklı 50
satırlık nesirin, ülkenin kuzeydoğusundaki Charleville-
Mezieresde "Le Progres des Ardennes" gazetesinin 25 Kasım 1870
tarihli sayısında Jean Baudry imzasıyla yayımlandığını
söyledi.

Rimbaudnun doÄŸduÄŸu kentte Arches-Librisin sahibi olan sahaf, "Jean
Baudry" adının uzmanlarca Rimbaudnun kullandığı takma adlardan
biri
olarak kabul edildiğini belirtirken, 2 yıl önce yaşlı bir
kadından
eski kitap ve gazeteler satın aldığını ve bu eski gazeteler
arasında "Le Progres des Ardennes" gazetesinin 4 sayısının
bulunduğunu aktardı.

Rimbaud ile ilgilenenlerin, şairin bu gazetede çalıştığını
bildiÄŸini
belirten sahaf, bu gazetelerin sayfalarında şairin "Le Dormeur du
Val" şiirini aradığını, bulamayınca da gazeteleri naylonlayıp
vitrine
koyduğunu anlattı.

katyuÅŸa's picture
12-dilemma.

dilemma.

sivilhayvan's picture
13-.... Aldanmıyorsam bir

....
Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önünebütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şaraplarındöküldüğü bir şölendi.Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslikedecek oldu-İler tutar yerini bırakmadım ben de.Bayrak açtım adalete karşı.Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size eybahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adınane varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldımüzerlerine boğayım diye cümle sevinci.Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürkenmavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrıbildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hopkaldırdım çılgınlığı.
cehennemde bir mevsim

sivilhayvan's picture
14-okula giderken çocukların

okula giderken çocukların taktığı 'küçük pis yobaz'!! adıyla başı  hiç hoÅŸ olmamış araf insanı.

güzel ne güzel olmuşsun's picture
15-allah kerim demiÅŸtir,

allah kerim demiştir, ölmeden önce, müslüman olması söz konusu değil. özenmiş müslümanlara hepsi bu. kim özenmiyor ki zaten.

erkanyar's picture
16-MUTLULUK Ey mevsimler, ey

MUTLULUK

Ey mevsimler, ey ÅŸatolar!
Deyin kusursuz kim var?

Ben de herkes gibi tuttum
Büyülü mantığı denedim.

Selâm Gal horozuna selâm
Selâm her ötüşünde selâm

Hevesten, arzudan oldum
Görün sıfırı tükettim.

Yedi bitirdi bu büyü beni
Takat komadı, yok etti.

Ey mevsimler, ÅŸatolar ey!

Sıvışma saati, yazık
Ölüm saatidir artık.

Ey mevsimler, ÅŸatolar ey!

Arthur RIMBAUD

Çeviri: İlhan BERK

erkanyar's picture
17-SARHOŞ GEMİ Ölü

SARHOŞ GEMİ

Ölü sularından iniyordum nehirlerin
Baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış;
Cırlak kızılderililer, nişan atmak için
Hepsini soyup alaca direklere çakmış.

Bana ne tayfalardan; umurumda deÄŸildi
Pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve İngiltere;
Bordamda gürültüler, patırtılar kesildi;
Sular aldı gitti beni can attığım yere.

Med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde,
Koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış
Adaların karalardan çözüldüğü günde.
Yeryüzü böylesine allak bullak olmamış.

Denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
Ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
Bir mantardan hafif, tam on gece, hora teptim:
Bakmadım fenerlerin budala gözlerine.

Çocukların bayıldığı mayhoş elmalardan
Tatlıydı çam tekneme işleyen yeşil sular;
Ne şarap lekesi kaldı, ne kusmuk, yıkanan
Güvertemde; demir, dümen ne varsa tarumar.

O zaman gömüldüm artık denizin şi'rine,
İçim dışım süt beyaz köpükten, yıldızlardan;
Yardığım yeşil maviliğin derinlerine
Bazen bir ölü süzülürdü, dalgın ve hayran.

Sonra birden mavilikleri kaplar meneviÅŸ
Işık çağıltısında, çılgın ve perde perde,
İçkilerden sert, bütün musikilerden geniş
Arzu, buruk ve kızıl, kabarır denizlerde.

