bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
i̇lle de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
i̇lle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, yada pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
1990 yılında, kumkapı'da, allen ginsberg ile can yücel buluşurlar... buluşma sırasında birbirlerine birer şiir yazarlar. ginsberg'in can yücel için yazdığı şiir aşağıdadır:
can yücel
aynalar insan değil
aynalar insan
hem de ikisi
hem insan hem ayna
ister manhattan’ın doğu yakasında
ister boğaz şehrinin kumkapı’sında
herkes yalanları söyler
doğruları söyleyerek
yeni rakı masasındaki sarhoş ağızlar bile
Eski Milli Eğt. bakanı Hasan Ali Yücel'in edebiyatçı oğludur.
Küfürlü konuşur ve yazardı. Bu konuda ilginç hikayeleri vardır. Son dönemlerinde Leman'da yazdı. İçkiyi çok severdi.
Her Sey Sende Gizli
Yerin seni çektigi kadar agirsin,
Kanatlarin çirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin,
Gözlerinin uzagi gördügü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kasin gözün,
Karsindakinin gördügüdür rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna; ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir ömrün..
Gülebildigin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,
Sevdigin kadar sevileceksin.
Günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
Ve karsindakine deger verdigin kadar insansin.
Bir gün yalan söyleyeceksen eger;
Birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin.
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin,
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
Ve güçlü hissettigin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettigin kadar güzelsin..
Iste budur hayat!
Iste budur yasamak,
Bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün
Ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandigi kadar güzeldir,
Kuslar ötebildigi kadar sevimli,
Bebek agladigi kadar bebektir.
Ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin,
bunu da ögren,
hakedene hakettigi lafı esirgemeden savuran, küfür etmek bu kadar mı yakışır bir yigide dedirten, ve sonsuz uykusuna datca yakınlarında devam etmekte olan baba şair...
'' kadınlar doğurdular beni
bagıra bagıra
gene onlar öldürecek beni
aşktan
bagırta bagırta ''
Kurtar:)
Şiir kurtar kendini seni kurtarmak isteyenlerin elinden derdi bir şair...
Ve Can Yücel...eleştirisel bakılabilir ancak yine de kendini bir yoklayıp "vasat" sözcüğünü kullanmak yürek ister. Meram şiir yazmaksa şiir yazmıştır bırakın yeni açılımlar yapmayı şiir yazın önce. Adam şiirini yazıp bırakmış açılım yapıcam falan da dememiş, hala neden bu kadar söylenir ki bu geniş ufuklar muhabbeti.:)
küfür ve argo imajlarıyla oyunlar yapıp, anca okuyucu çekebilen bir şairdir. türk şiirine büyük açılımlar getirememiştir, büyük şair değildir bu yüzden,
bu bakımdan vasattır.
20 yıl daha yaşayabilir mi mesela?
tabii ki küfür ve argo şiirde kullanılır. ben de kullanırım allah ne verdiyse. ama sürekli olmaz kardeşim. iç iç, demlen şiir yaz.
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can YÜCEL
kanal d'deki bir programda nazım hikmet konuşulmaktadır. ve şu diyalog yaşanır:
duygu asena: nazım hikmet karpostal şairidir.
can yücel-sinirli bir şekilde-: kart sensin, postal da sana girsin.
bunun yanında bir mahkemeye konu olan bir olayı vardır ki hakimle yaşadığı diyalog deyim olmuştur. can baba bir yazısında g.t'ü sansürlemeden g.t diye yazar.hakkında dava açılır. hakim sorar neden yazdın böyle? cevap verir can yücel: valla hakim bey bizim orada g.t'e g.t derler, başka ne yazayım...
bakan oğludur. şarapçıdır. bakan oğlu olduğu için rahat yaşamıştır. rahatsızlık yaratmasına karşın resmi söylemden sert eleştiri almamıştır. versiyonal çeviri ile şiir çevirisine yeni bir anlam katmıştır? şekspirden çevirdiği 66. soneezginin günlüğü tarafından bestelenmiştir. en sevilen şiirlerinden biri de hayatta ben en cok babami sevdim şiiridir.
bir şairle(?) yaşadığı olaydır!..
