yaşamak en çok onunla güzeldi. kuşların diliyle konuşuyordu. şarapnel gibi yağıyordu düşmanın üstüne ve güzelce vuruyordu. yedi güzel adam ve yürekdede ile padişak hit iki kitap benim için. bir de i,ns. hikayeleri.
isminin baş harfleri "acz" olan
bağışlanmayı dileyen ender şairlerden
küçük iskenderin dönüp dönüp okuduğu
şiirinde erotizmi cesurca kullanan "islamî" literatürün ender şairlerinden,
zarif bir ağabey de denir.
"yalnızlık, ne yana dönsem kemik gibi batıyor" varoluşçuluğunu da "mistik" şiire somut biçimde oturtan "yedi güzel adam"dan biri.
"sancılı bir duruşla taştan çocukların
serçe dolu bavullarını
açarlardı seccadeler şehzadelerin
artist sessizliğine"
"canlı canlı ağlayan hücrenin
huyunu ve öz toprağını
yoklayın siz yorgunum ben bakınıyorum
saniyen daha solgun daha içinden çıkılmaz
gün doğumuna hazır bir bardak çay
bir büyük bardak mitralyöz"
"bunlara benzer bir yüzüm var
her virajına insanlar devrilir
ama soylu deyince ben
içerde kalmış bir insanım
taşırlarınıza bunun için
hem kendim binmiyorum
hem söylemezdim
nedir sormazdım
bir şey durunca
kaçarsam şu koşmak
bilinen bir şey midir"
"bir şehrin ortasından tren geçiyor
o şehirde büyük rüzgâr vardır
bir oyuncakçı vitrininin önünde
insanların durdukları ve duruşlarını
değiştirmedikleri trenle birlikte
şehrin ortasından oyuncak trenlerin
cezalandırmış şekilleri"
"noktanın sonuna kadar
bir sinir bir can yanmasıyla
bir parçamı
bir demir mengeneye
koyup sıkmak istiyorum mu nedir
dilimi"
türk şiirinde sıkı şiirleri olduğu şüphesiz. dilindeki imgecilik ikinci yeni'deki diğer bütün şairlerden daha yoğun. islami hassasiyetlerle yazdığı bazı şiir başarısızdır.
"ve elbet
gözlerin sularımdan çekilince
ürkek bir ceylanla anlaşırım
yüzünün çok yakını olan bir limana
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım"
"aşkımla boyun boyuna bir ejderhayım
şehirde sen benim en çok saklandığım
içine girip korktuğum
çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım
sen benim durup durup saplandığım
mutlu an biraz uzun olmasın
yoksulluk gibi gideceğim bir yer var
efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu"
"cazgır ve enli bedenler
harman yerinde kütürdiye dursun
kıvrılmış ürkek ve atılgan
dağ gibi güreşe dursun
terleyen ve soluyan bedenler arasında
(damlarda seyre durmuş birbirine sokulan
birbirine dirsek vuran köy kızlarına ait)
salkım salkım memeler"
ömrü hayatında belki de bir kez sakal bırakmıştır uzun süreli olarak. çok yakışıklı bir adamdır. ama beyan yayınları tam bir körlük ve kalın kafalılık olarak sakal imgesine vurgu yapmakla müşteriyi sağlama alma kaygısı gütmektedir. insan olarak çok güzel, cins bir adamdır. cennet ehlindendir diye düşünürüm. yürek dede ile padişahı her evlencek arkadaşın okuması tavsiye olunur. son dönem şişirilmiş bir üne kavuştu. ama hakkaten büyüktür... şiiri de...
öptüm sonsuz gidişinden
aşkı en iyi anlatan güzel insanlardan biri
onunla çay içmek isterdim ama şekersiz israf olmasın diye
yine kendi kendimizi atlatıp zincirlerimizi takmaya mı başlıyoruz?
yaşamak en çok onunla güzeldi. kuşların diliyle konuşuyordu. şarapnel gibi yağıyordu düşmanın üstüne ve güzelce vuruyordu. yedi güzel adam ve yürekdede ile padişak hit iki kitap benim için. bir de i,ns. hikayeleri.
“Ne çok acı var.”
isminin baş harfleri "acz" olan
bağışlanmayı dileyen ender şairlerden
küçük iskenderin dönüp dönüp okuduğu
şiirinde erotizmi cesurca kullanan "islamî" literatürün ender şairlerinden,
zarif bir ağabey de denir.
"yalnızlık, ne yana dönsem kemik gibi batıyor" varoluşçuluğunu da "mistik" şiire somut biçimde oturtan "yedi güzel adam"dan biri.
islamcı şairdir rusyaya karşı.