Gördüm şimşekle çatlayıp yarılan gökleri,
Girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
Bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri.
İnsana sır olanı, gördüğüm demler oldu.

Güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir âyinde;
Sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
Eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
Ürperip uzaklaşan dalgalar, sıra sıra.

Yeşil geceyi gördüm, ışıl ışıl karları;
Beyaz öpüşler çıkar denizin gözlerine;
Uyanır çın çın öter fosforlar, mavi, sarı;
Görülmedik usareler geçer döne döne.

Azgın boğalar gibi kayalara saldıran
Dalgalar aylarca sürükledi durdu beni;
Beklemedim Meryem'in nurlu topuklarından
KudurmuÅŸ denizlerin imana gelmesini.

Ülkeler gördüm görülmedik, çiçeklerine
Gözler karışmış, insan yüzlü panter gözleri
Büyük ebemkuşakları gerilmiş engine,
Morarmış sürüleri çeken dizginler gibi.

Bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
Sazlar içinde çürür koskoca bir ejderha,
Durgun havada birdenbire yarılır sular,
Enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara.

Gümüş güneşler, sedef dalgalar, mercan gökler;
İğrenç leş yığınları boz, bulanık koylarda;
Böceklerin kemirdiği dev yılanlar düşer,
Eğrilmiş ağaçlardan simsiyah kokularla.

Çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda
O altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları.
Yürüdüm, beyaz köpükler üstünde, uykuda;
Zaman zaman kanadımda bir cennet rüzgârı.

Bazen doyardım artık kutbuna, kıtasına;
Deniz şıpır şıpır kuşatır sallardı beni;
Garip sarı çiçekler sererdi dört yanıma;
Duraklar kalırdım diz çökmüş bir kadın gibi.

Sallanan bir ada, üstünde vahşi kuşların
Bal rengi gözleri, çığlıkları, pislikleri;
Akşamları, çürük iplerimden akın akın
Ölüler inerdi uykuya gerisin geri.

İşte ben, o yosunlu koylarda yatan gemi
Bir kasırgayla atıldım kuş uçmaz engine;
Sızmışken kıyıda, sularla sarhoş; gövdemi
Hanza kadırgaları takamazken peşine.

Büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
Delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
Güvertemde cins şaire mahsus yiyecekler:
Güneş yosunları, mavilik meduzaları.

Koştum, benek benek ışıkla sarılı teknem,
Çılgın teknem, ardımda yağız deniz atları;
Temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken
Kızgın hunilere koyu mavi gök katları.

Titrerdim uzaklardan geldikçe iniltisi
Azgın Behemotların, korkunç Maelstromların.
Ama ben, o mavi dünyaların serserisi
Özledim eski hisarlarını Avrupa'nın.

Yıldız yıldız adalar, kıtalar gördüm; coşkun
Göklerinde gez gezebildiğin kadar, serbest.
O sonsuz gecelerde mi saklanmış uyursun
Milyonlarla altın kuş, sen ey Gelecek Kudret.

Yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum
Fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz,
Aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
Yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.

Gönlüm Avrupa'nın bir suyunda, siyah, soğuk,
Bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
Başında çömelmiş yüzdürür mahzun bir çocuk.
Mayıs kelebeği gibi kağıt gemisini.

Ben sizinle sarmaÅŸ dolaÅŸ olmuÅŸum, dalgalar,
Pamuk yüklü gemilerin ardında gezemem;
Doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
Mahkûm gemilerinin sularında yüzemem.

Arthur RIMBAUD

Çeviri: Sabahattin EYUBOĞLU

admin's picture
18-kesinlikle düzyazı

kesinlikle düzyazı şiirlerinde coşmuş bir şairdir. ey esrarkeşler çağı demiştir...

cooper the ruse's picture
19-müslümanlık meselesi

müslümanlık meselesi sezai karakoç un iyi niyetli vehmiymiş gibi geliyor bana. olabilir ama neden olmasın.
dahi şair. sonradan tecimsel işlere girip şiiri terk etti. ölmeden önce bacağı kesildi.
eşcinsel sevgilisi verlaine tarafından vurulma hadisesi de var.