bülent ersoy ve sübyan sevgilileri...
bülent ersoy ve kısa süreli evlilikleri...
bülent ersoy ve şaşaalı takıları...
bülent ersoy ve korkuluktan bozma makyajı...
ne uyumlu kadın şu bülent ablamız yaaa!!!
ikizler burcu.
konusmalarinda bir türlü sadede gelemeyen ve ipin ucunu cabuk kaciran sanatci. birde en az 100 kez 37 yillik sanat hayatini burnumuza bagladi. alkisss.
svi generi (yazar silindi) - Çar, 05/03/2008 - 05:54#
herkesin bildiğini(malumu) ilan etmiştir, samimi olduğu ortada gerçek şu ki kimse bir yakının ölüsünü eline almak istemez. 30 yıldır olan biten ortada baskın oran'ın meclis grup toplantısında yaptığı konuşmayı haklı çıkarmıştır. kalbi acıyan bu insanın artık bastırmadığı çığlığı dikkate alınacak mı yoksa yeni anayasa ile birlikte washington'da son derece demokratik bir çözüm mü sipariş edilecek göreceğiz. kendisini eleştirenler milliyetçiliği, vatanı kendi tekelinde sanan ya çok aptal ya da bu işten (terörden) çok fazla nemalanan kesimdir. onur öymenin dediği gibi ''faşizm vatansevmez''
bülent ersoy sahiden hayatının en gerçekçi cümlelerini kuruyor. kendi adıma kendisini kutluyorum(bu kutlama entry dışı -modere edilebilir)
haber ntv'den copy paste yapıldı:
Bülent Ersoy, savaşa karşı çıkan sözleri nedeniyle hakkındaki suçlamalara yanıt verdi. Annelerin kendisini anladığını ve destek verdiğini söyleyen Ersoy, “Ben ne söylediğimi iyi biliyorum. Kimse benim söylediğim şeyi söyleyemiyordu. Korkuyordu. Ben tabuları yıktım. Sanatkarlar ve aydınlar yön veren aydınlık kişilerdir öyle olmalıdırlar. Tribünlere oynayıp da üç alkış daha fazla almak için öyle konuşmak olur mu” dedi.
Vatan ve Posta gazetelerine açıklama yapan Bülent Ersoy’un, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Hakkınızda soruşturma başlatıldı...
Ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum. Söylemediğim bir şey için yargılanmam çok yanlış. Ben çözüm istedim. Çözüm istemek suç mu? Çözüm bulalım el birliğiyle dedim.
Askerlikten soğutma davası açılacağı söyleniyor.
Böyle askerlikten soğutma olmaz. Boşa kan dökülmesin, boşa savaş olmasın bir çözüm bulunsun kimsenin aleti olmayalım demek askerlikten soğutmak demek değil. Pencereden baktığın zaman o panoramik görüntüde neyi görmek istersen o tarafa bakar onu görürsün. Ya denizi ya dağları ya da varsa çöplüğü. Görmek istediğiniz şekilde görmek ve bakmak çok ayrıdır. Bunu edebiyatta da okuduk. Görmek istediğimiz şekilde görür onu göre yargılarız. Cımbızla bir tarafından alıp kullandılarsa benim konuşmamın sonuç bölümünü kaale almadılarsa bu onların sorunu. Böyle bir dava konusu olduğunda o bant hakimin önüne gider ben de savunmamı yaparım. Hukukun üstünlüğü var.
Oğlum olsa bugün askere göndermem, dediniz...
Bunu dolaylı bir şekilde ima eder gibi oldum ama direk söylemedim, öyle bir laf yok. Sonra siz anne olsanız göz göre göre yapar mısınız? İçiniz acımaz mı çocuğunuzun cenazesi kalkarken. Şehit analarından Bülent Ersoy’un arkasındayız, onun ne demek istediğiniz biz anladık diye destek geliyormuş. Mersin Şehit Aileler Derneği’nden... Öyle büyük bir katkı öyle büyük bir destek var ki bana. Kimse benim söylediğim şeyi söyleyemiyordu. Korkuyordu. Ben tabuları yıktım. Sanatkarlar ve aydınlar yön veren aydınlık kişilerdir, öyle olmalıdırlar. Tribünlere oynayıp da üç alkış daha fazla almak için öyle konuşmak olur mu. Ben yarışmacılara puan verirken çok acımasızca bütün gerçekliğiyle veriyorum. Gerçekler insanların canını acıtabilir. Çünkü gerçektir. Ben yorumlarımı o şekilde yapıyorum. Ben gerçekçiyim.
