Gonca Özmen was born in Burdur in southern Turkey in 1982 and lives in Istanbul. She is a graduate of Istanbul University's English language and literature department where she is also currently completing her PhD. Her first poem was published in 1997 when she was fifteen years old. She was named a 'young poet to watch' in the same year and was awarded the Ali Riza Ertan Poetry Prize in 1999. Her first collection of poetry Kuytumda (In My Nook) was published in 2000 and was awarded the Orhan Murat Ariburnu Poetry Prize. In 2003 she also received Istanbul University's Berna Moran Poetry Prize. Her second collection of poetry Belki Sessiz (Maybe Quiet) was published in 2008
~ Maybe quiet ~
The forest prepares itself for night
Slowly takes off its greenery
A bird's dream mingled with a cloud
The wind once more chitchats about the rocks
The wind lets us in on what she sees while blowing
I think the words run down like waters
And rain sets the body's desire free
Maybe deaths and prayings confuse the time
A child's cut hand blooms somehow
O world! You have become smaller and smaller inside us
Now, a single room is enough
For the most crowded of loves
On the bottom of the lake
The silt of words
builds and builds
Incessantly, everything loses sound
Even words are quiet sometimes
Şair, yazar ve ressam İlhan Berk'in ölümü üzerine Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazetelerinde yayımlanan haberlerde, adıma ve toprağa verilişinin ertesi gününde büyük şaire çok çirkin, dayanaksız, onur kırıcı ve gerçekdışı bir savla saldırıya geçilmiştir. Bu haberlerde benim için, "son 10 yılını birlikte geçirdiği sevgilisi şair", "uzun süredir birlikte yaşadığı genç şair" gibi asılsız, küçük düşürücü ifadeler kullanılmıştır. Üstelik Vatan gazetesinde ilk sayfaya "İlhan Berk'in genç hayat arkadaşı..." gibi bir başlıkla fotoğrafım da konulmuş ve asılsız haberin devamının yer aldığı iç sayfadaki fotoğrafımın altına "Berk'in sevgilisi" yazılmıştır. Anma toplantısında söylediğim, kendisini 10 yıldır tanıdığım sözü çarpıtılarak "Berk'in son 10 yılını birlikte geçirdiği sevgilisi" denilmiştir. Şairin eşinin 15 Eylül 2001 tarihinde öldüğü ve benim 10 yıl önce 16 yaşında bir çocuk olduğum göz önünde bulundurulursa, haberlerin akıl ve mantık dışılığı daha iyi anlaşılacaktır. Benim İlhan Berk'e yakınlığım onun sanatına, şiirine ve kişiliğine duyduğum sevgi, saygı ve edebiyat dostluğuna dayanmaktadır.
Üstelik anma etkinliğinde Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, ressam Turan Erol, Latife Tekin, Lale Müldür, Leyla Erbil, Haydar Ergülen, Oruç Aruoba, A. Ertan Mısırlı, Sezai Sarıoğlu da konuştuğu halde, söz konusu haberler sanki yalnızca ben konuşmuşum gibi yayımlanmıştır. Bir büyük şairin ölüm haberini magazinel bir yalan habere konu etmek; kendim kadar, onun ve ailesinin adına da üzdü beni. Bu haberler, 90 yaşında vefat eden, haberin yayımlanmasından yalnızca bir gün önce toprağa verilen İlhan Berk için de bir karalamadır, çamur atmadır.
