zelle Fri, 08/24/2007 - 17:34
Hakan Arslanbenzer yönetiminde, polemiğe girmekten sakınmayan edebiyat dergisi.
fayrap onda yazdı. o da [[fayrap]]ta.
tam da böyle okuyardu kız
onden giden atlilar
osman sarı. bir şehri ve o şehrin güzellerini ve güzelliklerini anlatan eserlere verilen isim felsefe okutmanıdır.
tyb deneme ödülü 2000 yılında dergah yayınlarından çıkan turna ve gayda isimli kitabına verilmiştir.
sühan'da daim yazmakla birlikte
sen ki UEFA kupasını avuçlarıyla şaha kaldırma fırsatını bulmuş ey Hakan Şükür..!iktidar yanlısı olarak bazı şeyleri de UEFA kupası gibi avuçlayabileceğini sanıyorsan bak şurada
mesele şudur: bilmem hangi tarihte dtp milletvekili sayın aysel tuğluk'un "radikal/ iki/" gazetesinde yayınlanan makalesine hakan albayrak'ın "aysel tuğluk'a açık mektup eleştiris
Beşiktaş: Rüştü, İbrahim Kaş, Gökhan Zan, Baki, İbrahim Üzülmez, Ali Tandoğan, İbrahim Toraman, Delgado, Tello, Holosko, Nobre.
|
erman toroğlu.
erman toroğlu.
karsineği. çöz kelimeyi:
karsineği. çöz kelimeyi: kar sineği: yani.
ankaralı değil. ısrarla
ankaralı değil. ısrarla diyom bu arkadaş karslı. hepsi bu. adam hala ankara diyor yaw.kars güzel kardeşim kars.
"neo-epiğin
"neo-epiğin teorisyenidir."
(bkz. yok böyle birşey)
(bkz. sikimin yenisi)
türkçü damarı yüzünden
türkçü damarı yüzünden şairliği inkar edilen, ateşi harlı, nefesi hırlı, 'ankaralı' kimse. şiiri hissettiriyor, dokunuyor, sıyırıp geçiyor. asıl başarı bu bence. bıçağı saplayıp öldürmek değil, sıyırıp yaralı bırakmak...
abartılmaması gerekendir;
abartılmaması gerekendir; zira
zamanla aslında abartılmaması gerektiği gorulecek çünkü
zaten aşmış oldugu icin abarti nitelemesini hic edecek kişidir.
cihan aktaş öle bir
cihan aktaş öle bir anlatmış ki beyzadeyi, bilmesek aman tanrım kim bu feminokrasi havarisi dicektik. az daha.
zangoçtur sanırsam.
zangoçtur sanırsam.
bu şiirci kısmısı dahil
bu şiirci kısmısı dahil oldukları klana göre konuşmaktan, düşünmekten ve eleştirmekten vazgeçmedikçe adam madam olmaz ama bananekine madam olmazsa matmazel olsun sanki oturup o saçmalıkları okumaya mı başlıyacağım...
(bkz. feminist şair)
(bkz. feminist şair)
şiirinden çok
şiirinden çok kavgacılığı ile ön plana çıkan. cihan aktaş'ın tarafta kendisi hakkında reklam yazısı yazmış. ayrıca cihan hanım'ın reklam metni yazarı olduğunu bilmiyordum. nokta.
(bkz. bunlar reklam kokan hareketler mayk)
reklam metninin tümü
Hakan Arslanbenzer, Ankara ve İstanbul arasında gidip gelirken arka arkaya çıkardığı dergilerle, şiir ve eleştiri kitaplarıyla, ayrıca şiir seçkileriyle Türk edebiyatı içinde apayrı bir ses, bir dalga oluşturuyor.
Önceki eserlerinden bir kısmına da yer verdiği yeni şiir kitabı Çok Üzgünüm, Fayrap Kitaplığı tarafından çıkarıldı. Kitabın güzel kapağının fotoğrafı Gökhan Eryaman’a ait.
