- terazi burcu erkegi
- fakir baykurt
- admin kusmus
- ilya ehrenburg
- yeni foça
- bir varmis bir yokmus
- en guzel sarki sozleri
- sultanahmet
- the end
- brokoli
- terazi burcu kadini
- göz koydum
- recep tayyip erdogan
- zıkkımın kökü
- postman
- asker ocağında geçirilen ilk gece
- edebiyati sevmek icin sebep var mi
- kapuska seven bir erkek
- adminin bile takilmadigi bir sözlük
- kadin kadin esitligi
- tezkere görüşmeleri
- kırık bir ask hikayesi
- sen bana fazla iyisin
- geçen yıl bu zamanlar
- asker jargonu
- ceviz
- ayrilik
- karnibahar
- ahmet bozkurt
- ertan yılmaz
- bagdat caddesi
- ilker başbuğ
- cihan oğuz
- gokcenur c
- ayrilik sevdaya dahil
- nanoteknoloji
- tıkla ve şu an içinden ne yazmak geliyorsa onu yaz
- vizyon 2023
- cosette
- jean valjean

karagöz dergisinin ilk
karagöz dergisinin ilk sayısında çizimleri vardı. gayet iyiydi. iyi illüstratör.
"Artık her şiirde şiirden
"Artık her şiirde şiirden bahsedilir." diye yazan şair.
fazla kaliteli eleştirmen.
fazla kaliteli eleştirmen.
biçimcilikde nebulaeyor
biçimcilikde nebulaeyor anlamadım.
çakma murathan mungan.
çakma murathan mungan.
(bkz. karagoz dergisi nin
(bkz. karagoz dergisi nin ucuncu sayisi)
(bkz. karagoz dergisi nisan
(bkz. karagoz dergisi nisan mayıs sayisi)
Boşkın sanmıştım yağmur
Boşkın
sanmıştım
yağmurdan evvel bu dik yamaçlara ben inecektim
hep diri ve taze kalacaktı avucumda çiçekler
ve belki geniş ve engebeli bir ovanın sonunda
kadife dar bir kapı beni bulacaktı
çoktandır elimde sakin tuttuğum kılıç
söküyor kilitleri tabutumdan tek tek
gözlerimde baharın uçuşan renkleri
siliniyor ve yakıyorum korsan ceketimi
(Batık Değirmenler, 1997)
adaşı gibi reklamcı
adaşı gibi reklamcı değil ayol.
düzyazı kitabı
düzyazı kitabı çıkmıştır
(bkz. kahramanın dönüşü)
karagöz dergisinin yayın
karagöz dergisinin yayın yönetmenidir.
(bkz. mülkiyeli şairler)
(bkz. mülkiyeli şairler)
Bekleme artık
Bekleme artık bekleme
Beklesen de bir çünkü beklemesen de
Bu bekleyişte hiçbir denge yok
Bekleyen denk değil beklenene
(Cenksiz Kalmış Erlere Ağıt/Hakan Şarkdemir)
Bana bir eş gerek, Sana bir
Bana bir eş gerek,
Sana bir eş gerek, bize bir eş
Kana kan, dişe diş ve leşe leş
Eğip bükmek için bu kişneyen hayvanı
Tanrım, bana bir harf
(Bir Dumrulun Bir Dumrula Söylediği/Hakan Şarkdemir)
Ey Kitap'tan çıkan Tadat
Ey Kitap'tan çıkan Tadat adlı şiir kitabından biyografisi:
1971'de İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Balıkesir'de tamamladı. 1989'da Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdi. 1995'te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. İlk şiirleri Mülkiye Mektebi'nde yayımlandı. İstanbul'da çeşitli ajanslarda grafiker ve bir animasyon stüdyosunda araressam olarak çalıştı. Şiirleri Şehrengiz, Dergah, Atlılar ve Kökler'de yayımlandı. Atlılar dergisinin ilk döneminde şiir editörlüğünü üstlendi.
Yayımlanmış eseri: Batık Değirmenler(şiir/1997)
Özleyiş Kasidesi orda
Özleyiş Kasidesi
orda savrulan bir suskunluksa saçları
zil çalınca çantadan kurtulup çayırlara
ilk durakta ve sonra ayakları burkulan
bilekleri berkilmiş ve sendeleyen çocuklar
rüzgarda bir bekleyiş kanatları dağılan
yeni bir coğrafyada, yeni bir cebirle
bir ilk yaz annesiyle yepyeni birlikte
bir aferinde doğrulan yeniden ve
okumayı yazmayı ancak orada söken
kamaşan gözleriyle en son bakıp da güne
o bilinmez hüner onları çağırırsa
koşarak güne gökkuşağı dokuyan ve
eskimez bir günü o mavi çadırlara
taşıyan çayların topuklarıyla, gümüş
bir kalemi gökte bularak kıpırdatan
ışığı yontup parlatır gözlerinde
bir ürperiş ardında çıplak camekan
öpülen tende gizem yok olur çünkü
çocukları öperek yakar anneler
orda eskiyen bir güneşse kararsız
kavrulur aşk ilk bakışla beraber
orada çağrılmaz o nereyse insan
artık ne evi ne şarkısı ne onun
sonu niçin asla hem nasıl ve kim
orada kavrulan bir kayboluşsa zamansız
balçıkla sıvanmış bir deniz inler mutlaka
çıkıp yolu sorar bir tayyar “gördünüz mü hiç,”
ve bir fener ışığı çenter kalbini son kez
içindeki dalgınlığa çarparak uzaklardan
şafakta beklemiş bir asker hiç konuşmayan
kaynak: http://ikinciyenii.blogcu.com/
güzel şiirleri olan bir
güzel şiirleri olan bir adam.
