asik mahsuni serif

- Devlet Sanatçisi" teklifi almadınız mı?

- Devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi!

- Kaç yıl yattınız?

- Peyder pey beş yılın üstünde.

- Çok işkence gördünüz mü peki?

- Çook. Benim mesela gördüğüm iskenceden dolayı on tırnağımın onu da düştü.

- BaÅŸka?

- Ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. Ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim.

- Neden?

- Çünkü o bahsetmem gereken sopa, devletin kendi sistemiydi

- Pişmanlık duydunuz mu hiç?

- Eğer pişmanlık duysaydım, Aşık Mahzuni Şerif olmazdım

- Peki bunca acı, işkence, dışlanma, korku sizi "uslandırma"dı mı?

- Aksine daha da bileyledi. Çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız.

Evet elektrik verdiler, tırnaklarını çektiler, dişlerini söktüler, küfürler savurdular.Kolay değildi ozan olmanın bedeli:

"BİZİM SUÇUMUZ ŞEREFİMİZDİR"

okyanusarisa kullanıcısının resmi

" sermayem derdimdir,

" sermayem derdimdir, servetim ahım!"

( işte gidiyorum çeşmi siyahım'dan )

okyanusarisa kullanıcısının resmi

(bkz. mahzuni serif)

okyanusarisa kullanıcısının resmi

(bkz. nem kaldi)

(bkz. nem kaldi)

freeit kullanıcısının resmi

ozan geleneğinin çağdaş

ozan geleneğinin çağdaş yorumcusu ve türk halk müziğinin en önemli ve öncü temsilcisi.

okyanusarisa kullanıcısının resmi

UYAN ÇOBAN Uyan çoban uyan

UYAN ÇOBAN

Uyan çoban uyan sürüde kurt var
Mor koyun yarali kuzu perisan
Sakiler inliyor sizliyor daglar
Mecnun çöle dargin yazi perisan

Canavar bürünmüs kuzu postuna
Karismis sürüye canlar kastina
Hakim defterini yazmis üstüne
Ciger pare pare sizi perisan

Gemiler delinmis yelkeni berbat
Zehire garkolmus misk ile serbet
Sanma ki dünyanin sultani rahat
Bazan dalgin gezer bazi perisan

Uyan çoban uyku zarar getirir
Her tasin basinda bir kurt oturur
Sürmeli yavruyu alir götürür
Parça parça koyma bizi perisan

Yabaniler gezer dostun baginda
Mecnun dolasmiyor Leyla daginda
Halden hale girdim gençlik çaginda
Mahzuni yan yatar sazi perisan

okyanusarisa kullanıcısının resmi

ölümünün 6.yılında

ölümünün 6.yılında yarın Hacı Bektaş Veli' de büyük ozanı anma töreni yapılacaktır.

stupid girl kullanıcısının resmi

koyu kemalisttir ve bu

koyu kemalisttir ve bu yanılgıya düşmüş bir sürü güzel ozandan birisidir.

stupid girl kullanıcısının resmi

maraş'lı halk ozanı.

maraş'lı halk ozanı. asıl adı şerif çırık olan mahsuni'ye mahsuni mahlası edep erkan bildiği ve alevilikteki anlamıyla yol ehli olduğu için tekke dedesi tarafından verilmiştir. tasavvufa denk düşen bir güzergah anlayacağınız.

okyanusarisa kullanıcısının resmi

hayatı Mahzunin hayatını

hayatı
Mahzunin hayatını sayfalarca anlatmak yerine kendi ağzından kısaca dinleyelim.
Babamın dediği doğruysa ,anamın da dediği doğruysa 1943 yılının ocak 3'ünde Afşin'e bağlı Berçenek köyünde doğmuşum.

Köyde ilkokul yokmuş o zamanlar.Belli bir yaşa gelen çocuklar Elbistanın Alembey Köyü'nde Hacı Lütfi Efemdinin açtığı Hafız Kuran kursuna gidermiş.Yaşım,öğrenim çağına geldiğinde babamın isteği üzerine ben de Lütfi Efendinin medresesinde hafız kursuna devam etmek üzere Alembey köyüne gittim,geldim...Bizim çevremizde kocaman bir yobaz bulutu döner.Hacı Lütfi Efendi hiç çekinmeden,canının istediği şekilde,bilmediğimiz dillerle,bilmediğimiz isimlerle fetvalar verirdi durmadan.Arapçayı o zaman öğrendim.Şimdi Arapça yazıp okuyabiliyorum. Lütfi Efendinin medresesinde üç buçuk sayfada kaldım...

Derken köye eğitmen,ardından öğretmen verildi.Devam ettiğim ilkokulu süresinde bitirdim.

