can sıkıntıma rağmen güldüm, filistin ve kürtlerin acılarını karşılaştırana.
tayyip davosta öldürülen çocukların hesabını sorabilir, tayyibin, filistinin, hamasın kutsalında yazılanlardan haberi var. Kuranı kerimde cihadla ilgili ayetlere bakılırsa belki ışık olabilir.
gelelim 2005e
diyarbakırda hastaneler mi bombalandı?
cuma vakti camiler mi bombalandı?
filistinde 22 günde 1330 kişi öldü, üstelik öldürenin kutsalında çocukları öldürmemeyle birden çok emir varken.
kalkmış birileri, kendi çocuklarını kışkırtanların ölümlerine sebep olanların hesabını soruyor. anneleri babaları çocuklarını gözden çıkarmışken üstelik. ben bu iki olayı karşılaştıranın aklından şüphe ederim.
tayyibin davos tepkisi yerel seçimlere yoruldu, -belki de gerçekten- sinirdendi kırmızılığı ama inandıramadı bir çoğunu. -siz sinirlenince trafik ışıklarına benzemiyor olabilirsiniz-
hiçbir zaman tayyibe benden oy çıkmayacak ama bu hareketini -görürsem- anlatırım torunlarıma; moderatörün eline vurmasından, sen diye çıkışına kadar:)
bir de şuradan yakalım;
2005 yılında diyarbakır'da çocuklar sokağa dökülmüş ya da döktürülmüş ve sanırım 4 çocuk olmak üzere 11 kişi ölmüştü. 10'larca çocuk da pkk üyeliğinden yargılanmıştı. işte davos'ta sarfedilen çocuk ölümleri ile ilgili dtp eş başkanı emine ayna bir açıklama yapmış. habere konu olan açıklamanın detayları;
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, Davos'ta düzenlenen Gazze panelinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum. Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyen ve paneli terkeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, “Siz de çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz” dedi.
Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde DTP seçim bürosunun açılışında konuşan Emine Ayna, Kürt halkının Filistin halkı ile aynı acıları yaşadığını iddia etti. 2006 yılı Mart ayındaki Nevruz gösterilerinde Diyarbakır'da 4'ü çocuk 11 kişinin öldüğünu söyleyerek 3 gün süren olayları hatırlatan Emine Ayna, Başbakan Erdoğan'ın o zaman “Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılır” dediğini öne sürdü. Emine Ayna sözlerini şöyle sürdürdü:
“AKP'ye diyoruz ki; çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz. Siz değil miydiniz kadın da, çocuk da olsa muhalif de olsa ‘özgürlük talebi olana gereğini yaparız' diyen siz değil miydiniz? Bugün hangi yüzle İsrail'e döner ‘Çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz’ dersiniz. İsrail'e bunu söyleme hakkı olan tek halk Kürt halkıdır. Çünkü bugün dünyada Filistin ile aynı acıları çeken halk Kürt halkıdır. O yüzden yüreğimizden ciğerimizden hissediyoruz çektikleri acıyı. Aynı acıları bu halk burada çekiyor. Aynı bombalarla ölüyor. Bu yüzden diyoruz ki; Başkasına akıl vereceğine önce kendi evindeki pisliği temizle.”
http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=siyaset&KategoriID=&ArticleID=1053953&Date=31.01.2009&b=DTP%20Genel%20Baskan%20Yardimcisi%20Emine%20Aynadan%20yakisiksiz%20sozler&ver=08
kürt sorunu kuşkusuz bu ülkenin çözmesi gereken en önemli sorunudur. ancak kürt sorunuyla filistin sorununu aynı kefede tartmak, tarihi, coğrafyayı, sosyolojiyi ve daha da önemlisi siyaseti bilmemek anlamına gelir.
loca numaralı monşerler, siyasetçiler ve kalemşörlerin açıklamaları geldikçe geçmişte bu insanların halkı nasıl morfinlediklerini görüyorum. maskelerinin düşüşü ise büyünün bozulması açısından önemli, başbakanın tavrı eleştirilebilir, ancak fatura öderiz, ödetirler gibi açıklamalarla korkudan tir tir titreyen adamları görmeye tahammül etmek gerçekten çok zor. öyleyse bu tür güruh iyi ki siyaseten tasfiye oldular. ne mutlu bu güruhtan olmayan siyaset sahnesine sahip olan toplumlara. bir de chp bu temizliği yapsa, (mhp bile yaptı) türkiye'de bu toplumlardan biri olacak.
düşünmüyor değiliz. kendi ülkendeki sorunlar filistin sorunundan daha mı az önemli. her tarafımız sorun dolu birader... ekonomik kriz, başörtüsü, ergenekon, ab, kürt sorunu, kuzey ırak, avrasya, ermenistan, kıbrıs, kıbrıs bağlantılı yunanistan, gürcistan, iran... sırala gitsin. işimiz zor ve liderlik bu konumda çok önemli. pısırık, kompleksli liderlerden bıktık artık. elalem ne der diyenden çok, biz ne yaparızın derdinde adam lazım bu ülkeye.
demirel:'ödetirler' diyor başka demiyor. yani x numerolu locadan ahbap olmalarına rağmen yedi defa gönderdiler sekiz defa döndü adam. inatçılığı işe yaradı da bize cesur adamlar, kadınlar lazım. bugün duydum bu sözü:demokrasi diye bi şey yokmuş. bu yolda sarfedilen emek varmış.
basindan alintidir..