Her şeyden önce bir şair Arslanbenzer. Fakat aynı zamanda gözünü budaktan sakınmayan bir şiir eleştirmeni, bir deneme yazarı ve editör. Birikimi ve verimliliğiyle şaşırtıcı bir kültür neferi o. Ankara’da çıkardığı ilk dergi olan Atlılar’da yayınlanan bir yazıydı, “Ben Yaşlı Bir Adam Olacağım!” Gençleşmeye, daha doğrusu genç görünmeye yönelik arayışların bir salgına dönüştüğü bir zamanda bu kararı nasıl alabilmişti şairimiz?
Yaşlı adam olmak, ihtiyarlamaktan ziyade, aldığı nefes sayısının hesabını verebilme kaygısıyla ilgili görünür, sözünü ettiğim metinde.
Arslanbenzer ne yazarsa yazsın şiirin merkezinden kolaylıkla ayrılamayacak kadar şiire, Türk şiirine bağlı bir şair-yazardır. Dünyaya Saldıran Şair başlıklı denemelerin yazarı, neredeyse bütün dünyanın, insanlık kültürünün, madun konumunda görünen halkların, Müslüman toplumların, daha özelde ise Türk şiirinin karşı karşıya bulunduğu tıkanmaları aşma konusunda bir sorumluluk üstlenme azmiyle kendi şiirine açılmak ister.
Yaş dönemleri, Arslanbenzer’i fazlasıyla meşgul eden bir meseledir. 70’li yılların gençlerini Dev-Genç, 80’lerinkini Sev-Genç olarak adlandırmak olasıdır ona göre. 90’ların gençleri ise Ev-Genç’tirler. (Ben bu dizgeye, 2000’li yılların gençliği için kullanışlı olabilecek ‘Bil-Genç”, yani “Bilişim Gençliği” başlığını ekliyorum söz açıldığında.)
Namus ve Başka Şiirler
kitabında yer alan Yaş Otuz Şiiri, yeni kitaba da alınmış. Bu şiirin otuz yaşındaki şairi, şiiri konusunda hâlâ kararsızlığını sürdürüyordur gibi gelir okura. Tamamen yanıltmaca. Şiir yazmadan edemeyeceğini çoktan anlamış bir şairin, bunun gerekçelerini fazlasıyla idrak ettiğinin şiiridir, okuduğumuz.
Rimbaud şiirde bir önceki dönemin etkilerini aşma kaygısıyla olmalı, “Mutlaka modern olmak gerekir”, demişti. Belki farklı kaygılarla Arslanbenzer, şiirde modernist bir çizgi izlemeyi zorunlu görür. Eagleton’un Baudelaire üzerine yaptığı şu çözümlemeyi çağrıştırıyor böyle bir modernist şiir görüşü: “Baudelaire’in, kendisini yeniyi aramak için aralıksız bir sürek avında eskinin peşinde jeolojik kazılar yaparken bulduğu gizemli çifte süreçte kendini gösteren bir modernizm…”
Çok Üzgünüm
’de ”Halkın Sesleri” bölümü içinde yer alan “Süleyman Değirmi” şiirleri bir kenara bırakılırsa, Arslanbenzer şiirini kendime yakın bulduğumu daha önce de ifade etmişimdir. Ben ne yaptım, nasıl yaşadım şiirimi hak edecek ve bundan böyle de ne yapmalıyım, neler yapabilirim, şeklinde sorularla sürekli tahkim edilen bu şiirin, yeni-epik niteliği iddiası ölçüsünde nahif bir yönü de vardır. Uyku imgesinin sıklıkla karşımıza çıkması, Ashab-ı Uhdudvari bir sığınma ihtiyacına göndermede bulunuyor gibidir. “Üzgünlük”, Arslanbenzer şiirlerinde sıklıkla kullanılan bir imgedir ve muhtemelen şairin, şiiriyle dünyayı kurtaramama endişesiyle çeşitlenmektedir.
William Blake şiirinde duyulan arslanların kükreyişi, Hazreti Ömer’in adalet tutkusunu dışa vuran (ve İsmet Özel şiirlerinde tecessüm eden) öfkeyi, Turgut Uyar’ın yoğun yalnızlık hissinin nihai olarak güçlendirdiği şiirine dönük inancını ayırt etmiş kişi olabilir, yeni-epik şiirler yazacak şair...