Gün oldu gönül bir şeye takıldı.O da şu:Arada sırada Afşine,Elbistana subay kıyafetiyle dolaşan genç çocuklar görürdüm.Bunlar assubay okulu öğrencileri idi.Çevrenin etkisiyle olacak,askerliğe karşı büyük ilgim vardı.Tutturdum,ille ben de assubay olacağım,diye.Bu isteğim yerine geldi.Öğrenim görmek,"subay olmak"için Mersin 3.Assubay Hazırlama Okuluna başladım.

Bu arada şunu da belirteyim:Ben daha 10-12 yaşında önlüklü bir ilkokul öğrencisi iken dayımın kızı Emine ile nişanlanmıştım,yine babamın ve akrabaların isteğiyle.

1956 yılında girdiğim Mersin Assubay Hazırlama Okulunu 1959da iftiharla bitirdim.Ordonat Tekniker sınıfına ayrılarak sınıfına ayrılarak Ankaraya Ordonat Tekniker Okuluna geldim.Bu okul şimdi benim yargılandığım okuldur;işin daha ilginç yanı,bugün yargılandığım salon benim sınıfımdı.Burada çok kısa süren bir eğitim-öğretimden sonra Sivasa gönderildim.Ekreol Tepede beş ay stajerlik yaptım.

1960'ta ihtilalde payımız oldu.Cemal Babanın emrinde biz bir grup genç silahlandırıldık.Dışkapı bölgesi bize verildi.Yıl 1960ın kasımı oldu.Bugün yargılandığım eski okulumun meydanında bana ilk Atatürk ödülü verildi.O günün hatırası olarak.Günün Ordonat Daire Başkanı Reşat Ülgenalp in imzaladığı ve gözlerimi öperek verdiği kitabı hala saklarım.

27 Mayısın verdiği ruhla olacak askerliği daha da sevmeye başladım.Başarılarım beni bir yere doğru hızla sürüklüyordu.

Gün geçti ben de "HALKÇILIK" ruhu daha ağır basmaya başladı.Bu arada dayımın kızı Emine ile evlenmiştim.Bir kızımız olmuştu.Mutlu değildim ,anamın babamın kararı ile zorla evlenmiştim.Çok sürmedi bu.İmam nikahı ile evlendiğim karımı bir mektupla boşadım.

Şimdi bağımsızdım bir ölçüde.Halçılık ruhu beni başka yerlere sürüklemeye başlamıştı.Sazı 1955-56 yıllarında okuldayken öğrenmeye başlamıştım.Şiirler yazmağa,türküler söylemeye başladım.Buda pek uzun sürmedi.Okulu terk etmek zorunda kaldım.Ve bugün hala terk ettiğim okulun tazminatını ödüyorum.

Yıllar yılları kovaladı.Sazımla baş başa kaldım.Ankarada oturuyordum.Saz çalarak,şiir yazarak kendimi yetiştirmeye çalışıyordum.

Serüven serüven üzerine geldi,geçti..Yıl 1963 oldu."Doğuda Kıtlık Var"ın yazarı Halil Aytekineltanıştık.Onun aracılığı ile Fikret Otyamı bulduk...Benim ilk gazeteci dostum Fikret Otyam oldu.Yardım etti bize.Hürriyet Gazetesinden Cüneyt Arcayüreke gönderdi.Basından benim hakkımda ilk yazı Cüneyt Arcayürekin imzası ile Hürriyette çıktı.

Bu dönem TİP'in kuruluş yıllarına rastlıyordu.TİP yöneticileriyle ilişki kurduk.Bize yalnız onlar sahip çıkıyordu.Başka kimseyi tanımıyorduk,bizimle ilgilenen yoktu.

Bir Aşıklar Derneği kurmamız gerekti.Nedeni de şu idi.Türkiye de halk ozanalrı sürekli ezilmişlik,yoksulluk içinde yaşamışlardı.Bu durumdan tamamen olmasa da kurtulmaları gerekti.Örgütlenmeleri gerekiyordu.Biz bu gerekeni yaptık.Aşıklar Derneğini kurduk.Sesimizi duyurmaya,çeşitli yerlerde konserler vermeye çalıştık.Bu çabalarımızda da başarılı olduk.Dost Fikret Otyamın ve Gazeteciler Sendikasının desteği ile konserler verdik.Zamanın turizm bakanı Nurettin Ardıçoğluna çıktık,yardım istedik.O zaman TRT doğrudan turizm bakanlığına bağlı idi.Radyodan N.Ardıçoğlunun direktifi üzerine Aşık İhsani'ye Kul Ahmede ve bana söyleme izni verildi.Sendikanın desteği ve yardımıyla konserler verdik.Bunların en önemlisi Büyük Sinemada verdiğimiz konserdi.Büyük ilgi toplamıştı.Çabamıza destek oldu.Ondan sonra sesimizi yavaş yavaş duyurmaya başladık.Ve bu da uzun sürmedi sonunda...Önceleri ozanların seçildiği Türk Halk Ozanları Derneğinin başına avukatlar getirimeye başladı.İlk kadersizliğimiz bu oldu.Dağıldık ondan sonra da...