Gerger: Başbakan Suçluluk psikoloji ile hareket ediyor
Başbakan Erdoğan'ın tavrını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Haluk Gerger, söz konusu tavrın iç siyasetle mutlaka bağlantısının kullanılması gerektiğini belirterek, 'Kürt illerindeki yerel seçim, sadece AKP açısından değil, devletin egemenlik alanı açısından orak bir stratejik hedefi olarak AKP'nin kazanması üzerine kurulmuştur. Bunu bir koz olarak alıyor AKP' dedi. Yine İsrail'de yaşanan vahşetten dolayı Türkiye'de bir İslami duyarlılık ve infial yaşandığını bu yüzden AKP'nin bu payı Saadet Partisi'ne kaptırmak istemediği için İsrail'e karşı bu kadar sert bir tutum takındığını söyledi. Dış politika açısında Ortadoğu'da kurulan İsrail, ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişki ve dengelerin bozulmasının istenmediğini belirten Gerger, 'İsrail ve ABD biliyorlar ki, Türkiye'deki muhalefeti kanalize edebilecek iktidar Erdoğan iktidarıdır. Hem Türkiye hem de Ortadoğu kamuoyunu yatıştırmak ve AKP'ye Truva atı rolünü oynatmak istiyorlar' şeklinde konuştu. Başbakan'ın tavırlarını ve el kol hareketlerini yaşadığı 'suçluluk psikolojisinin dışa vurumu' olduğunu belirten Gerger, 'Bu bölgede İsrail, Türkiye, ABD arasında bir şeytan üçgeni vardır. Erdoğan kendi suçlarını, askeri ve stratejik ilişkilerini örtmek için bu kuru gürültüye başvuruyor. Sen bu kadar karşıysan İsrail ile ilişkileri kes. Ama bunu yapamıyor. Bunu böyle kuru gürültü ile kamufle etmeye çalışıyor' dedi.
'Kendi militarizmlerini görmezden geliyorlar'
Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e yönelik, 'Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, Siz insan öldürmeyi biliyorsunuz' sözlerini hatırlatan Gerger, Türkiye'nin de aynı politikaları uyguladığını belirterek, 'Aynı şeyleri yapıyorlar. Bilmeyen yabancı birinin gözlerini bağlayın getirip bölge illerinde gözlerini açın, kendisini Gazze'de his eder. Bunu iki yıl önce Şemdinli'ye yaptığım bir ziyaret sırasında söyledim. Bunlar aynı siyaseti uygulayan devletler ve onun için işbirliği yapıyorlar' dedi. Kamuoyunun da, İsrail vahşetine karşı çıkarken samimi olmadığını belirten Gerger, 'Kamuoyu İsrail'e kızıyor ama kendi militarizmini görmezden geliyor. İsrail e kızıyor ama İsrail'e destek veren ve onunla işbirliği yapan partilere oy veriyor' dedi. Yaşananlardan sonra Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmayacağına ve aksine düzeleceğini belirten Gerger, 'İsrail, 'Sen bizim Truva atımız olacaksın, Arapları böyle dolandırmaya devam et' diyecek. Çünkü AKP ile hem iç kamuoyunu hem de Arapları oyalıyorlar. Aksine ilişkiler daha gelişir. Zaten bu yüzden onlarda Erdoğan'ı cilalıyorlar' diye konuştu.
yorum yok diycem olmuyor...ne oldu yani erdoganin yaptigi dünyada yankimi buldu saniliyor..tanrim ne tuhaf mahlukatlariz....demezlermi adama ülkendeki kan gölüne bir bak diye....ve diyorlar da....
bir tc vatandaşı olarak çok hoşuma gitmiştir,gurur duymuşumdur hatta ikide tokat akşetmeliydi Peres'e ben de olsam öyle yapardım lakin ben başbakan değilim sefil bir vatandaşım.O ise başbakan ve uluslararası mevkide işlerin nasıl yürüdüğünü bilmesi gerekmektedir.Sözün özü tribünlerin çok hoşuna gidecek şık bir vücut çalımı olmuştur.Tabi insanın aklına askerimizin başına çuval geçirildiğinde neden benzeri bir tavır sergilenmedi,hamas kadar önemli değilmiydi yada israil'li pilotlar halen eğitimlerini Türk hava sahasında neden yapmaktadır,israilin Türk ordusunun modernizasyon çalışmalarından aldığı pay nedir şeklinde sorular gelmektedir.
Ancak bozguncular ve Diplomat eskisi monşerler böyle konuşur..Yürü be Tayyip Alem delikanlı görsün....
"neydik ne olduk" dedirten durumdur. Son 50 yılda geldiğimiz noktayı düşününce fevkalade sevindiricidir. Ancak kamera açısını geriye doğru biraz daha genişletince, "biz nasıl bu hale geldik?" diye bir cümlecik, hüzün tanesi gibi konar tebessüm etmekte olan çehremizin ortasına, tam da dudağımızın kenarına.(orta orasıdır evet)
"Biz ki üç kıtayı" diye başlayan cümleler kurmak ister zavallı benliğimiz. Evet evet biz ki dünyaya hükmederken; fiziksel varlık bir yana, devlet olarak gölgemiz hatta ismimizin gölgesi bir diyara düştüğünde mazlum kalplere neşe, zalimlere korku salıverirken, şimdi ne oldu da, başbakanımız bir paneli öfkeyle terkedip İsrail gibi bir devlete kafa tutar gibi oldu diye böyle tüm dertleri unuturcasına coşkuya kapıldık.