Günlük üç büyük gazetede yer alan bu iftiradan yola çıkan sözde sanatla ilgili bazı internet sitelerindeki abuk sabuk yazılarla olayın boyutları ve ulaştırıldığı kitle iyice büyümüştür. Kişilik haklarımı açıkça çiğneme niteliği taşıyan bu haberlerin ve özellikle İlhan Berk'in anısına yapılan bu saygısızlığın, atılan bu çamurun gerekli tepkiyi görmesi gerektiğine ve göreceğine inanıyorum. Yasal haklarımı saklı tutarak, gerçeği kamuoyuna duyuruyorum.
gonca özmen ile ilgili yapılan haberin yalan olduğu, gerçeği yansıtmadığı sözlüğümüzdeki şair arkadaşlarımızdan biri tarafından kendisinden alınmış olup bu haber dolayısıyla açılan başlık kapatılmıştır...
gonca be güzelsin be.sana şiir yazsam gökyüzü orda ne işe yarar bilemem.olsa olsa herhalde gözlerinin sabah çapağı olur.şair isteğinin ne kadar çapraşık olduğunu bilirsin.bi şiirini bile okumadım dutluğa doğru çağırdığn hariç.hakkat ya niye yazıyorsun ki.zal i mi arıyorsun.oğlu rüstemi mi.aşili mi. hektoru mu bilemem.yazma sus bence.taki biz türküyenin zencileri doğru dürüst acı çekebilelim lo.
klişe gibi görünmeyen ama bizzat klişelerle örülü numara çeken bir şiir yazar. bir iki tane okuyunca anında tekdüzeleşir şiiri. şiir yazmasa da olur yani. ama basınla ilişkiler çalışmalarını başarıyor. nurcu mu nedir, zaman'da ikide bir görünüyor.
1982 yılında Burdur ’un Tefenni ilçesinde doğdu. Burdur Anadolu Lisesi ’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nde öğrenim gördü ve aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Kuytumda ilk şiir kitabıdır. Şiirleri ve denemeleri çeşitli dergilerde yayımlandı ve farklı dillere çevrildi.
bu arkadaşın mektubundan çıkan şiirini okuyup ben de ona bir mektup yazmıştım. şiire devam et yeni şiirlerinizi bekliyoruz diye. arkadaşlar yayınlamadılar şiirlerini. sonra ben de ayrıldım. bu yüzden değil ama. fakat şu şiirlere baktım da kendine ait bir şiir mi bu? yoksa bir etkilenmeler toplamı mı? O mektubu yollamadım mı yoksa!
Çamurdan oyuncaklarda dağıtıldı çocukluğum
Başağın su sıkıntısında
Hep ağrıdı yüzüme kazınan bozkır
Ellerimde buhran, sesimde tenha
Kimse işitmedi çan çiçeğini
Topraktaki yangını bilmedi tohum
Kırmızı soluğunda alev alev bir ırmak
Ünlemsiz hayatları dolaştı durdu
Yaban bir kederde kaldı akşamın eğrisi
Beyazımda hırçın bir tarih bu yüzden
(Hem sadece beyazı anımsanır kadınların)
Bu yüzden az pencereli çok yalnızlıklar
Sonbahar üşümeleri ve saklandığım kuytular
Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını
Albümün tozunda darmadağın anılar
Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi?
Neye dokunsam çürüyorum kuytumda
Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı
Sözcükler dalgın ve upuzun üzüntü
Çiçeğin ruhu üşüyor gürültünden
Gölgen de kalmadı bak, o itiraz
Bekleyiş eritiyor buzdan sarayı
Nedense dili yok gecenin ağzında
Dal üstü bir konmak bizimkisi
Tanrılar bile baş edemedi işte sonsuzla
Zaman unuttu dipteki batıkları
Yollarda aynı kaygısızlık yine
Şimdi ancak karanlığımıza gidebiliriz
Boşluğunda dolaşıyor paslı bir hançer
Kahverenginin hüzün olduğu kalıyor geride