denizde geçer olay. vakit akşamı geçmiştir. karanlık basmıştır ortalığı.boğaz ışıl ışıldır. yeni yetme şairlerden biri yanına yaklaşır ve boğazı göstererek " şu gerdanlığın güzelliğine bakın, ne güzel yakışmış istanbul a değil mi?" der. biraz canı sıkılan can baba şaire döner ve der:" oğlum, onlar lambaaa lamba"
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
i̇lle de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
i̇lle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
mesela turuncuya, yada pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
1990 yılında, kumkapı'da, allen ginsberg ile can yücel buluşurlar... buluşma sırasında birbirlerine birer şiir yazarlar. ginsberg'in can yücel için yazdığı şiir aşağıdadır:
can yücel
aynalar insan değil
aynalar insan
hem de ikisi
hem insan hem ayna
ister manhattan’ın doğu yakasında
ister boğaz şehrinin kumkapı’sında
herkes yalanları söyler
doğruları söyleyerek
yeni rakı masasındaki sarhoş ağızlar bile
19.6.1990
allen ginsberg
öküz dergisi, haziran 1998, sayı 49, s.5
Hamiş: Şiiri Can yücel türkçe'ye çevirmiştir.
Eski Milli Eğt. bakanı Hasan Ali Yücel'in edebiyatçı oğludur.
Küfürlü konuşur ve yazardı. Bu konuda ilginç hikayeleri vardır. Son dönemlerinde Leman'da yazdı. İçkiyi çok severdi.
Her Sey Sende Gizli
Yerin seni çektigi kadar agirsin,
Kanatlarin çirpindigi kadar hafif..
Kalbinin attigi kadar canlisin,
Gözlerinin uzagi gördügü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kasin gözün,
Karsindakinin gördügüdür rengin..
Yasadiklarini kar sayma:
Yasadigin kadar yakinsin sonuna; ne kadar yasarsan yasa,
Sevdigin kadardir ömrün..
Gülebildigin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin
Sakin bitti sanma her seyi,
Sevdigin kadar sevileceksin.
Günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
Ve karsindakine deger verdigin kadar insansin.
Bir gün yalan söyleyeceksen eger;
Birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin.
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin.
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin,
Günesin seni isittigi kadar sicak.
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
Ve güçlü hissettigin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettigin kadar güzelsin..
Iste budur hayat!
Iste budur yasamak,
Bunu hatirladigin kadar yasarsin
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün
Ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandigi kadar güzeldir,
Kuslar ötebildigi kadar sevimli,
Bebek agladigi kadar bebektir.
Ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin,
bunu da ögren,
SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN...
"iftar vakti intihar etse adam, orucu bozulur mu?"
(bkz. başına buyruk kıçına kuyruk kediler)
Öyle parçalandım ki ömrümde
Sevgiyle öfke arasında,
Sevgimi öfke vurdu
Öfkemi sevgi kaçırdı
İçim parçalandı arada..
hakedene hakettigi lafı esirgemeden savuran, küfür etmek bu kadar mı yakışır bir yigide dedirten, ve sonsuz uykusuna datca yakınlarında devam etmekte olan baba şair...
'' kadınlar doğurdular beni
bagıra bagıra
gene onlar öldürecek beni
aşktan
bagırta bagırta ''
şimdi yaşasaydı da konuşsaydı diyesim geldi. özledim.
(bkz. sevgi duvari)
bilirsiniz bilirsiniz de:
peter weiss; saloz'un mavalııııııııııııııı
iyi işte iddiasız vasat bir şair, iddiasız vasat bir romancı ya da öykücü gibi.
bense çok büyük, yıldızlı bir şiir yazıcam diyorum.
türk şiirinin de zaten kurtarılmaya ihtiyacı var.
e ben de süpermenim. boru değil afedersin.
kurtarmaya geldim halkımı klişe şiirlerden.
bütün ahbap çavuşlardan, filan arkadaş.
p.s: vasatın ta götüne koymayan kripton'da aysun kayacı'nın uşağı olsun.
Kurtar:)
Şiir kurtar kendini seni kurtarmak isteyenlerin elinden derdi bir şair...
