| |
||
|
bu siteye erişim henüz engellenmemiştir |
||
Son Hareketli BaşlıklarRastgeleBugünki okunmaBaşlıklarımKullanıcı Menüsü |
okyanusarisa durum bilgisi girmemiş.
|
| Copyright © Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... |
|---|
hiristiyanlarin lord's
hiristiyanlarin lord's prayer duasina benzer (vater unser)
Our Father in heaven,
hallowed be your name,
your kingdom come,
your will be done,
on earth as in heaven.
Give us today our daily bread.
Forgive us our sins
as we forgive those who sin against us.
Save us from the time of trial
and deliver us from evil.
[For the kingdom, the power, and the glory are yours
now and for ever. Amen.]
depremi hisseden tüm
depremi hisseden tüm arkadaşların cep telefonlarına sarılarak birbirlerine gönderdikleri sure. yalnız tekmesajla gitsin diye sureyi bile dil deformasyonuna uğratanlar oluyor ki ikinci bir deprem olursa onların bu hadsizliğindendir bilinsin.
mesela, "bizi maşher
mesela, "bizi maşher gününde mürted yahudiler ve hristiyanlar gibi yapma, sonumuzu onların sonuna benzetme" gibi bir indikasyon olduğunda saçma olmaz. saçmalık göreceli bir şeydir bu iki. mesela hacca gidiyor adam, anadan doğma soyunuyor, altında don yok, ,üstüne dikişsiz, düğmesiz, zipsiz beyaz kumaşı geçirip, deliler gibi siyah bir duvarın etrafında "lebbeyk, allahumme leybeyk" diye dönüp duruyor. mantık bunun neresinde? saçarsın bir şeyi mesela ortaya, saçma olur.
bazı alim örnek ben "bizi
bazı alim örnek ben "bizi hristiyanlar ve yahudiler gibi yapma" duasını ölülere okumayı çok saçma görür.
hadis-i şeriflerde
hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (fatiha her derde devâdır.) [beyheki]
(fatiha suresi allahü teâlânın gadabını önler.) [şir’a]
(fatiha ile âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [deylemi]
(evinde, fatiha ve âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [deylemi]
(dua müminin silahı, dinin de direğidir.) [ibni ebiddünya]
peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. kur’an-ı kerim veya dua okurdu. fen(tıp) ile bulunan ilaçları kullanırdı. her ikisini karışık kullanırdı. bir hadis-i şerifte,(kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [deylemi] buyrulur.
kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)
“fatiha suresi ne için okunursa ona fayda verir. Onda her çeşit deva vardır”.(Aclûni, Keşfü’l-Hafâ, II, 106-108; Dârimî, Fedailü’l-Kur’ân 12.)
prof. dr. ali akpınar, sahabeden ebu said el-hudri'nin yılan sokmasına karşı fatiha suresini okumasını şöyle açımlıyor: "Sahabeden Ebu Said el-Hudrî, kendisini yılan veya akrep sokan bir kabile reisini Fatiha suresi ile okumuş ve o adamın iyileşmesine sebep olmuş, durumu Peygamberimize haber verince O, bunu tasvip ederek şöyle buyurmuştur: “Fatihanın bu kadar tesirli bir dua olduğunu sana öğreten nedir!”.
Hastanın psikolojik tedavisinde Kur’ân âyetlerini okuyup onlarla Allah’tan şifa istemek, öteden beri yapılagelen bir İslâm geleneğidir. İslâm öncesi Araplar arasında yaygın olan, muska (rukye) yazma işi de belirli şartlarla sınırlandırıldıktan sonra caiz kılınmış ve bu şekilde şirk-tılsım karışımından uzak tutulmaya çalışılmıştır. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Bana rukyelerinizi bir arzedin. İçinde şirk olup olmadığına bakayım. İçinde şirk olmadıktan sonra rukye yapmakta bir sakınca yoktur”.30 Hadisin bir başka varyantında devamla şöyle buyurulmuştur: “Sizden bu şekilde kardeşine yararlı olabilen onu yapsın”.31
İlim adamları, bazı şartlarla yapılan rukyenin caiz olabileceğini açıklamışlardır. İbn Hacer, şu üç şartla rukye caizdir, demiştir: Allah’ın kelamı, O’nun isim ve sıfatları okunup yazılarak yapmak, Arapça yahut anlaşılabilir bir dilde olması, Rukye yapan ve yaptıranın şifayı rukyeden değil Allah’tan beklemesi. Bu şartları taşımayan, şifreli-rumuzlu muskaların caiz olmadığı söylenmiştir.32 Hz.Aişe, Abdullah b. Amr, Abdullah b. Ömer gibi sahabiler başta olmak üzere, tarih boyunca pek çok âlim bu manada bir rukyenin caiz olduğunu söylemişlerdir.33 Bir hadislerinde Hz. Peygamber, okuyup üflemenin hastaya güven telkin edeceğini söyleyerek34 okuyup üflemedeki temel espriyi açıklamıştır."