Sinik politikalardan ne kadar da usanmışız, ne denli hasret kalmışız haysiyetli tavır gösterebilen devlet adamlarına. Toplumun(kendimi dışımda tuttuğum bir tanım değil bu) abartılı kesinlikle değil haklı coşkusu bu yönüyle beni hüzünlendirmiştir. (eh saat ikidir, gecenin bir yarısıdır)
Gece, dikiz aynasıdır; neye bakarsan bak altı kelime sonra söylediğim gibidir ama özellikle baktığın yer ruhun ise, her şey olduğundan daha yakın görünür.
chp'ye üzülmeme sebep olan davranıştır. kaderin cilvesi işte. chp nasıl çıkacak işin içinden bilmiyorum. ama dese ki len tayyip seni sevmem ama yaptığın çok şıktı. haa diyeceğiz ki o zaman len bu chp de anti militaristtir.
nesıl bir milletiz ya? herkes amnezi mi oldu? bütün yaptıkları bu hükümetin unutulmuş gibi "davos fatihi" olarak anılıyor birileri. çok çabuk harcayıp çok çabuk yükseltiyoruz insanları çok da çabuk unutuyoruz. bu şovdur bir anlamda seçime bu kadar yakınken daha da anlamlı değil midir?
bundan sonrası çok önemli. nisan ayındaki ermeni yasa tasarısının onaylanması durumunda israil'in baskılarından kurtulacağız gibi. ne olacaksa olacak, hep birlikte katlanacağız. bir noktayı hatırlatmakta fayda var. kürşat tüzmen kriz ortamında arap sermayesi'nin bize dönebileceğini muştulamıştı. doğrusu kızanlardan birisi de bendim bu fikre. şimdi düşünürsek, en katı arap rejimlerinden türkiye'ye ilgi olacağını tahmin etmek zor değil. endonezya ve malezya yerine türkiye daha yakın ihtimal değil mi? suudiler abd'ye posta atmaya başladılar bile. hayırlısı; sonuç yine gelip ekonomiye dayanıyor.
erdoğan, israil'e attığı tokat ile gözümdeki ve gönlümdeki son osmanlıdır.. chavez'in kasımpaşalılığı milli duygularımı kabartır iken,erdoğan'ın bu son kasımpaşalılığı beni ziyadesi ile memnun etmiştir. ak parti istanbul il başkanlığında basın danışmanı olmama rağmen partizanca yaklaşımlara karşı mesafem nedeni ile erdoğan'ı ayakta değil yatakta alkışladım. valla çok duygulandım ya. hele o "one minutes" diye haykırarak diaspora uşağının elini ittiri ittirivermesi yok mu. o halde; "durmak yok, kasımpaşalılığa devam"
İsrail'le ilişkileri keselim diyenlere bekara karı boşamak kolaydır diyerek rezil bir pot kıran başbakan akşam karizmayı topladı. Önümüzdeki seçimler genel olsaydı bu çıkış tiribünlerde +10 (%) luk bir artışa bile neden olurdu ama yerelde ne kadar işe yarar bilemem.
Vel hasılı, her şeye rağmen helal olsun, böyle yap başbakan ciğerimi ye...
ama oyumu isteme nah alırsın... :)
başkan clinton rus meslektaşı yeltsin'le beyaz saray önünde gülme krizine girmişti. ona ne diyecek eleştirenler? çok mu diplomatikti yani tutumları! hayret bişey... başbakan olduğu gibi bir adam, kendini kasan, monşer diplomat artıklarından değil.
amr musa - arap birliği genel sekreteri. toplantıyı terketmedi ama sanki erdoğan'a teşekkür eder gibi erdoğan'ın elini sıktı. onun yorumu şöyle;
usa, AP’ye yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın hareketinin “anlaşılır” olduğunu belirterek, “Sayın Erdoğan söylemek istediğini söyledi ve ayrıldı. Hepsi bu. Kendisi haklıydı” dedi. Musa İsrailliler ile ilgili olarak da “onlar dinlemez” dedi.
Eski Norveç Başbakanlarından Kjell Magne Bondevik ise Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesine “çok üzüldüğünü” söyledi.
Bondevik, “Şimon Peres’i yıllardır tanıyorum ve Erdoğan’ı da tanıyorum. Şimon Peres’i asla hiç bugünkü kadar heyecanlı görmedim. İsrail’e uluslararası topluluktan çok fazla kişi tarafından saldırıldığını düşündüğünü sanıyorum. Kendini tecrit edilmiş hissetti” dedi.
Bondevik, “Erdoğan’ın (paneli) terk etmesine çok üzüldüm. Bu, durumun ne kadar zor olduğunun bir göstergesi” dedi.
Reuters ajansı da haberi, diğer ajanslara benzer şekilde verdi.
Abdülbari Atwan (El Kuds El Arabi Genel Yayın Müdürü) :
Erdoğan ahlaki bir duruş sergiledi. Peres’in İsrail’in barışı teşvik ettiğine dair sözleri tamamıyla saçmalıktı. Peres mağduru oynuyordu. Yanlış sözler söylüyordu. Erdoğan’ın yanıt hakkı vardı. İslam dünyasında mağdurun yanında durdu. Keşke Amr Musa’da onun yanında yer alsaydı.
Kadir Gürsel (Milliyet Gazetesi Yazarı) :
Başbakan Erdoğan Türkiye’ye çok zarar verdi. Başbakan’ın bu tepkisi öngörülmemiş bir tepki ise bu Başbakan’ın Türkiye yönetmesi altında ezildiğini gösterir. Davos bir dünya forumudur. Burada Türkiye’nin görüşleri daha medeni dile getirilebilirdi. Başbakan bunu yapmadı. Ülkesinin Batı ittifakı ile olan bağlarını tahrip etti ve ülkesine çok büyük zarar verdi. Büyük bir vebal ve sorumluluk altındadır kendisi. Türkiye artık giderek dünyada Ortadoğu’daki aşırı unsurların hamisi olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu trajik bir durumdur. Bunun sonuçları olacaktır. Kendi seçmenine gözündeki kredisini artırmayı düşünmemiş olması gerekirdi. Ben AKP’den de Başbakan’ın bu çıkışını savunacak kimse olmayacağını düşünüyorum. Türkiye ciddi bir zarar vermiştir.
