simone de beauvoir ki kendisine her bakımdan hayranlık duyduğum bir cins kadın dır... sartre'i aldattığıda söylenir ya... belki ondandır bu aşk mektupları kaçmaz... hele bu avradın şu kadın üçlemesi yok mu?
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
ask mektuplarifreeit Fri, 11/02/2007 - 10:21simone de beauvoir ki kendisine her bakımdan hayranlık duyduÄŸum bir cins kadın dır... sartre'i aldattığıda söylenir ya... belki ondandır bu aÅŸk mektupları kaçmaz... hele bu avradın ÅŸu kadın üçlemesi yok mu? » |
tam şu anda 11 yazar ve 56 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-teeeee önceleri, T.Ö
teeeee önceleri, T.Ö (teknolojiden önce) kullanılan, kız arkadaşına ne kadar aşık olduğunu ispatlamak için yazılan, kimi zaman kokulu, kimi zaman renkli resimli olan duygu yüklü, edebiata ait her kavramın kullanıldığı (edat, zafr, yüklem, vole, rovaşata....) kağıt parçası, sanki tv deki siyah beyaz filmler gibi (tabi kızlarda yazar...)
ÅŸimdi ise teknolojiye yerini teslim etmiÅŸ, cep telefonundan mesaj atmak suretiyle;
- slm naber
- kızım edebiyat yaptırma bana,
- uff, peki beni güzel buluyomusun,
- offfff bak vermeyeceksen uğraştırma
- tmm be, hayret biÅŸi ya
şeklinde romantizmin sıfıra indiği, belkide hormonların ilişkilerde daha çok ön plana çıkmasıyla, tercih edilmeyen duygusal iletişim aracı..
2-Halil Cibran..AÅŸk
Halil Cibran..Aşk mektupları..
3-Mektuplar / Cemal
Mektuplar / Cemal Süreya
s.211
Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerimle doldurarak
yürürken, ilerde bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz,
bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır,
geçer giderdi zaman zaman. Sensin o kadın.
s.252
Evet, 17 yıl önce Söğüt'te Ziraat Bankası'nın önünde gördüğüm emprime giysili,
sırtına hırkasını atmış Müjgan öğretmen sendin. Bundan o kadar memnunum ki
anlatamam. Çünkü, inan buna ömrümde sokakta şöyle bir raslayıp da böylesine
ilgilendiğim, sonra da zaman zaman aklıma gelen hiçbir kadın olmamış. Bu nasıl
bir ilgiydi? Çarpılma gibi bir şey değil. Merak gibi, kişilik buluşması gibi,
anlamı biraz silik de olsa mutluluk isteği gibi bir şey. Çok sıkıntıdaydım o
sıra. Mutsuzdum, berbattım. Hiç sevmediğim bir kadınla evliydim. Çocuğumu
görmek için onun bulunduğu kasabaya gelmek zorunda kalmıştım. Üstelik
durumların, kasaba koşullarının nezaketi dolayısiyle onun evinde kalmam
gerekiyordu. Bu yüzden yalnız o ev değil, bütün o kasabayı, o bankanın önünü
de bir mahpushane gibi görüyordum. Şimdi anımsıyorum, ordaki işim bittiği
halde Eskişehir yoluyla Ankara'ya dönebilmem için o geceyi de Söğüt'te
geçirmem gerekiyordu. Ve sanıyorum Müjgan öğretmene saat 15.00 ya da 16.00
sularında raslamıştım. Yani Söğüt'te geçirilecek bütün bir gün vardı önümde.
Bunun bencileyin bir kişi için ne ağır olduğunu tahmin edersin. Birden seni
gördüm. Evet, sendin o. Senin oralı olmadığın belliydi elbet. Saçların kesik
saçlardı. Alnına da düşüyordu. Hatta alnını kaplıyordu. Bir parıltı gibi, akan
bir su gibi kaldın aklımda. Yine de bu bir kadına değil, bir insana, benzer
bir yaratığa bakış gibiydi bendeki. Onun için, Müjgan sen olmasaydın da
aşkımızın şu günkü görkemli manzarası için örseleyici bir yan olmayacaktı.
Sonra zaman zaman aklıma geldi Müjgan. Niçin geldi? Şaşıracaksın ama, bunu da
düşünmüşümdür zaman zaman. Balaban Mahallesinde oturan o eski sınıf arkadaşım
yerine şu bankanın önünde duran kızla hayatımı birleştirseydim daha iyi olurdu
diye düşünmüş, ya da öyle bir duygu içinde bulunmuş olabilirim. Müjgan
öğretmen, bende, o günkü sıkıntımın içinde bir parıltı olduğu için, anılarımın
defterine onunla birlikte geçtiği için, öylesine uzun süre kalmış olabilir.
Ama bugün öyle düşünmemek için büyük bir neden var. Ve geriye doğru da her
şeyi değiştiriyor, daha doğrusu daha yalın, daha gerçek bir yoruma götürüyor.
Böyle olunca da bu ilk raslantı hayatın küçük bir cilvesi olmaktan çok öte bir
anlam ve değer taşıyor. Bu anlamı, bu değeri alabildiğine büyütmek de bizim
elimizde. Müjgan sendin.
4-Sartre'ye yaz anında cevap
Sartre'ye yaz anında cevap verir benimkisi bi on ay kadar düşünür.El cevap:teşekkür ederim...X(burda geçerli)
5-naparsan ne yazarsan yaz
naparsan ne yazarsan yaz olmuyo adam duvar oluncası olmuyooo