şair-i maderzat derler kendisi için. anadan doğma şair yani. pek fazla okumazmış, bu da şiirinin öğrenilmemişliğini açıklıyor.
nereye gitse, başkent orası olur.
çakma sezai karakoç.
Ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim
'bütün ecdadınız barındı içimizdeki hoşgörüde' mısraının sahibi.
(bkz. berdücesi)
şiirleri kadar güzel adam.
orası neresi
burası bir adam
"düştümse eğer sana bakarken düştüm"
"seçkin
bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
bağışlamanı dilerim"
(sultan)
"çıkar bir yöne insan sıkletini
diğer alanda filazof...
tek başına bir şeydir
savunur çoktan ağrıyan ağzını"
(salvo)
"şimdi eskimolara bakın
kadınları fok balıklarından
buzdan yataklara girip
sımsıcak çoğalıyorlar
denizlerini kargılarını köpeklerini yemeklerini kayıklarını ve
kaygılarını"
(meç)
"sancılı bir duruşla taştan çocukların
serçe dolu bavullarını
açarlardı seccadeler şehzadelerin
artist sessizliğine"
"canlı canlı ağlayan hücrenin
huyunu ve öz toprağını
yoklayın siz yorgunum ben bakınıyorum
saniyen daha solgun daha içinden çıkılmaz
gün doğumuna hazır bir bardak çay
bir büyük bardak mitralyöz"
"bunlara benzer bir yüzüm var
her virajına insanlar devrilir
ama soylu deyince ben
içerde kalmış bir insanım
taşırlarınıza bunun için
hem kendim binmiyorum
hem söylemezdim
nedir sormazdım
bir şey durunca
kaçarsam şu koşmak
bilinen bir şey midir"
(kuşak)
"bir şehrin ortasından tren geçiyor
o şehirde büyük rüzgâr vardır
bir oyuncakçı vitrininin önünde
insanların durdukları ve duruşlarını
değiştirmedikleri trenle birlikte
şehrin ortasından oyuncak trenlerin
cezalandırmış şekilleri"
"noktanın sonuna kadar
bir sinir bir can yanmasıyla
bir parçamı
bir demir mengeneye
koyup sıkmak istiyorum mu nedir
dilimi"
(ağartı)
türk şiirinde sıkı şiirleri olduğu şüphesiz. dilindeki imgecilik ikinci yeni'deki diğer bütün şairlerden daha yoğun. islami hassasiyetlerle yazdığı bazı şiir başarısızdır.
"bütün ecdadınız barındı içimizdeki hoşgörüde" /menziller'den
"ve elbet
gözlerin sularımdan çekilince
ürkek bir ceylanla anlaşırım
yüzünün çok yakını olan bir limana
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım"
(yanma)
"aşkımla boyun boyuna bir ejderhayım
şehirde sen benim en çok saklandığım
içine girip korktuğum
çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım
sen benim durup durup saplandığım
mutlu an biraz uzun olmasın
yoksulluk gibi gideceğim bir yer var
efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu"
(açlık türküsü)
"halk aşksızsa sokaklar
banka dükkanlarıyla doludur"
"başlarını bana çevirmiş büyük baş hayvanlar
londra moskova vaşington pekin"
"'ey örtülerle donatılmış mustafa'
-oğlum sen artık
şarapnel gibi yağmalısın
düşmanı güzelce vurmalısın"
(ben dirimle doğrulurken)
"cazgır ve enli bedenler
harman yerinde kütürdiye dursun
kıvrılmış ürkek ve atılgan
dağ gibi güreşe dursun
terleyen ve soluyan bedenler arasında
(damlarda seyre durmuş birbirine sokulan
birbirine dirsek vuran köy kızlarına ait)
salkım salkım memeler"
(zeynep ve uzaktan fırat üzerine ikili anlatım)
"hani dengeler kuracaktık
batının kızıl ulusları bindokuzyüz seksen kölelik yapmak
istemiyorum"
(afganistan çağıltısı)
"raskolinikov müthiş bir allah ağrısı çekmektedir." diyerek beni benden almış şair,
"yedi güzel adam"dan biri...
ömrü hayatında belki de bir kez sakal bırakmıştır uzun süreli olarak. çok yakışıklı bir adamdır. ama beyan yayınları tam bir körlük ve kalın kafalılık olarak sakal imgesine vurgu yapmakla müşteriyi sağlama alma kaygısı gütmektedir. insan olarak çok güzel, cins bir adamdır. cennet ehlindendir diye düşünürüm. yürek dede ile padişahı her evlencek arkadaşın okuması tavsiye olunur. son dönem şişirilmiş bir üne kavuştu. ama hakkaten büyüktür... şiiri de...