Bana bir mücadele gerekiyordu.Kime ve neye karşı?Gün geçtikçe görerek,duyarak,sezinleyerek,okuyarak bunu daha iyi anlamaya başladım.Bütün benliğimle kendimi saza verdim.Çalıyordum,söylüyordum ama çalışmalarıma bir yöntem vermem gerekiyordu.

Geçmişteki ozanları,yaşayan ozanları bir bir inceledim.Kendime yol gösterici,eylem kılavuzu olarak seçtiğim Pir Sultan oldu.Ses olarak da etkilendiğim Davut Sulari'dir.Toprak çocuğuyuz,toprağa karşı büyük bir özlemimiz vardır.Bunu da en iyi dile getiren Veysel Baba idi.Belirli bir derecede onun da etkisinde kaldım.Sulari'den etkilendiğim sese,Aşık Veysel mülayimliğini kattım.Düşün felsefemi de yukarda belirttiğim gibi Pir Sultandan aldım...Ve şunu anladım:O güne kadar halk ozanlığı sürekli olarak istismar edilmişti.Halk şiiri geleneği gül,bülbül,çiçek,edebiyatı ile uyutma perhizi olarak kullanılmıştı.İlk amacım bugüne kadar gelen bu kalıpları kırıp,yıkmak oldu.Olaylardan ve halk yaşamından aldığım gerçekleri konu olarak işledim..Ve bugüne kadar böyle geldik....

(12 Ekim 1973 Yeni Ortam -Ali Haydarın Mahzuniyle

yaptığı konuşmadan)

  • bu sana son sözcüklerim, kapını kapatmışsın belli, daha fazla zorlamanın anlamı yok, her zorlayıs onursuzluÄŸumu çoÄŸaltıyor.

  • althusser in marksist devlet teorisinde varolan devlet iktidarı ve devlet aygıtı kavramlarının (ki bunlar devletin baskı aygıtlarıdır)yanına eklediÄŸi bir kavramsallaÅŸtırma..
  • bazı ülkelerin (ismini burada anamayacağım) hukuk sistemleri tuhaf bir yapı üzerine ÅŸekillenir. bu ülkelerin kimi toplumsal reaksiyonları hukuklarına da yansır.

  • EÄŸer

    EÄŸer benim ÅŸiirimde
    Gülü çıkarsalar
    yılımın bir mevsimi ölür
    Eğer şiirimde sevgiyi çıkarırsalar
    iki mevsimim ölür
    Eğer ekmeği çıkarsalar
    üç mevsimim ölür

  • .
  • iÅŸkence vahÅŸetindeki yaratıcılık akla hayale gelmeyecek türdendir. her biri birbirinden orjinaldir. mesela bir çin iÅŸkencesi örneÄŸi: mahkum tabut'a konulur.

  • peynir ekmek yemiyoruz çünkü biz farklıyız çünkü biz amerikan ailesiyiz!evet öyleyiz!!

  • Zamanın sadece algılarımıza baÄŸlı olduÄŸu hatta zamanın olmadığı bile iddia edilir.
    peki nedir zaman?
    Dün ve bugunun toplamıdır.
    peki nedir zaman?

  • (bkz. antoine de saint-exupery)

    Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry'nin en ünlü romanı.

  • T A c yani tarsus amerikan koleji, ben buranın öğrencilerini bizim dershanede çok gördüm hepsi ayÅŸe arman ile aynı okulun mensubu olmanın haklı gururunu yaÅŸayan züppe çocuklar, mado soka

  • eidetic ve hypermnesia nın baÅŸ aÄŸrıları yaratması sonucu bünyemin kısa devre yapması durumunda yaÅŸadığım hadise.çoÄŸu insan dikkat eksikliÄŸini önemsemez.ama dikkat eksikliÄŸi b

  • yaklaşık 15 yaşımdan beri hayatımın %60ını yürüyerek % 30unu falanda iett dolmuÅŸ minibüs gibi toplu iÅŸkence araçlarında geçiren biri olarak sadece bu yazı benim alnımamı yazılı yo
  • ÅŸairle ÅŸiirin tanımı yapılırken bir daha hiç göze alınmayacak kadar bağırılır ardlarından ama karşılarında susar suskunluk bazen bazende kaçmak için keÅŸke hiç açmasaydım bu k

  • fatih m. sekerin dergah yayinlarindan yeni cikan kitabi. kitapta serif mardinin bu konulardaki bilgilerinin derinligi sorgulaniyor.

  • Bir Kurt Sairiyle Turkce Ayakustu - Bedirxan Badili
    http://www.beroj.com/h.asp?k=1277&z=t