/29- Buhârî, Icare 16; Ibn Mâce, Ticaret 7; Kurtubî, Tefsîr, X, 316; Kurtubî, Tezkar, 172-173.
30- Müslim, Selam 22; Ebû Dâvûd, Tıbb, 3886
31- Kurtubî, Tefsîr, X, 319.
32- Bkz.Ibn Kesîr, Tefsîr, II, 254-256; Nevevî, el-Ezkar, 122-123; Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, I, 415-416; Münâvî, Feyzu’l-Kadir, I, 558; Ibn Âbidîn, Reddü’l-Muhtar, VI, 363-364.
33- Karabulut A.Rıza, Tıbbı Nebevi Ansiklopedisi, II, 480-481, 488-491/
"Nazarî kalmayıp,
"Nazarî kalmayıp, realitedeki tezahürünü göstermek için sırat ı müstakimin. Allah'ın, hidayet nimetine erdirdiği nebîler (a.s.), sıddîkler. şehidler ve salihlerin yolu olduğu (krş. Nisa sûresi. 69) bildirilir. Mahûd şeyler hakkında kullanılan İsm-i mevsûl " onların. Hz. Âdem (a.s.) dan beri her zaman tarih sahnesinde çoklukla mevcut olup. beşerî karanlıklar içinde elmas gibi parlayan nuranî zatlar olduğunu ifade eder ve o cemaatin ittifakına kulak verip, sağda solda oyalanmadan onları hak yoluna girmeye teşvik eder.
Ayetteki ”en’amte” in'âm ettiğin" fiili, doğru yol nimetine eriştirmekten Kinayedir. Demek bu nimet, mutlak nimettir. Bunu elde edince, diğer nimetler gölge gibi onu takib ederler. Böylece anlaşılır ki sırât-ı müstakime erdirmek: hem en mühim yardım, hem de en büyük nimettir. Hem de o zâtlara izafe edilen bu cadde, onların kendi vaz’ları olmayıp ilahî bir vaz' ve nimettir, ama ona mazhariyet ve o yola girmeleri itibariyle "onların yolu" sayılmaktadır. Böylece insanları eğitmekte pek mühim bir yeri olan örnek İhtiyacı tatmin edilmektedir. Sırat-ı müstakimin ne olduğu belirtildiği kadar ne olmadığı da sûrenin son kısmında bildirilerek bu yolun, yahudiler misüllü mağdûb, hristiyanlar misüllü dallîn (sapkın) (31) olan yakın zıtlar gibi, öteki uzak zıtlann da aşırılıklarından uzak olduğu gösterilmiştir.
Bazı âlimlerimizin ciltlerle tefsir yazdığı, Hz. Alînin ise "isteseydim Ummu'l-Kur'ân’ın (Fatihanın) tefsirine dair yetmiş deve yükü eser yazardım"(32) dediği bu bereket kaynağı sûrenin sunmaya çalıştığımız kısa tanıtmasından da anlaşılmış olacağı gibi Fâtiha-i şerife Kur'ân’ın hülâsasıdır. Kur'ân mükemmel bir vücud. Fatiha onun başı. Besmele ise o baştaki tacdır Hülasa oluşu, tabiînden beri hemen bütün tefsirlerce belirtilir). Fakat bu fikrin tatbiki hususunda, aralarında ufak farklılıklar bulunur. Biz şunu zikredelim: Kur'ân’ın esas maksadları tevhid, nübüvvet, âhiret ve istikamet (ibadet ve adalet) olmak üzere dörttür. “Elhamdülilah” ve İyyeke na’budu” tevhîde, Sıratallezine en’amte aleyhim nübüvvete, “Mâliki yevmiddin” âhirete, “Sırata’l müstakim” ise istikamete işarettir (35). Fatihada bu dört maksada başka işaretler varsa da biz bu kadarıyla yetinelim.
Şu halde Fatiha sûresi, Kur'ân’ ın ve İslam’ ın mükemmel ve ilahî bir hülâsasıdır. Baş tarafında mebde' ve meada ait marifetullahı. İslâm dininin mevzusunu ve prensiplerini, ortasında Kur'ân ilminin asıl mevzu ve gayesini, yaratılışın en büyük kanunu olan "insanın, Allah'a müntesip ve ait olması" keyfiyetini, içtimaî ve hukuki prensipleri tebliğ ettikten sonra, üç ayette de hak yol olan İslam dininin efradını cami, ağyarını mâni bir tarifini yapmış ve bunların hepsini, başındaki bir “Elhamdülillah” cümlesine dere edip mer'iyyetini, Allah namına ilan eylemiştir. İslam’ı şöyle tarif ediyor: "Gadaba uğratmadan dalâlete düşürmeden, doğruca ve selâmetle Allah'a ve Allah'ın nimetlerine götürüp "Elhamdülillah" dedirten ve bu safi nimetlere tam mânâsiyle ermiş, hakikaten mes'ud gayr-i mağdûb ve gayr-i dâll zevat tarafından takib edildiği tarihen sabit ve tecrübe ile bilinen, büyük, aşikâr hak yolu, istikamet yolu". Bu dîni benimsemenin ilk prensibi evvelâ Allah tealâyı tanımak, hakların, vazifelerin ve müeyyidelerin kaynağı olarak yalnız O'nun dînini bilmektir. Bu hususta amelî olarak tevfik taleb etmek sizden, hidayet Allah'tandır. (36).