meyyade'nin yasaklısından
meyyade'nin yasaklısından söz etmek için bahane ettiği kişi adı.
"Kötü şiir köksüzdür.
"Kötü şiir köksüzdür. Bitse bitse ot gibi biter. Geleneğin sathına yerleşmiş olsa da, bir geleneği yoktur. Klasik Türk Şiirinin duyarlığını günümüze taşımak peşinde olanlar kadar, Modern Türk Şiirinin kazanımlarını tüketenler de kötü şiirin yayılmasından sorumludurlar. Bu iki anlayışın bugün işbirliği yaptığını görmek bizi şaşırtmıyor. Bir zihniyet olarak sağcılıkla solculuk birlikte düşüp kalkıyor." diyerek meseleye vukufiyetini gösterir.
ne zamandan beri iyi
ne zamandan beri iyi şairler, kendilerinden zayıf şairlerden (ve ortamlardan) onay almaya başlamışlar acaba? Kanımca H. Şarkdemir biçimcilik oyunu oynanırsa böyle oynanır demek istemiştir.
yasaklım h.a. nın heves te
yasaklım h.a. nın heves te şiir yayınlamasını yadırgadığı kişi...
iyi de neo-epik erk çevrelerinde yani varlık ta, yaskmeyve de geçmiyor bile, biinçli bir tercihi falan olamaz galiba bu neo- epik in, görmezden gelme olsa gerek.
şarkdemir, bu dergilerde,- h.a. nın algısıyla- biçimciler arasında görünmek istemiş olabilir...
TADAT Ey benim
TADAT
Ey benim bandolarım,
hadi gel toplanalım sık ayaklarla
nasırlı ayaklarla ve çıplak ayaklarla,
üşüyüp kalmış tarlalarda suya bata çıka, gücenik
ve bakımsız ayaklarla, atletik ayaklarla ve körpe ayaklarla,
ve kara, kararmış olsa da kararlı ayaklarla.
Toplanalım sonra meshedilen,
sonra müzdelifenin kalbini titreten ayaklarla,
sonra her biri bir tempoda o şakrak ayaklarla
kavgaya hazır ve konuşmaya aç.
Ama sen iyisi mi benim yumruklarım ol,
kimseye sataşmasak da şimdilik
düztabanlığa karşı tehditler savur.
Ey benim bandolarım, hadi gel,
n’oluyor, diye soralım şu sert çocuklara
ne oluyor, yani durum ne,
ısrar ediyorum bandolarım, bir kerecik soralım;
onlara gününü gösterelim laf arasında.
Yalpalıyosun ama bandolarım,
hiç ayak uyduramıyosun bana,
oyalanıyosun boyuna bahaneler sunarak,
oyalanıyosun böyle rapada rapada rapada
oyalanıyosun hani kulakların, hani kulak, hani ku
o paytak yatılıların şarkılarında.
Aç benim bandolarım,
aç kapa aç kapa
anahtarlarını
1 0
(ya da)
1 1
kurtulsun hayvanlarım.
Aç ve açmaktan asla utanma.
Aç ve açılalım hep beraber şu kudurmuş cereyanına yongaların,
açılalım şifa dağıtarak siyatiğe, romatizmaya ve tutulmaya.
Diyceksin ki: “bu mevsimler de normal değil artık,
Dert etme sen, o eklembacaklıların müzmin ağrılarına çareler ara
ve hâlâ ayaklarımızın altında ufalanıp kalmadılarsa
onlara hava durumları hakkında periyodik raporlar sun.
Hadi gel bandolarım,
tıpırdat parmaklarını bu kocamış rüzgarlara inat
anısı yad olsun, b’rak o sefil okul bahçelerini
geçelim çalımlar atarak koridorlardan
geçelim yepyeni arkadaşlarla technically
geçelim geçimsiz kuşaklar arasından
o birbiriyle sidik yarıştıranlara çatalım;
ve pos’modernden bir ifade takınarak,
çatalım ürperiyomuş gibi yapanlara da
bir yürüyüş kararı boyunca hep beraber:
derrida derrida derrida
“sonra ben istesem hep böyle sololar da atarım,”
“sonra benim new age, benim be-bop plaklarım var,”
-i got de rhythm, you’re chasin’ de bird
“sonra dilersen bana katılabilirsin,”
Keşke canımız bu kadar sıkkın olmasa
Dalgamızı da geçerdik.
(kaynak: poetikhars)