Ruşen Çakır (NTV Siyaset Danışmanı) :
Diplomasiyle alakası olmayan bir olay. Çok ciddi sonuçları olacaktır. Hamas’ın liderlerinden Meşal’i davet ettiğinde büyük eleştirilere maruz kalmıştı. Böyle canlı yayınlanan bir ortam böyle bir çıkışı açıklamak zor. İslam camiasında büyük sempati toplayacağı açık. Ancak Türkiye AB’ye girmek isteyen bir ülke. Batı’nın Türkiye bakışının değişeceğini sanmıyorum ancak AKP ve Erdoğan’ın kredibilitesinin etkileneceğini düşünüyorum. Peres Erdoğan’ı bir nevi tuzağa düşürdü. İsrail buradan çok şey kazanamaz. Böyle bir tuzağa getirmekle İsrail’in de kaybettiğini görecek.
El Cezire
Merkezi Katar’da bulunan uluslararası Arap haber kanalı El Cezire de internet sitesinde haberi acil haber olarak tek cümle olarak verdikten sonra, geniş bir haber yayımladı. El Cezire haberinde, Başbakan Erdoğan’ın, panel yöneticisinin Peres’in İsrail’in Gazze saldırısını meşrulaştıran sözlerine itirazlarını söylemesine izin vermemesinden sonra televizyondan canlı yayınlanan tartışmayı terk ettiğini belirtti.
başbakan "one minutes" derken bi dakka dedi. bi dakka demek len dur bi konuşayım demek türkçe'de. ama ingilizce'de bir dakika bir dakikadır. moderatör de ne bilsin garibim türkçe'yi. bir dakka sonra sözünü bitirince kıyamet koptu tabi...
tamamen yanlış anlamadır bence...
bu arada karşılamada bir pankartta şu yazılıyordu. peres tayyip'e çeres oldu.
gülümsetti.
Jerusalem Post gazetesinin web sayfası Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesini “manşet haber” olarak duyururken, Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile girdiği tartışma ve ardından sözünün panel moderatörünce kesilmesine sinirlenerek sahneden yürüyüp gittiğini bildirdi.
Haaretz gazetesinin web sayfası da aynı haberle okuyucularını durumdan haberdar etti.
NTV canlı yanına katılan İsrail’in Kanal 2 Televizyonu Haber Müdürü Arad Nir “İki ülke arasında Gazze operasyonu nedeniyle ilişki gergindi. Peres bu sabah yaptığı açıklamada İsrail’in bakış açısı konusunda Türkiye’ye ikna edeceğini söylemişti. Ama Erdoğan belki de İsrail’e yönelik çok da diplomatik bir yöntem izlemedi burada. Sanıyorum Şimon Peres bir barış arayıcısı olarak özür dilemiş olabilir. Ama bu olanlar burada izleyenler açısından kötü bir durum. Henüz İsrail tarafından bir karşı tepki olmadı. İsrail tarafının olan bitene çok fazla tepki göstereceklerini düşünmüyorum. Erdoğan’ın tarafsız bir arabulucu olarak o duruşu kaybettiğini düşünüyorum”
Kriz yaratan moderatör: Yorum yok
Peres Barış Merkezi Başkanı Urı Savır da NTV’ye şunları söyledi: “Uzun bir röportaj vardı burada Davos’taki tartışmayla ilgili. İsraillilerin büyük çoğunluğu Türkiye’ye saygı duyuyorlar, Erdoğan’a saygı duyuyorlar. Onun için de Türkiye’nin Hamas konusundaki tutumu onları şaşırttı. Hamas, AB ve ABD’nin terör listesinde. 10 yıldır saldırılar düzenliyor. Erdoğan’ın bu konudaki tutumu bir şaşkınlık yarattı. Ortak bir dil bulmalarını umuyorum. Bizim yeniden arabuluculuk için daha tarafsız birini aramamız gerekiyor belki de..
Erdoğan’ın sert çıkışının yankıları
Jerusalem Post Gazetesi Yazarı Gıl Hoffman ise Erdoğan’ın tavrının korkutucu olduğunu söyledi: “Erdoğan’ın 85 yaşında, Nabel Barış Ödülü sahibi bir siyasetçiye böyle konuşması korkutucu. Sizin ülkeniz daha aşırı uçlara eğilim içinde. Diplomatik tepki olacağını düşünmüyorum ama İsrail halkı tepki gösteriyor. Türkiye İsrail halkının gittiği bir ülkeydi. Binlerce İsrailli artık gitmiyor. Türkiye radikal İslam devleti yolunda. Başbakanınız artık çağdaş bir Avrupa ülkesi olmak istemiyor. Hiç kuşku yok arabuluculuk durumunu etkileyecek.”
ARAP MEDYASI
Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki tepkisi, Arap ve İran televizyonlarında flaş haber olarak verildi.
Katar’dan yayın yapan El Cezire televizyonu, haberi, Türkiye başbakanı İsrail’e de, Peres’e de rest çekti” başlığı ile duyurdu.
Kanal, Erdoğan’ın konuşmasını Arapça’ya çevirerek yayınladı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayın yapan El Arabiya kanalı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki tepkisini, “flaş haber” olarak ekranlara getirdi.
İran devlet televizyonları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini, “Siyonist Peres’in izlediği politikayı, sert dille eleştiren Erdoğan, toplantıyı terk etti” yorumuyla ekrana getirdi.
can sıkıntıma rağmen güldüm, filistin ve kürtlerin acılarını karşılaştırana.
tayyip davosta öldürülen çocukların hesabını sorabilir, tayyibin, filistinin, hamasın kutsalında yazılanlardan haberi var. Kuranı kerimde cihadla ilgili ayetlere bakılırsa belki ışık olabilir.
gelelim 2005e
diyarbakırda hastaneler mi bombalandı?
cuma vakti camiler mi bombalandı?
filistinde 22 günde 1330 kişi öldü, üstelik öldürenin kutsalında çocukları öldürmemeyle birden çok emir varken.