Fatiha, bu prensiplerin insanlığı ıslah ettiğine vakıayı da şahit gösterir. Peygamber efendimizin (a.s.m.) ve ashabının, sırat-ı müstakim sayesinde mazhar oldukları ilahî nimet ise bunun en aşikâr şahididir. Onun günümüzü de aydınlatamayacağını düşünmek, dünü aydınlatan güneşin bu günü de aydınlatacağını inkâr etmekten farksızdır. Binaenaleyh, Fatiha hakkında Peygamberimizin "Her hastalığın şifası" (37), ve "Kur'ân’ın en büyük süresidir (38), buyurmasına hayret edilmemelidir."
Prof.Dr. Suat YILDIRIM
(bkz. بسم الله
(bkz. بسم الله الرحمن الرحيم)
bazı alimler, "bismillāhirahmānirahīm" ibaresini de kur'an'dan bir ayet olarak kabul eder. tövbe suresi bismillahsız başlar mesela.
ba harfi atfı, ile manasını veriyor ve -rahman ve rahim olan allah'ın ismiyle başlarım- diyorsun.
besmele'deki allah'ın isimlerinden bir isim olan rahman'ı cumhur, "dünya'da müminlere ve mümin olmayanlara (inananlar ve inanmayanlar)rızık verici, veren" olarak tefsir etmiştir.
allahın başka bir ismi olan ve besmele'de geçen er-rahim ismi şerifi ise, "ahirette yalnızca müminlere(iman edenlere) rızık verici, verecek) anlamına geliyor.
fatiha'nın bitişinde,
fatiha'nın bitişinde, (bkz. ولا الضالي) "ve leddâllîn" ibaresinde, şeytanın kızının ve karısının ismi gizlidir. nedir? çok önemli değil. gazaba uğramış ve sapıtmışların arasında onların da adı böylece zikredilmiş oldu.
(bkz. Kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.)
amin.
1. بسم الله
1.
بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillāhirahmānirahīm
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
2.
الحمد لله رب العلمين
Elhamdü lillâhi rabbil'alemin.
Hamd âlemlerin Rabbi,olan Allah'-a/-için dır.
3.
الرحمن الرحيم
Errahmânir'rahim.
o Rahmân ve Rahimdir,
4.
ملك يوم الدين
Mâliki yevmiddin.
Din gününün maliki(sahibi).
5.
اياك نعبد واياك نستعين
İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în,
Ancak sana kulluk ederiz ve ancak senden yardım dileriz.
6.
اهدنا الصرط المستقيم
İhdinessırâtel müstakîm.
Bizi müstakim/doğru/doğruluğu isteyenin yol(un)a hidayet eyle.
7.
صرط الذين انعمت عليهم غير المغضوب عليهم ولا الضالين
Sırâtallezîne en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
(bkz. Somuncu Baba(Hamid
(bkz. Somuncu Baba(Hamid Hamidüddin) Tefsir-i Fâtiha (Ayn-ul Uyûn))
Osmanlı devletinin ilk
Osmanlı devletinin ilk Şeyhülislamı olan Molla Fenârî ile Somuncu Baba’nın yolu, Bursa Ulu Camii’nin açılışında kesişir. Cami yapımında işçilere somun taşıyan bir kişi olarak sıradan bir somuncu gibidir. Varlığından, işin erbabı dışında pek kimsenin haberi yoktur. Emir Sultan'a ilk hutbeyi okumasını padişah emreder.Cuma vakti geldiğinde, Emir Sultan Hazretleri; "Bu caminin açılış hutbesini okumaya layık kişi Somuncu Baba'dır" diye kendisini gösterir. Somuncu Baba (ks) orada, hutbede Fatiha Suresini yedi farklı şekilde tefsir eder. Bunu dinleyen Molla Fenârî de bu yorumlardan çok etkilenir. Namazdan sonra hemen evine giden Somuncu Baba Hazretlerini ilk ziyaret eden Molla Fenârî olur. Bu ziyaretinde ona: "Bugünlerde Fatiha Suresinin tefsirini yapmak istiyordum. Fakat anlayamadığım bazı yerleri vardı. Bu hutbenizle anlayamadığım yerleri açıklamış oldunuz." Deyince Somuncu Baba ona dua eder. Molla Fenârî yazdığı bir cilt büyüklüğündeki Fatiha tefsirinde, Somuncu Baba’nın kendisine açtığı kapılardan yol alır.
fahrü-r razi'nin meşhur
fahrü-r razi'nin meşhur tefsirinin ilk cildi salt fatiha suresine ayrılmıştır. aynı zamanda bir islam filazofu olan fahrür razi fatiha suresini felsefe de katarak derin ve aklı zorlayan yöntemlerle tefsir eder. zihni uçurur.