RTÜK “ATIN” DERSE, ARKASINI BIRAKMAM
RTÜK de sizi gündemine aldı.
RTÜK ‘atın onu mu’ diyor. Ben böyle bir şey olsa bunun arkasını bırakmam. Veya benim arkamdan kimler gelmez ki.
Programdan çıkartılma söylentileri var.
O zaman nasıl büyürüm biliyor musunuz? Fikir özgürlüğü düşünce özgürlüğü nerede kalıyor. Bu nasıl demokrasi? Bu insanları salla başını al maaşını koyun gibi olmaya sürüklüyorlar. Konuştun mu yandın. Ayrıca RTÜK, bunu programdan çıkartın, yetkisine sahip değil. Böyle bir hakkı yok. Programa önce uyarı, sonra ceza gelir.
Vatan sağolsun diyen hangi ana başa sarma şansı olsa oğlunu bir daha gönderir. Dürüst olmak lazım, ciddi bir meseleyi de gayri ciddi muhatabın kişisel handikaplarına takılmadan ciddi değerlendirmek lazım.
Milliyetçi yanımı, tabularımı,duygularımı bir yana bırakarak uzun uzun düşündüm.
Haklıydılar...
Hangi anne evladının ölmesini ister ki. Sonuçta karşınızda ki anne...
İstenildiği kadar konuşulabilir bu konu hakkında.
Peki onlar nasıl anneler ki ölen evlatlarının ardından "vatan sağolsun" diyebiliyorlar? Onları zorlayan birileri mi var? Memleketin dört bir yanından çığ gibi yükselen bu sözleri kim ezberletiyor bu annelere... Onlar kimden korkuyor?
Adı üstünde Anne!!!....
Şartlar ne olursa olsun evladının iyiliğini ister!!!
İşte anlayamadıkları nokta budur o insanların. Anneler evlatlarının her zaman iyiliğini ister.
Karşınızda ki kadınlar müslüman!
Onlar Şehitler Ölmez derken onların gerçekten ölmediğini bilirler. Onlar evlatlarının sonsuz bir hayata kavuştuğunu düşünürken teselli olurlar. Evladı şehit düşen annenin nasıl bir onura sahip olduğunu bilirler.
Çünkü onlar gerçek annelerdir...
Tıpkı bağımsızlığımız için kanlarını akıtmaktan korkmayan milyonlarca şehidimizin anneleri gibiler...
Bunda şaşacak birşey yok. Bunu anlayabilmek için önce anne olabilme yetisine sahip olmak lazımdır. Hatta daha öncesinde kadın olmak lazımdır. Gerçek kadınlar narin yapılarının altında her zaman bir kahraman saklarlar. Hele bu Türk Kadınıysa...
Ağzını gere gere konuşanları anlıyorum. İnançlarımızı, duygularımızı bir yana bırakırsak ve öyle düşünürsek çok haklılar.
Ama gelin görün ki bizler gerçek insanlarız. İnançlarımız, duygularımız var. Evlatlarımızın,kardeşlerimizin,arkadaşlarımızın şehit mertebesine yükselmiş olması bizleri üzmez. Ayrı düşmek zor gelebilir ama biz sevdiklerimizin iyiliğini isteriz. Bizler için şehit olmak iyi bir olaydır.
İşte bizi biz yapan temel budur. Biz böyle bir servete sahibiz.
Peki, ağzını gere gere konuşan sen, senin sahip olduğun ne var?
ilk defa dobra dobra konuşan ve hayatının en kavi doğru sözlerini söylemiş müzisyen.