kalkmış birileri, kendi çocuklarını kışkırtanların ölümlerine sebep olanların hesabını soruyor. anneleri babaları çocuklarını gözden çıkarmışken üstelik. ben bu iki olayı karşılaştıranın aklından şüphe ederim.
tayyibin davos tepkisi yerel seçimlere yoruldu, -belki de gerçekten- sinirdendi kırmızılığı ama inandıramadı bir çoğunu. -siz sinirlenince trafik ışıklarına benzemiyor olabilirsiniz-
hiçbir zaman tayyibe benden oy çıkmayacak ama bu hareketini -görürsem- anlatırım torunlarıma; moderatörün eline vurmasından, sen diye çıkışına kadar:)
bir de şuradan yakalım;
2005 yılında diyarbakır'da çocuklar sokağa dökülmüş ya da döktürülmüş ve sanırım 4 çocuk olmak üzere 11 kişi ölmüştü. 10'larca çocuk da pkk üyeliğinden yargılanmıştı. işte davos'ta sarfedilen çocuk ölümleri ile ilgili dtp eş başkanı emine ayna bir açıklama yapmış. habere konu olan açıklamanın detayları;
DTP Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, Davos'ta düzenlenen Gazze panelinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum. Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diyen ve paneli terkeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek, “Siz de çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz” dedi.
Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde DTP seçim bürosunun açılışında konuşan Emine Ayna, Kürt halkının Filistin halkı ile aynı acıları yaşadığını iddia etti. 2006 yılı Mart ayındaki Nevruz gösterilerinde Diyarbakır'da 4'ü çocuk 11 kişinin öldüğünu söyleyerek 3 gün süren olayları hatırlatan Emine Ayna, Başbakan Erdoğan'ın o zaman “Çocuk da olsa, kadın da olsa gereği yapılır” dediğini öne sürdü. Emine Ayna sözlerini şöyle sürdürdü:
“AKP'ye diyoruz ki; çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz. Siz değil miydiniz kadın da, çocuk da olsa muhalif de olsa ‘özgürlük talebi olana gereğini yaparız' diyen siz değil miydiniz? Bugün hangi yüzle İsrail'e döner ‘Çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz’ dersiniz. İsrail'e bunu söyleme hakkı olan tek halk Kürt halkıdır. Çünkü bugün dünyada Filistin ile aynı acıları çeken halk Kürt halkıdır. O yüzden yüreğimizden ciğerimizden hissediyoruz çektikleri acıyı. Aynı acıları bu halk burada çekiyor. Aynı bombalarla ölüyor. Bu yüzden diyoruz ki; Başkasına akıl vereceğine önce kendi evindeki pisliği temizle.”
http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&Kategori=siyaset&KategoriID=&ArticleID=1053953&Date=31.01.2009&b=DTP%20Genel%20Baskan%20Yardimcisi%20Emine%20Aynadan%20yakisiksiz%20sozler&ver=08
kürt sorunu kuşkusuz bu ülkenin çözmesi gereken en önemli sorunudur. ancak kürt sorunuyla filistin sorununu aynı kefede tartmak, tarihi, coğrafyayı, sosyolojiyi ve daha da önemlisi siyaseti bilmemek anlamına gelir.
loca numaralı monşerler, siyasetçiler ve kalemşörlerin açıklamaları geldikçe geçmişte bu insanların halkı nasıl morfinlediklerini görüyorum. maskelerinin düşüşü ise büyünün bozulması açısından önemli, başbakanın tavrı eleştirilebilir, ancak fatura öderiz, ödetirler gibi açıklamalarla korkudan tir tir titreyen adamları görmeye tahammül etmek gerçekten çok zor. öyleyse bu tür güruh iyi ki siyaseten tasfiye oldular. ne mutlu bu güruhtan olmayan siyaset sahnesine sahip olan toplumlara. bir de chp bu temizliği yapsa, (mhp bile yaptı) türkiye'de bu toplumlardan biri olacak.
düşünmüyor değiliz. kendi ülkendeki sorunlar filistin sorunundan daha mı az önemli. her tarafımız sorun dolu birader... ekonomik kriz, başörtüsü, ergenekon, ab, kürt sorunu, kuzey ırak, avrasya, ermenistan, kıbrıs, kıbrıs bağlantılı yunanistan, gürcistan, iran... sırala gitsin. işimiz zor ve liderlik bu konumda çok önemli. pısırık, kompleksli liderlerden bıktık artık. elalem ne der diyenden çok, biz ne yaparızın derdinde adam lazım bu ülkeye.
demirel:'ödetirler' diyor başka demiyor. yani x numerolu locadan ahbap olmalarına rağmen yedi defa gönderdiler sekiz defa döndü adam. inatçılığı işe yaradı da bize cesur adamlar, kadınlar lazım. bugün duydum bu sözü:demokrasi diye bi şey yokmuş. bu yolda sarfedilen emek varmış.
basindan alintidir..
Gerger: Başbakan Suçluluk psikoloji ile hareket ediyor
Başbakan Erdoğan'ın tavrını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Haluk Gerger, söz konusu tavrın iç siyasetle mutlaka bağlantısının kullanılması gerektiğini belirterek, 'Kürt illerindeki yerel seçim, sadece AKP açısından değil, devletin egemenlik alanı açısından orak bir stratejik hedefi olarak AKP'nin kazanması üzerine kurulmuştur. Bunu bir koz olarak alıyor AKP' dedi. Yine İsrail'de yaşanan vahşetten dolayı Türkiye'de bir İslami duyarlılık ve infial yaşandığını bu yüzden AKP'nin bu payı Saadet Partisi'ne kaptırmak istemediği için İsrail'e karşı bu kadar sert bir tutum takındığını söyledi. Dış politika açısında Ortadoğu'da kurulan İsrail, ABD, AB ve Türkiye arasındaki ilişki ve dengelerin bozulmasının istenmediğini belirten Gerger, 'İsrail ve ABD biliyorlar ki, Türkiye'deki muhalefeti kanalize edebilecek iktidar Erdoğan iktidarıdır. Hem Türkiye hem de Ortadoğu kamuoyunu yatıştırmak ve AKP'ye Truva atı rolünü oynatmak istiyorlar' şeklinde konuştu. Başbakan'ın tavırlarını ve el kol hareketlerini yaşadığı 'suçluluk psikolojisinin dışa vurumu' olduğunu belirten Gerger, 'Bu bölgede İsrail, Türkiye, ABD arasında bir şeytan üçgeni vardır. Erdoğan kendi suçlarını, askeri ve stratejik ilişkilerini örtmek için bu kuru gürültüye başvuruyor. Sen bu kadar karşıysan İsrail ile ilişkileri kes. Ama bunu yapamıyor. Bunu böyle kuru gürültü ile kamufle etmeye çalışıyor' dedi.