Gonca Özmen was born in Burdur in southern Turkey in 1982 and lives in Istanbul. She is a graduate of Istanbul University's English language and literature department where she is also currently completing her PhD. Her first poem was published in 1997 when she was fifteen years old. She was named a 'young poet to watch' in the same year and was awarded the Ali Riza Ertan Poetry Prize in 1999. Her first collection of poetry Kuytumda (In My Nook) was published in 2000 and was awarded the Orhan Murat Ariburnu Poetry Prize. In 2003 she also received Istanbul University's Berna Moran Poetry Prize. Her second collection of poetry Belki Sessiz (Maybe Quiet) was published in 2008
~ Maybe quiet ~
The forest prepares itself for night
Slowly takes off its greenery
A bird's dream mingled with a cloud
The wind once more chitchats about the rocks
The wind lets us in on what she sees while blowing
I think the words run down like waters
And rain sets the body's desire free
Maybe deaths and prayings confuse the time
A child's cut hand blooms somehow
O world! You have become smaller and smaller inside us
Now, a single room is enough
For the most crowded of loves
On the bottom of the lake
The silt of words
builds and builds
Incessantly, everything loses sound
Even words are quiet sometimes
Gonca ÖZMEN
Translated by Tozan ALKAN
(bkz. korsan sözlük'ten açıklama)
BASIN DUYURUSU
Şair, yazar ve ressam İlhan Berk'in ölümü üzerine Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazetelerinde yayımlanan haberlerde, adıma ve toprağa verilişinin ertesi gününde büyük şaire çok çirkin, dayanaksız, onur kırıcı ve gerçekdışı bir savla saldırıya geçilmiştir. Bu haberlerde benim için, "son 10 yılını birlikte geçirdiği sevgilisi şair", "uzun süredir birlikte yaşadığı genç şair" gibi asılsız, küçük düşürücü ifadeler kullanılmıştır. Üstelik Vatan gazetesinde ilk sayfaya "İlhan Berk'in genç hayat arkadaşı..." gibi bir başlıkla fotoğrafım da konulmuş ve asılsız haberin devamının yer aldığı iç sayfadaki fotoğrafımın altına "Berk'in sevgilisi" yazılmıştır. Anma toplantısında söylediğim, kendisini 10 yıldır tanıdığım sözü çarpıtılarak "Berk'in son 10 yılını birlikte geçirdiği sevgilisi" denilmiştir. Şairin eşinin 15 Eylül 2001 tarihinde öldüğü ve benim 10 yıl önce 16 yaşında bir çocuk olduğum göz önünde bulundurulursa, haberlerin akıl ve mantık dışılığı daha iyi anlaşılacaktır. Benim İlhan Berk'e yakınlığım onun sanatına, şiirine ve kişiliğine duyduğum sevgi, saygı ve edebiyat dostluğuna dayanmaktadır.
Üstelik anma etkinliğinde Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, ressam Turan Erol, Latife Tekin, Lale Müldür, Leyla Erbil, Haydar Ergülen, Oruç Aruoba, A. Ertan Mısırlı, Sezai Sarıoğlu da konuştuğu halde, söz konusu haberler sanki yalnızca ben konuşmuşum gibi yayımlanmıştır. Bir büyük şairin ölüm haberini magazinel bir yalan habere konu etmek; kendim kadar, onun ve ailesinin adına da üzdü beni. Bu haberler, 90 yaşında vefat eden, haberin yayımlanmasından yalnızca bir gün önce toprağa verilen İlhan Berk için de bir karalamadır, çamur atmadır.
Günlük üç büyük gazetede yer alan bu iftiradan yola çıkan sözde sanatla ilgili bazı internet sitelerindeki abuk sabuk yazılarla olayın boyutları ve ulaştırıldığı kitle iyice büyümüştür. Kişilik haklarımı açıkça çiğneme niteliği taşıyan bu haberlerin ve özellikle İlhan Berk'in anısına yapılan bu saygısızlığın, atılan bu çamurun gerekli tepkiyi görmesi gerektiğine ve göreceğine inanıyorum. Yasal haklarımı saklı tutarak, gerçeği kamuoyuna duyuruyorum.