Bülent Ersoy, Popstar Alaturka programının 24 Şubat Pazar akşamı yayınlanan bölümünde, kara harekatı ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştu: "Efendim, ben başka pencereden bakıyorum hadiseye. Ben hep tabana inerim, hayat felsefem odur. Ve kesin çözüm var mıdır, yok mudur? Onu irdelerim. Bu gençler, bu çocuklarımız, evlatlarımız, kardeşlerimiz işte can veriyorlar. O anneler, o çocukları doğuruyor. Askerlik yaşına kadar getiriyor ve ondan sonra da toprağa veriyor. Niye bu olsun, neden? Hep derler ya büyük balık, küçük balığı yutar. Bu denge ya da dengesizlik nasıl kabul edilirse edilsin. Tamamiyle hep Amerika'nın elinde olan bir şey ve biz de onun ne yazık ki, yazmış olduğu senaryoya uymak mecburiyetinde kalıyoruz. Güya bizim yanımızda, bizi çok seviyor, saygı duyuyor, hürmet ediyor fikirlerimize ama buradan başka taraftan da alttan başka işler dönüyor. Çünkü neden, ticaret. Her şeyin altında bu yatıyor....... Şimdi benim doğurganlık özelliğim olsaydı, ben çocuk doğurmuş olsaydım. Yani birileri kalkacak masa başında sen şunu yapacaksın, o da bunu yapacak ve ben onları bu şekilde kuvvetsiz duruma düşüreceğim falan filan diye diye böyle bir durum sergileyecek ben de doğurduğum çocuğu toprağa vereceğim, var mı böyle bir şey yahu. Yani tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz. Ama yani göz göre göre de bu çocukları o zaman bütün analar doğurur verir toprağa, bu mu yani. Çünkü normal şartlar altında bir savaş değil bu. Entrika var bu işin ucunda. Entrika ile başa çıkılamaz sayın Erkır... Ben anne değilim, olamayacağımda hiç bir zaman. Ama insanım. İnsan olarak onları o toprağa vermek o anaların yüreğinin nasıl alev, alev yandığını, çayır, çayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar... Ama ben halkım. Halk olarak konuşuyorum. Bu olmaz, bu olmaz yaa. Günah o analara günah, yanıyorlar cayır cayır..."
bülent erson(y)'un türkçe konuşurken kullanmaya çalıştığı broken osmanlıcaya hayran değilim. kelimeleri yerli yerindesiz kullanıyor ve içine işiyor afedersin. bir de muhafazakar dönme havalarına girip kelimatullahı, bilmillahı filan etli dilinde döndürmesine gıcık oluyorum. hele en son bu pop star mıdır, ala turka mıdır nedir, orhan, gündeş, o dönme var bi tane daha hediye midir, armağan mıdır nedir, onun yanında bir kokana hortlak var dı ki sonradan bülent erson olduğunu fevkettim. heykel gibi bir şey, bir ton pudra, makyaj, hele fıstık yiyişi yok muydu, aman allahım! sanki galler prensesi. o genç kız havaları, edalar. minicik minicik ısırıklar, yudumlar filan. tam komedi. hep beraber güldük kripton2lu arkadaşlarla.
artık diyorum emekli olsun, namaza filan başlasın metruk bir sahil kasabasında, önünü genç dönmelere açsın. türkiye'nin yeni yüzlere ihtiyacı var.
bülent ersoyun yerinde çıkışını(oğlum olsa bu savaşa kurban etmem kabilinden...) çok olumlu buluyorum
Ayrıca bugün susan birçok sanatçının ,yazarın,aydının sular durulduğunda karşımzı geçip kardeşlikten demokrasiden ,hoşgürüden bahsedeceğini de iyi biliyoruz.
sular durulunca şakır şakır billur misali akanlar hiç bir kiri temizlemeycekler artık
bırakın cinsiyet değiştirmesini, bırakın tırnak içindeki aşklarını ama o makyajla bana bir böö dese nolur diye düşündüğüm klasik türk müziği çığırtkanı. ona bir 'halk' dedirtin gerisi gelir...
bülent ersoy ve sübyan sevgilileri...
bülent ersoy ve kısa süreli evlilikleri...
bülent ersoy ve şaşaalı takıları...
bülent ersoy ve korkuluktan bozma makyajı...
ne uyumlu kadın şu bülent ablamız yaaa!!!
kendisi şimdide uluslararası savaş karşıtı aktivist haline gelmiştir ki olabilir neticede aktivistlerde osurur...