'Kendi militarizmlerini görmezden geliyorlar'
Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e yönelik, 'Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, Siz insan öldürmeyi biliyorsunuz' sözlerini hatırlatan Gerger, Türkiye'nin de aynı politikaları uyguladığını belirterek, 'Aynı şeyleri yapıyorlar. Bilmeyen yabancı birinin gözlerini bağlayın getirip bölge illerinde gözlerini açın, kendisini Gazze'de his eder. Bunu iki yıl önce Şemdinli'ye yaptığım bir ziyaret sırasında söyledim. Bunlar aynı siyaseti uygulayan devletler ve onun için işbirliği yapıyorlar' dedi. Kamuoyunun da, İsrail vahşetine karşı çıkarken samimi olmadığını belirten Gerger, 'Kamuoyu İsrail'e kızıyor ama kendi militarizmini görmezden geliyor. İsrail e kızıyor ama İsrail'e destek veren ve onunla işbirliği yapan partilere oy veriyor' dedi. Yaşananlardan sonra Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmayacağına ve aksine düzeleceğini belirten Gerger, 'İsrail, 'Sen bizim Truva atımız olacaksın, Arapları böyle dolandırmaya devam et' diyecek. Çünkü AKP ile hem iç kamuoyunu hem de Arapları oyalıyorlar. Aksine ilişkiler daha gelişir. Zaten bu yüzden onlarda Erdoğan'ı cilalıyorlar' diye konuştu.
yorum yok diycem olmuyor...ne oldu yani erdoganin yaptigi dünyada yankimi buldu saniliyor..tanrim ne tuhaf mahlukatlariz....demezlermi adama ülkendeki kan gölüne bir bak diye....ve diyorlar da....
bir tc vatandaşı olarak çok hoşuma gitmiştir,gurur duymuşumdur hatta ikide tokat akşetmeliydi Peres'e ben de olsam öyle yapardım lakin ben başbakan değilim sefil bir vatandaşım.O ise başbakan ve uluslararası mevkide işlerin nasıl yürüdüğünü bilmesi gerekmektedir.Sözün özü tribünlerin çok hoşuna gidecek şık bir vücut çalımı olmuştur.Tabi insanın aklına askerimizin başına çuval geçirildiğinde neden benzeri bir tavır sergilenmedi,hamas kadar önemli değilmiydi yada israil'li pilotlar halen eğitimlerini Türk hava sahasında neden yapmaktadır,israilin Türk ordusunun modernizasyon çalışmalarından aldığı pay nedir şeklinde sorular gelmektedir.
Ancak bozguncular ve Diplomat eskisi monşerler böyle konuşur..Yürü be Tayyip Alem delikanlı görsün....
ben zencikelebek, tek bir kelime söylüyorum: m u h t e ş e m ! ! !
"neydik ne olduk" dedirten durumdur. Son 50 yılda geldiğimiz noktayı düşününce fevkalade sevindiricidir. Ancak kamera açısını geriye doğru biraz daha genişletince, "biz nasıl bu hale geldik?" diye bir cümlecik, hüzün tanesi gibi konar tebessüm etmekte olan çehremizin ortasına, tam da dudağımızın kenarına.(orta orasıdır evet)
"Biz ki üç kıtayı" diye başlayan cümleler kurmak ister zavallı benliğimiz. Evet evet biz ki dünyaya hükmederken; fiziksel varlık bir yana, devlet olarak gölgemiz hatta ismimizin gölgesi bir diyara düştüğünde mazlum kalplere neşe, zalimlere korku salıverirken, şimdi ne oldu da, başbakanımız bir paneli öfkeyle terkedip İsrail gibi bir devlete kafa tutar gibi oldu diye böyle tüm dertleri unuturcasına coşkuya kapıldık.
Sinik politikalardan ne kadar da usanmışız, ne denli hasret kalmışız haysiyetli tavır gösterebilen devlet adamlarına. Toplumun(kendimi dışımda tuttuğum bir tanım değil bu) abartılı kesinlikle değil haklı coşkusu bu yönüyle beni hüzünlendirmiştir. (eh saat ikidir, gecenin bir yarısıdır)
Gece, dikiz aynasıdır; neye bakarsan bak altı kelime sonra söylediğim gibidir ama özellikle baktığın yer ruhun ise, her şey olduğundan daha yakın görünür.
chp'ye üzülmeme sebep olan davranıştır. kaderin cilvesi işte. chp nasıl çıkacak işin içinden bilmiyorum. ama dese ki len tayyip seni sevmem ama yaptığın çok şıktı. haa diyeceğiz ki o zaman len bu chp de anti militaristtir.
gurur duyulacak onurlu bir davranisti.emine erdoganin aglamasina ise cok duygulandim gazze oturumunda konusurkende aglamisti.
nesıl bir milletiz ya? herkes amnezi mi oldu? bütün yaptıkları bu hükümetin unutulmuş gibi "davos fatihi" olarak anılıyor birileri. çok çabuk harcayıp çok çabuk yükseltiyoruz insanları çok da çabuk unutuyoruz. bu şovdur bir anlamda seçime bu kadar yakınken daha da anlamlı değil midir?