Gonca Özmen
gonca özmen ile ilgili yapılan haberin yalan olduğu, gerçeği yansıtmadığı sözlüğümüzdeki şair arkadaşlarımızdan biri tarafından kendisinden alınmış olup bu haber dolayısıyla açılan başlık kapatılmıştır...
gonca be güzelsin be.sana şiir yazsam gökyüzü orda ne işe yarar bilemem.olsa olsa herhalde gözlerinin sabah çapağı olur.şair isteğinin ne kadar çapraşık olduğunu bilirsin.bi şiirini bile okumadım dutluğa doğru çağırdığn hariç.hakkat ya niye yazıyorsun ki.zal i mi arıyorsun.oğlu rüstemi mi.aşili mi. hektoru mu bilemem.yazma sus bence.taki biz türküyenin zencileri doğru dürüst acı çekebilelim lo.
klişe gibi görünmeyen ama bizzat klişelerle örülü numara çeken bir şiir yazar. bir iki tane okuyunca anında tekdüzeleşir şiiri. şiir yazmasa da olur yani. ama basınla ilişkiler çalışmalarını başarıyor. nurcu mu nedir, zaman'da ikide bir görünüyor.
bu başlıktan iki tane var gibi geldi bana.
1982 yılında Burdur ’un Tefenni ilçesinde doğdu. Burdur Anadolu Lisesi ’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nde öğrenim gördü ve aynı bölümde yüksek lisans yaptı. Kuytumda ilk şiir kitabıdır. Şiirleri ve denemeleri çeşitli dergilerde yayımlandı ve farklı dillere çevrildi.
tabi ki pelin batu kadar iyi değildir.
prenses o prenses.
şiiristanın prensesi.
kaçmayın ayol yedi cüceler. prensesiniz geldi.
Son dönem şiirleri ilgi çeken şair.
aslı serin'den daha beteri de varmış.
şiirin yanına bir de gonca özmen koyduk. oldu şair gonca özmen. merkezden uzakta yazarsa bakalım ne kadar elle tutulacak.
(kbkz. demekki merkez önemlidir.)
bu arkadaşın mektubundan çıkan şiirini okuyup ben de ona bir mektup yazmıştım. şiire devam et yeni şiirlerinizi bekliyoruz diye. arkadaşlar yayınlamadılar şiirlerini. sonra ben de ayrıldım. bu yüzden değil ama. fakat şu şiirlere baktım da kendine ait bir şiir mi bu? yoksa bir etkilenmeler toplamı mı? O mektubu yollamadım mı yoksa!
"tarlayı geç
daha gel daha
dut kokusuna
sana karıncaları göstereceğim"
sonra edebiyat -sayı 3 s.68
SONBAHAR ÜŞÜMELERİ
Çamurdan oyuncaklarda dağıtıldı çocukluğum
Başağın su sıkıntısında
Hep ağrıdı yüzüme kazınan bozkır
Ellerimde buhran, sesimde tenha
Kimse işitmedi çan çiçeğini
Topraktaki yangını bilmedi tohum
Kırmızı soluğunda alev alev bir ırmak
Ünlemsiz hayatları dolaştı durdu
Yaban bir kederde kaldı akşamın eğrisi
Beyazımda hırçın bir tarih bu yüzden
(Hem sadece beyazı anımsanır kadınların)
Bu yüzden az pencereli çok yalnızlıklar
Sonbahar üşümeleri ve saklandığım kuytular
Gonca ÖZMEN
Kuytumda
Yüzüne bıraktığım orman yitirdi yankısını
Albümün tozunda darmadağın anılar
Aynalar mı yanlış, kendime benzerliğim mi?
Neye dokunsam çürüyorum kuytumda
Benimki bir iç kanama, bir bozkır sıkıntısı
Sözcükler dalgın ve upuzun üzüntü
Çiçeğin ruhu üşüyor gürültünden
Gölgen de kalmadı bak, o itiraz
Bekleyiş eritiyor buzdan sarayı
Nedense dili yok gecenin ağzında
Dal üstü bir konmak bizimkisi
Tanrılar bile baş edemedi işte sonsuzla
Zaman unuttu dipteki batıkları
Yollarda aynı kaygısızlık yine
Şimdi ancak karanlığımıza gidebiliriz
Boşluğunda dolaşıyor paslı bir hançer
Kahverenginin hüzün olduğu kalıyor geride