Gelen taksilerin plakalarının son rakamı çift sayı diye geri gönderen şahsiyet. Söyliyim buradaki taksiciler illallah ettiler!
büyük objelerle saklamak istediği ne sizce?
kadınlığı mı, o iğdiş ettiği erkekliğimi?
ikizler burcu.
konusmalarinda bir türlü sadede gelemeyen ve ipin ucunu cabuk kaciran sanatci. birde en az 100 kez 37 yillik sanat hayatini burnumuza bagladi. alkisss.
cinsiyet değiştirmek gay olmaktan daha mı iyi acaba onun için?
yüzü de ona yakışmaz maskesi de.
maskeyi o yüzden mi takmıştı dün akşam?
en son canlı yayında osurdu..=)
herkesin bildiğini(malumu) ilan etmiştir, samimi olduğu ortada gerçek şu ki kimse bir yakının ölüsünü eline almak istemez. 30 yıldır olan biten ortada baskın oran'ın meclis grup toplantısında yaptığı konuşmayı haklı çıkarmıştır. kalbi acıyan bu insanın artık bastırmadığı çığlığı dikkate alınacak mı yoksa yeni anayasa ile birlikte washington'da son derece demokratik bir çözüm mü sipariş edilecek göreceğiz. kendisini eleştirenler milliyetçiliği, vatanı kendi tekelinde sanan ya çok aptal ya da bu işten (terörden) çok fazla nemalanan kesimdir. onur öymenin dediği gibi ''faşizm vatansevmez''
bülent ersoy sahiden hayatının en gerçekçi cümlelerini kuruyor. kendi adıma kendisini kutluyorum(bu kutlama entry dışı -modere edilebilir)
haber ntv'den copy paste yapıldı:
Bülent Ersoy, savaşa karşı çıkan sözleri nedeniyle hakkındaki suçlamalara yanıt verdi. Annelerin kendisini anladığını ve destek verdiğini söyleyen Ersoy, “Ben ne söylediğimi iyi biliyorum. Kimse benim söylediğim şeyi söyleyemiyordu. Korkuyordu. Ben tabuları yıktım. Sanatkarlar ve aydınlar yön veren aydınlık kişilerdir öyle olmalıdırlar. Tribünlere oynayıp da üç alkış daha fazla almak için öyle konuşmak olur mu” dedi.
Vatan ve Posta gazetelerine açıklama yapan Bülent Ersoy’un, gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Hakkınızda soruşturma başlatıldı...
Ben ne söylediğimi çok iyi biliyorum. Söylemediğim bir şey için yargılanmam çok yanlış. Ben çözüm istedim. Çözüm istemek suç mu? Çözüm bulalım el birliğiyle dedim.
Askerlikten soğutma davası açılacağı söyleniyor.
Böyle askerlikten soğutma olmaz. Boşa kan dökülmesin, boşa savaş olmasın bir çözüm bulunsun kimsenin aleti olmayalım demek askerlikten soğutmak demek değil. Pencereden baktığın zaman o panoramik görüntüde neyi görmek istersen o tarafa bakar onu görürsün. Ya denizi ya dağları ya da varsa çöplüğü. Görmek istediğiniz şekilde görmek ve bakmak çok ayrıdır. Bunu edebiyatta da okuduk. Görmek istediğimiz şekilde görür onu göre yargılarız. Cımbızla bir tarafından alıp kullandılarsa benim konuşmamın sonuç bölümünü kaale almadılarsa bu onların sorunu. Böyle bir dava konusu olduğunda o bant hakimin önüne gider ben de savunmamı yaparım. Hukukun üstünlüğü var.
Oğlum olsa bugün askere göndermem, dediniz...
Bunu dolaylı bir şekilde ima eder gibi oldum ama direk söylemedim, öyle bir laf yok. Sonra siz anne olsanız göz göre göre yapar mısınız? İçiniz acımaz mı çocuğunuzun cenazesi kalkarken. Şehit analarından Bülent Ersoy’un arkasındayız, onun ne demek istediğiniz biz anladık diye destek geliyormuş. Mersin Şehit Aileler Derneği’nden... Öyle büyük bir katkı öyle büyük bir destek var ki bana. Kimse benim söylediğim şeyi söyleyemiyordu. Korkuyordu. Ben tabuları yıktım. Sanatkarlar ve aydınlar yön veren aydınlık kişilerdir, öyle olmalıdırlar. Tribünlere oynayıp da üç alkış daha fazla almak için öyle konuşmak olur mu. Ben yarışmacılara puan verirken çok acımasızca bütün gerçekliğiyle veriyorum. Gerçekler insanların canını acıtabilir. Çünkü gerçektir. Ben yorumlarımı o şekilde yapıyorum. Ben gerçekçiyim.
RTÜK “ATIN” DERSE, ARKASINI BIRAKMAM
RTÜK de sizi gündemine aldı.