israil pervasızlığına atılmış bir osmanlı tokatıdır,
anası ağlatılıcak bi konu
bundan sonrası çok önemli. nisan ayındaki ermeni yasa tasarısının onaylanması durumunda israil'in baskılarından kurtulacağız gibi. ne olacaksa olacak, hep birlikte katlanacağız. bir noktayı hatırlatmakta fayda var. kürşat tüzmen kriz ortamında arap sermayesi'nin bize dönebileceğini muştulamıştı. doğrusu kızanlardan birisi de bendim bu fikre. şimdi düşünürsek, en katı arap rejimlerinden türkiye'ye ilgi olacağını tahmin etmek zor değil. endonezya ve malezya yerine türkiye daha yakın ihtimal değil mi? suudiler abd'ye posta atmaya başladılar bile. hayırlısı; sonuç yine gelip ekonomiye dayanıyor.
erdoğan, israil'e attığı tokat ile gözümdeki ve gönlümdeki son osmanlıdır.. chavez'in kasımpaşalılığı milli duygularımı kabartır iken,erdoğan'ın bu son kasımpaşalılığı beni ziyadesi ile memnun etmiştir. ak parti istanbul il başkanlığında basın danışmanı olmama rağmen partizanca yaklaşımlara karşı mesafem nedeni ile erdoğan'ı ayakta değil yatakta alkışladım. valla çok duygulandım ya. hele o "one minutes" diye haykırarak diaspora uşağının elini ittiri ittirivermesi yok mu. o halde; "durmak yok, kasımpaşalılığa devam"
İsrail'le ilişkileri keselim diyenlere bekara karı boşamak kolaydır diyerek rezil bir pot kıran başbakan akşam karizmayı topladı. Önümüzdeki seçimler genel olsaydı bu çıkış tiribünlerde +10 (%) luk bir artışa bile neden olurdu ama yerelde ne kadar işe yarar bilemem.
Vel hasılı, her şeye rağmen helal olsun, böyle yap başbakan ciğerimi ye...
ama oyumu isteme nah alırsın... :)
başkan clinton rus meslektaşı yeltsin'le beyaz saray önünde gülme krizine girmişti. ona ne diyecek eleştirenler? çok mu diplomatikti yani tutumları! hayret bişey... başbakan olduğu gibi bir adam, kendini kasan, monşer diplomat artıklarından değil.
amr musa - arap birliği genel sekreteri. toplantıyı terketmedi ama sanki erdoğan'a teşekkür eder gibi erdoğan'ın elini sıktı. onun yorumu şöyle;
usa, AP’ye yaptığı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın hareketinin “anlaşılır” olduğunu belirterek, “Sayın Erdoğan söylemek istediğini söyledi ve ayrıldı. Hepsi bu. Kendisi haklıydı” dedi. Musa İsrailliler ile ilgili olarak da “onlar dinlemez” dedi.
Eski Norveç Başbakanlarından Kjell Magne Bondevik ise Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesine “çok üzüldüğünü” söyledi.
Bondevik, “Şimon Peres’i yıllardır tanıyorum ve Erdoğan’ı da tanıyorum. Şimon Peres’i asla hiç bugünkü kadar heyecanlı görmedim. İsrail’e uluslararası topluluktan çok fazla kişi tarafından saldırıldığını düşündüğünü sanıyorum. Kendini tecrit edilmiş hissetti” dedi.
Bondevik, “Erdoğan’ın (paneli) terk etmesine çok üzüldüm. Bu, durumun ne kadar zor olduğunun bir göstergesi” dedi.
Reuters ajansı da haberi, diğer ajanslara benzer şekilde verdi.
bazı yazarların ve el cezire'nin yorumu
Abdülbari Atwan (El Kuds El Arabi Genel Yayın Müdürü) :
Erdoğan ahlaki bir duruş sergiledi. Peres’in İsrail’in barışı teşvik ettiğine dair sözleri tamamıyla saçmalıktı. Peres mağduru oynuyordu. Yanlış sözler söylüyordu. Erdoğan’ın yanıt hakkı vardı. İslam dünyasında mağdurun yanında durdu. Keşke Amr Musa’da onun yanında yer alsaydı.
Kadir Gürsel (Milliyet Gazetesi Yazarı) :
Başbakan Erdoğan Türkiye’ye çok zarar verdi. Başbakan’ın bu tepkisi öngörülmemiş bir tepki ise bu Başbakan’ın Türkiye yönetmesi altında ezildiğini gösterir. Davos bir dünya forumudur. Burada Türkiye’nin görüşleri daha medeni dile getirilebilirdi. Başbakan bunu yapmadı. Ülkesinin Batı ittifakı ile olan bağlarını tahrip etti ve ülkesine çok büyük zarar verdi. Büyük bir vebal ve sorumluluk altındadır kendisi. Türkiye artık giderek dünyada Ortadoğu’daki aşırı unsurların hamisi olarak algılanmaya başlanmıştır. Bu trajik bir durumdur. Bunun sonuçları olacaktır. Kendi seçmenine gözündeki kredisini artırmayı düşünmemiş olması gerekirdi. Ben AKP’den de Başbakan’ın bu çıkışını savunacak kimse olmayacağını düşünüyorum. Türkiye ciddi bir zarar vermiştir.