Ve Can Yücel...eleştirisel bakılabilir ancak yine de kendini bir yoklayıp "vasat" sözcüğünü kullanmak yürek ister. Meram şiir yazmaksa şiir yazmıştır bırakın yeni açılımlar yapmayı şiir yazın önce. Adam şiirini yazıp bırakmış açılım yapıcam falan da dememiş, hala neden bu kadar söylenir ki bu geniş ufuklar muhabbeti.:)
bikini bile giyerim.
sentimental olarak sevdiğin adamı kafanda büyütüp balon gibi şişirirsen anlamazsın tabi eleştiriyi.
ben mi ne yapabilirim?
ben mesela türk şiirinin rayını değiştirebilirim.
ama can yücel yapamaz.
artık ölü.
şairdir, ünlüdür
ama büyük şair değildir.
niye itiraz, bu duygusallık?
ben bilirimcilikler.
türk şiirini can yücel mi kurtaracak?
ben kurtaracam.
ps: can yücel'in şiiri benim şiirimin belini kırsın, söz şiiri bırakıcam.
Önce bir durup düşünmek sonra eleştirmek lazım demezler mi adama tamam o açamadı da sen ne halt ettin şiir adına? Hadi annem şair çıkmazı solda.
seni yanlız komak var o koyuyor adama; ingilizcesi ne idi bunun ahki ah.
küfür ve argo imajlarıyla oyunlar yapıp, anca okuyucu çekebilen bir şairdir. türk şiirine büyük açılımlar getirememiştir, büyük şair değildir bu yüzden,
bu bakımdan vasattır.
20 yıl daha yaşayabilir mi mesela?
tabii ki küfür ve argo şiirde kullanılır. ben de kullanırım allah ne verdiyse. ama sürekli olmaz kardeşim. iç iç, demlen şiir yaz.
biz çay bile içemiyoruz kardeşim.
olmaz.
en harbi yazardır.
(..)
Dalgın ve hüzünlü,
köprüden geçsen:
"Aşağısı da güzel" diye düşünerek,
"Ve ölmek de belki güzeldir !" diyerek,
(...)
(bkz. mare nostrum)
gül'ün dikenini s.ken adam
Koyunlar keçiler ve koçlar için
Ne kadar bayramsa Kurban Bayramı
Bu barış var ya, bu barış
Cephedekiler için o kadar barış
SEVGİ DUVARI
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can YÜCEL
kanal d'deki bir programda nazım hikmet konuşulmaktadır. ve şu diyalog yaşanır:
duygu asena: nazım hikmet karpostal şairidir.
can yücel-sinirli bir şekilde-: kart sensin, postal da sana girsin.
bunun yanında bir mahkemeye konu olan bir olayı vardır ki hakimle yaşadığı diyalog deyim olmuştur. can baba bir yazısında g.t'ü sansürlemeden g.t diye yazar.hakkında dava açılır. hakim sorar neden yazdın böyle? cevap verir can yücel: valla hakim bey bizim orada g.t'e g.t derler, başka ne yazayım...
bakan oğludur. şarapçıdır. bakan oğlu olduğu için rahat yaşamıştır. rahatsızlık yaratmasına karşın resmi söylemden sert eleştiri almamıştır. versiyonal çeviri ile şiir çevirisine yeni bir anlam katmıştır? şekspirden çevirdiği 66. sone ezginin günlüğü tarafından bestelenmiştir. en sevilen şiirlerinden biri de hayatta ben en cok babami sevdim şiiridir.
"ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi"
bana kaybetmeyeceğim 1 kaç değerden biri olan bi dizeyi armağan eden şair
bir şairle(?) yaşadığı olaydır!..
denizde geçer olay. vakit akşamı geçmiştir. karanlık basmıştır ortalığı.boğaz ışıl ışıldır. yeni yetme şairlerden biri yanına yaklaşır ve boğazı göstererek " şu gerdanlığın güzelliğine bakın, ne güzel yakışmış istanbul a değil mi?" der. biraz canı sıkılan can baba şaire döner ve der:" oğlum, onlar lambaaa lamba"
eşine atfen "şayet eşim olmasaydı ibne olurdum" diyen babacan şair,küfürbaz insan,küfrünü şiire söyleten ve yediren şair..
sidikli bi kontesi olan merhum şair.