RTÜK ‘atın onu mu’ diyor. Ben böyle bir şey olsa bunun arkasını bırakmam. Veya benim arkamdan kimler gelmez ki.
Programdan çıkartılma söylentileri var.
O zaman nasıl büyürüm biliyor musunuz? Fikir özgürlüğü düşünce özgürlüğü nerede kalıyor. Bu nasıl demokrasi? Bu insanları salla başını al maaşını koyun gibi olmaya sürüklüyorlar. Konuştun mu yandın. Ayrıca RTÜK, bunu programdan çıkartın, yetkisine sahip değil. Böyle bir hakkı yok. Programa önce uyarı, sonra ceza gelir.
Vatan sağolsun diyen hangi ana başa sarma şansı olsa oğlunu bir daha gönderir. Dürüst olmak lazım, ciddi bir meseleyi de gayri ciddi muhatabın kişisel handikaplarına takılmadan ciddi değerlendirmek lazım.
HAKLILAR….
Uzun uzun düşündüm...
Milliyetçi yanımı, tabularımı,duygularımı bir yana bırakarak uzun uzun düşündüm.
Haklıydılar...
Hangi anne evladının ölmesini ister ki. Sonuçta karşınızda ki anne...
İstenildiği kadar konuşulabilir bu konu hakkında.
Peki onlar nasıl anneler ki ölen evlatlarının ardından "vatan sağolsun" diyebiliyorlar? Onları zorlayan birileri mi var? Memleketin dört bir yanından çığ gibi yükselen bu sözleri kim ezberletiyor bu annelere... Onlar kimden korkuyor?
Adı üstünde Anne!!!....
Şartlar ne olursa olsun evladının iyiliğini ister!!!
İşte anlayamadıkları nokta budur o insanların. Anneler evlatlarının her zaman iyiliğini ister.
Karşınızda ki kadınlar müslüman!
Onlar Şehitler Ölmez derken onların gerçekten ölmediğini bilirler. Onlar evlatlarının sonsuz bir hayata kavuştuğunu düşünürken teselli olurlar. Evladı şehit düşen annenin nasıl bir onura sahip olduğunu bilirler.
Çünkü onlar gerçek annelerdir...
Tıpkı bağımsızlığımız için kanlarını akıtmaktan korkmayan milyonlarca şehidimizin anneleri gibiler...
Bunda şaşacak birşey yok. Bunu anlayabilmek için önce anne olabilme yetisine sahip olmak lazımdır. Hatta daha öncesinde kadın olmak lazımdır. Gerçek kadınlar narin yapılarının altında her zaman bir kahraman saklarlar. Hele bu Türk Kadınıysa...
Ağzını gere gere konuşanları anlıyorum. İnançlarımızı, duygularımızı bir yana bırakırsak ve öyle düşünürsek çok haklılar.
Ama gelin görün ki bizler gerçek insanlarız. İnançlarımız, duygularımız var. Evlatlarımızın,kardeşlerimizin,arkadaşlarımızın şehit mertebesine yükselmiş olması bizleri üzmez. Ayrı düşmek zor gelebilir ama biz sevdiklerimizin iyiliğini isteriz. Bizler için şehit olmak iyi bir olaydır.
İşte bizi biz yapan temel budur. Biz böyle bir servete sahibiz.
Peki, ağzını gere gere konuşan sen, senin sahip olduğun ne var?
Şehit annelerimizin affına sığınırım...
Semra Dursun
efendim, eskilerin namütenahi lafzıkelimeleriyle agaz ederisek, doğru söze ne hacet; hatta efendiler, fevkaladenin fevkinde ala fevk bir durumun tezahürü celb (as. celp ile alakası yoktur) eylemiştir... ol sada-yı bulbuli, ol avaz-ı bang-ı bolend fevkalbeşer değil, bilakis azcümle aynelbeşer bir lafzı mana-i celilesinde terennüm eylemişlerdir... ol sada-yı hoş eda-yı güzide-i nakseylemek darb-ı labeşer vü adî ehli idrak amelidir.
ilk defa dobra dobra konuşan ve hayatının en kavi doğru sözlerini söylemiş müzisyen.