Ruşen Çakır (NTV Siyaset Danışmanı) :
Diplomasiyle alakası olmayan bir olay. Çok ciddi sonuçları olacaktır. Hamas’ın liderlerinden Meşal’i davet ettiğinde büyük eleştirilere maruz kalmıştı. Böyle canlı yayınlanan bir ortam böyle bir çıkışı açıklamak zor. İslam camiasında büyük sempati toplayacağı açık. Ancak Türkiye AB’ye girmek isteyen bir ülke. Batı’nın Türkiye bakışının değişeceğini sanmıyorum ancak AKP ve Erdoğan’ın kredibilitesinin etkileneceğini düşünüyorum. Peres Erdoğan’ı bir nevi tuzağa düşürdü. İsrail buradan çok şey kazanamaz. Böyle bir tuzağa getirmekle İsrail’in de kaybettiğini görecek.
El Cezire
Merkezi Katar’da bulunan uluslararası Arap haber kanalı El Cezire de internet sitesinde haberi acil haber olarak tek cümle olarak verdikten sonra, geniş bir haber yayımladı. El Cezire haberinde, Başbakan Erdoğan’ın, panel yöneticisinin Peres’in İsrail’in Gazze saldırısını meşrulaştıran sözlerine itirazlarını söylemesine izin vermemesinden sonra televizyondan canlı yayınlanan tartışmayı terk ettiğini belirtti.
başbakan "one minutes" derken bi dakka dedi. bi dakka demek len dur bi konuşayım demek türkçe'de. ama ingilizce'de bir dakika bir dakikadır. moderatör de ne bilsin garibim türkçe'yi. bir dakka sonra sözünü bitirince kıyamet koptu tabi...
tamamen yanlış anlamadır bence...
bu arada karşılamada bir pankartta şu yazılıyordu. peres tayyip'e çeres oldu.
gülümsetti.
erdoğan şu an uçaktan iniyor. davos fatihi olarak düşünülüyor orada bekleyenler tarafından.
israil ve arap basınındaki yankıları;
Jerusalem Post gazetesinin web sayfası Başbakan Erdoğan’ın paneli terk etmesini “manşet haber” olarak duyururken, Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile girdiği tartışma ve ardından sözünün panel moderatörünce kesilmesine sinirlenerek sahneden yürüyüp gittiğini bildirdi.
Haaretz gazetesinin web sayfası da aynı haberle okuyucularını durumdan haberdar etti.
NTV canlı yanına katılan İsrail’in Kanal 2 Televizyonu Haber Müdürü Arad Nir “İki ülke arasında Gazze operasyonu nedeniyle ilişki gergindi. Peres bu sabah yaptığı açıklamada İsrail’in bakış açısı konusunda Türkiye’ye ikna edeceğini söylemişti. Ama Erdoğan belki de İsrail’e yönelik çok da diplomatik bir yöntem izlemedi burada. Sanıyorum Şimon Peres bir barış arayıcısı olarak özür dilemiş olabilir. Ama bu olanlar burada izleyenler açısından kötü bir durum. Henüz İsrail tarafından bir karşı tepki olmadı. İsrail tarafının olan bitene çok fazla tepki göstereceklerini düşünmüyorum. Erdoğan’ın tarafsız bir arabulucu olarak o duruşu kaybettiğini düşünüyorum”
Kriz yaratan moderatör: Yorum yok
Peres Barış Merkezi Başkanı Urı Savır da NTV’ye şunları söyledi: “Uzun bir röportaj vardı burada Davos’taki tartışmayla ilgili. İsraillilerin büyük çoğunluğu Türkiye’ye saygı duyuyorlar, Erdoğan’a saygı duyuyorlar. Onun için de Türkiye’nin Hamas konusundaki tutumu onları şaşırttı. Hamas, AB ve ABD’nin terör listesinde. 10 yıldır saldırılar düzenliyor. Erdoğan’ın bu konudaki tutumu bir şaşkınlık yarattı. Ortak bir dil bulmalarını umuyorum. Bizim yeniden arabuluculuk için daha tarafsız birini aramamız gerekiyor belki de..
Erdoğan’ın sert çıkışının yankıları
Jerusalem Post Gazetesi Yazarı Gıl Hoffman ise Erdoğan’ın tavrının korkutucu olduğunu söyledi: “Erdoğan’ın 85 yaşında, Nabel Barış Ödülü sahibi bir siyasetçiye böyle konuşması korkutucu. Sizin ülkeniz daha aşırı uçlara eğilim içinde. Diplomatik tepki olacağını düşünmüyorum ama İsrail halkı tepki gösteriyor. Türkiye İsrail halkının gittiği bir ülkeydi. Binlerce İsrailli artık gitmiyor. Türkiye radikal İslam devleti yolunda. Başbakanınız artık çağdaş bir Avrupa ülkesi olmak istemiyor. Hiç kuşku yok arabuluculuk durumunu etkileyecek.”
ARAP MEDYASI
Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki tepkisi, Arap ve İran televizyonlarında flaş haber olarak verildi.
Katar’dan yayın yapan El Cezire televizyonu, haberi, Türkiye başbakanı İsrail’e de, Peres’e de rest çekti” başlığı ile duyurdu.
Kanal, Erdoğan’ın konuşmasını Arapça’ya çevirerek yayınladı.
Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayın yapan El Arabiya kanalı da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki tepkisini, “flaş haber” olarak ekranlara getirdi.
İran devlet televizyonları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini, “Siyonist Peres’in izlediği politikayı, sert dille eleştiren Erdoğan, toplantıyı terk etti” yorumuyla ekrana getirdi.
ay baykal ne diyecek merak ediyorum.
eskiden demişti ki az tepki gösterildi.
şu an atatürk havaalanında birçok kişi toplanmış. muhtemelen erdoğan türkiye'ye gelince binlerce insan tarafından karşılanacak.
(bkz. erdoğan'ın yüzünün renk değişim aşamaları )
o kalkıp gidişi ne asildi be.bu kez eleştirilecek bişey yok.helal olsun başbakan.
başbakan planlı hareket etmedi, orada kim olsa sinirlenirdi. perez sesini yükseltti, uşağumdan yedi postayı. sonra da özür telefonu etti.
ayrıca filistin dramının tokatıdır...