Arslanbenzer, kimi şiirlerinde kullandığı argo ve küfür sözcüklerine karşılık, aynı zamanda “feminist” bir şair, bir editördür. Atlılar’ı, Huruc’u, Fayrap’ı ve birkaç yıldır çıkardığı şiir seçkilerini incelediğinizde, kadın şairler konusunda bir ayrım gözetmediği, onları “kadın şair” olarak sınıflandırmadığı kanaatini edinirsiniz.
Çok Üzgünüm
’ün ilk bölümü, yetenekli bir şair olan, mısraları su gibi akıp giden şiirler yazan Melek Arslanbenzer’e adanmıştır.
Şairin Çok Üzgünüm’e dâhil ettiği Ekmeğimi Çiğnerken başlıklı şiirinden birkaç mısrayla tamamlamak istiyorum yazımı:
( …)
Dünyada hiçbir zenci hiçbir yerli hiçbir deli Batılı değildir
Hiçbir dul hiçbir yetim hiçbir sakat
Hiçbir aç hiçbir muhtaç bi-ilaç
Gören gözler tutan eller saran kollar öpen dudak tüküren ağız
Sıçramaktan atılmaktan çırpınmaktan tırpanlaşmış dil
Hiçbir kere hiçbir biçimde
Batının da Şarkın da haznesine girmemiştir…
ha ka-n- arslan be-n-zer....
ha ka-n- arslan be-n-zer....
bizzat tanısıklığım
bizzat tanısıklığım olan şair, ve aynı zamanda sanırım su aralar bana sinir olan şair. yanısıra ona sinir oldugumu hisseden, düşünen ve bunu sık sık dillendiren şair. bu durumda kuruntu sahibi şair de olabilitesi mevcut olan şair. ama kuruntularında haksız olmama muhtemelitesi de yuksek olabilen şair. pek çok şiirini beğenmesem de -ki gerekçem çok çok başka ve tartıştığımız konudur bu- edebiyat dünyasını oldukça sallıycak olan şair; zira artçı şoklardan bunu anlyabiliyoruz.
iyi şair. şiiri hakkında
iyi şair. şiiri hakkında atıp tutanlardan daha fazla hemde çok daha fazla emek veren ve misliyle türk şiirini bilen adam.
başlığı açmışsınız
başlığı açmışsınız yine. hayırdır kitap mı çıkaracak bu küfürbaz ve harbi dilbaz küt şair.
dalgalandım da duruldum
koştum ardından yoruldum
binlerce güzel sevdim de
sevdim de
en son sana vuruldum
en son sana vuruldum
(bkz. he)
çakma namık kemal.
çakma namık kemal.
evet itiraf ediyorum,
evet itiraf ediyorum, özledim bu herife laf çakmayı...
uzun süreden sonra
uzun süreden sonra başlığını açmış bulunduğumuz şair. serkan ışın'ın hangi görsel şiir şairine lafı soktuğunu da merak ediyorum aşağıda alıntıladığım serkan ışın metninde
Site birkaç gündür, off-line durumda idi. Bu hosting şirketimizin, şurada da açıkladığı gibi bir taşınma olayıdır. Her ne kadar Adnan Şenses olma pahasına devam ediyor olsam da, en azından Arslanbenzer'in filan örneğin ayağına gönderilen ve eminim çok güzel tepkiler vereceği görsel şiir olayını halkımıza, milletimize ve ilgili mercilere sunmaktan da geri durmayacağım. Allah hepinize akıl fikir ve ve hırsınıza sahip olma yeteneği versin.
yatılı okumuş kişi.
yatılı okumuş kişi. oğuz karakaşın ağabeyi. daha doğrusu yıllar önce oğuz karakaş kişisinin buna hakan abi niye öyle diyorsun gibi bir şey söylediğini duymuştum. yoksa isimlerinden belli ki akrabalık ilişkileri yok. dergi de çıkarıyormuş. şair yönü var. kimin yok ki zaten.