Bülent Ersoy, Popstar Alaturka programının 24 Şubat Pazar akşamı yayınlanan bölümünde, kara harekatı ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştu: "Efendim, ben başka pencereden bakıyorum hadiseye. Ben hep tabana inerim, hayat felsefem odur. Ve kesin çözüm var mıdır, yok mudur? Onu irdelerim. Bu gençler, bu çocuklarımız, evlatlarımız, kardeşlerimiz işte can veriyorlar. O anneler, o çocukları doğuruyor. Askerlik yaşına kadar getiriyor ve ondan sonra da toprağa veriyor. Niye bu olsun, neden? Hep derler ya büyük balık, küçük balığı yutar. Bu denge ya da dengesizlik nasıl kabul edilirse edilsin. Tamamiyle hep Amerika'nın elinde olan bir şey ve biz de onun ne yazık ki, yazmış olduğu senaryoya uymak mecburiyetinde kalıyoruz. Güya bizim yanımızda, bizi çok seviyor, saygı duyuyor, hürmet ediyor fikirlerimize ama buradan başka taraftan da alttan başka işler dönüyor. Çünkü neden, ticaret. Her şeyin altında bu yatıyor....... Şimdi benim doğurganlık özelliğim olsaydı, ben çocuk doğurmuş olsaydım. Yani birileri kalkacak masa başında sen şunu yapacaksın, o da bunu yapacak ve ben onları bu şekilde kuvvetsiz duruma düşüreceğim falan filan diye diye böyle bir durum sergileyecek ben de doğurduğum çocuğu toprağa vereceğim, var mı böyle bir şey yahu. Yani tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz. Ama yani göz göre göre de bu çocukları o zaman bütün analar doğurur verir toprağa, bu mu yani. Çünkü normal şartlar altında bir savaş değil bu. Entrika var bu işin ucunda. Entrika ile başa çıkılamaz sayın Erkır... Ben anne değilim, olamayacağımda hiç bir zaman. Ama insanım. İnsan olarak onları o toprağa vermek o anaların yüreğinin nasıl alev, alev yandığını, çayır, çayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar... Ama ben halkım. Halk olarak konuşuyorum. Bu olmaz, bu olmaz yaa. Günah o analara günah, yanıyorlar cayır cayır..."
bülent erson(y)'un türkçe konuşurken kullanmaya çalıştığı broken osmanlıcaya hayran değilim. kelimeleri yerli yerindesiz kullanıyor ve içine işiyor afedersin. bir de muhafazakar dönme havalarına girip kelimatullahı, bilmillahı filan etli dilinde döndürmesine gıcık oluyorum. hele en son bu pop star mıdır, ala turka mıdır nedir, orhan, gündeş, o dönme var bi tane daha hediye midir, armağan mıdır nedir, onun yanında bir kokana hortlak var dı ki sonradan bülent erson olduğunu fevkettim. heykel gibi bir şey, bir ton pudra, makyaj, hele fıstık yiyişi yok muydu, aman allahım! sanki galler prensesi. o genç kız havaları, edalar. minicik minicik ısırıklar, yudumlar filan. tam komedi. hep beraber güldük kripton2lu arkadaşlarla.
artık diyorum emekli olsun, namaza filan başlasın metruk bir sahil kasabasında, önünü genç dönmelere açsın. türkiye'nin yeni yüzlere ihtiyacı var.
bülent ersoyun yerinde çıkışını(oğlum olsa bu savaşa kurban etmem kabilinden...) çok olumlu buluyorum
Ayrıca bugün susan birçok sanatçının ,yazarın,aydının sular durulduğunda karşımzı geçip kardeşlikten demokrasiden ,hoşgürüden bahsedeceğini de iyi biliyoruz.
sular durulunca şakır şakır billur misali akanlar hiç bir kiri temizlemeycekler artık
valla muhafazakar filan başka meselede admin bu sözlüğü bıraksında homoloji adlı sözlüğe üye olsun bence.
http://www.homoloji.com/homoloji.html
bülent ersoyun muhafazakar versionu (bkz. admin)
yılların eskitemediği.
Bkz. Herşeyiyle bariz kıyamet alameti
yılların sanatçısı. birileri giderken o dönüyordu.
erkek hali çok yakışıklıymış.ben emel'den şaşmam yine de.
korku figûrû...
insanin içinde olacak kardeşim!
bırakın cinsiyet değiştirmesini, bırakın tırnak içindeki aşklarını ama o makyajla bana bir böö dese nolur diye düşündüğüm klasik türk müziği çığırtkanı. ona bir 'halk' dedirtin gerisi gelir...