...
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
|
tam şu anda 10 yazar ve 81 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-niye zor..yada kim biliyor
niye zor..yada kim biliyor zor olup olmadigini..herhangi biri olup de dirildimi..ki bu yorumu yapsin..olum olumdur..kacinilmazdir..nerde olursan ol ne kolaydir, nede zordur
2-yaşamak da pek kolay
yaşamak da pek kolay sayılmaz.
hapishanede umut her gün günışığıyla birlikte girer pencereden.
3-Herkes bilmez bir çeken
Herkes bilmez bir çeken bilir bir bekleyen...
Hapishanede ölmek zor
ŞEYHMUS AY
14 yıldır cezaevinde yatan Aynur Epli, Kuddusi Okkır gibi kamuoyunun ilgisine mazhar olamayan, hikâyesini kimsenin bilmediği kanserli mahpuslardan
Gündemimize hep içinde ölüm geçen cümlelerle düşen hapishanelerde rutin değişmedi. Kültürümüzde, önemli bir yeri olan hapishaneler artık daha fazla tecrit, ölüm ve erişilmez bir yalnızlık olarak yansıyor hayatımıza ya da hiç yansımıyor; acılar sessiz sedasız yaşanıyor o sayısız kapının ve duvarın ardında.
Ergenekon soruşturmalarının ilk dalgasında gözaltına alınan ve tutuklanan Kuddusi Okkır’ın hapishanede kanser olması ve ölüm döşeğindeyken apar topar tahliye edilerek ailesine teslim edilmesinden hemen sonra yaşamını yitirmesi, duyarlı her kesimin tepkisine yol açtı. İnsan hakları aktivistleri her ne sebeple olursa olsun, gözaltına alınan, tutuklanan ya da hüküm giyen insanların can güvenliğinden, bedensel ve ruhsal sağlığından devletin sorumlu olduğunu, her türlü insani gereksinimlerinin karşılanması ve tedavilerinin yapılması gerektiğini söyleyerek tepki gösterdiler. Kuddusi Okkır’ın eşi de İHD’de bir basın açıklaması yaparak hapishanelerde yaşanan bu trajediye dikkat çekti.
Popüler ve gündemden düşmeyen bir soruşturmanın zanlılarından Kuddusi Okkır’ın trajedisine dikkat çekilmesi ve medyada yer bulması, içeride sessiz sedasız ölümü bekleyen diğer mahpusları da gündeme getirdi. Bazı insan hakları savunucuları medyanın hapishanedeki bu trajediyi ele alış biçimine yönelik eleştirileri dikkate değer: Geçmişte ölümcül hastalıklarla pençeleşen bazı mahpusları affeden Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i “teröristleri affetti” diye manşetlerine taşımalarının hapishanelerde ağır ve ölümcül hastalıklar yüzünden tahliye edilmeleri gereken bu insanların durumunu zora soktuğuna dikkati çekiyorlar.
Ölümü beklemek
14 yıldır cezaevinde yatan Aynur Epli, Kuddusi Okkır gibi kamuoyunun ilgisine mazhar olamayan, hikâyesini kimsenin bilmediği kanserli mahpuslardan. Uzun süre mide rahatsızlığı şikâyetiyle hastanelere başvuran ancak çoğu zaman güvenlik gerekçesiyle ya da hastaneyle ilgili teknik nedenlerden dolayı başvuruları reddedilen Epli, 2007 yılı sonlarında hastaneye gidebildiğinde bağırsak kanseri teşhisi konuldu. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavisine devam edebilmek için bulunduğu Siirt Cezaevi’nden Diyarbakır Cezaevi’ne sevk başvurusu yapan Aynur Epli’nin sevk öyküsü de tam Aziz Nesinlik. Önce dilekçesi kayboldu, tekrar başvurduğundaysa “göndermeyi unuttuk” denildi. İHD’nin açtığı kampanyaların ardından nihayet Diyarbakır E Tipi Cezaevine nakledilebilen Aynur Epli’nin tedavisi için gerekli teçhizat Ankara’da bulunuyor.
Aynur Epli içeride sessiz sedasız ölümü bekliyor.
Erol Zavar
1999 yılından beri mesane kanseri teşhisi konulan ve tedavisi son derece elverişsiz koşullarda süren Erol Zavar, insan hakları aktivistlerinin ve sevenlerinin bütün girişimlerine ve pek çok kampanyaya rağmen hâlâ içeride tutuluyor. Odak Dergisi Yazı İşleri Müdürü Erol Zavar 2001 yılında Ankara DGM tarafından müebbet hapis cezasına mahkûm edilmişti. Erol Zavar’a Yaşama Hakkı Koordinasyonu (http://www.erolzavar.com) adıyla kampanyalar yürüten insan hakları aktivistlerinin, Zavar’ın sevenlerinin ve dostlarının tüm girişimlerine rağmen içeride 20 ameliyat geçiren ve safra kesesi alınan Zavar’ın CMK uyarınca tahliye olması ya da Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi mümkün olmadı. Erol Zavar Sincan F Tipi Cezaevi’nde ölüm döşeğinde bekliyor.
Sağ çıkabilecek mi?
Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Ali Çekin yatalak durumda, içerideki arkadaşlarının yardımıyla yaşamını sürdürebiliyor. 77 yaşında ve artık kendine bakamayacak durumdaki Ali Çekin için umutlar tükenmek üzere. Aynı koğuşta kaldığı arkadaşlarının İHD Genel Merkezi’ne gönderdiği mektupta sadece serumla beslenebilen Ali Çekin’in sağlık durumu hakkında verilen şu bilgiler durumu gözler önüne sermeye yetiyor: “Gözleri ve tüm vücudu limon sarısına dönüşmüş durumda. Derisi adeta kemiğe yapışmış, kaslarının tümü erimiş, zaruri ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumda. An be an eriyor. Eğer acil bir girişimde bulunulmaz ise bu haliyle cezaevinden sağ çıkamayacak.” Ali Çekin’in sağlık sorunları sebebiyle tahliye edilebilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alması gerekiyor ancak sevk için gerekli bürokratik işlemlerin sonuçlanmasına Ali Çekin’in ömrü yeter mi, o belli değil.
13 yıldır hapishanede bulunan İnayet Mete de Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki ağır hastalardan biri. Mahpusluğunun ilk üç yılını felçli olarak yatakta geçiren İnayet Mete, İHD Genel Merkezi’ne gönderdiği mektubunda teşhis edilen hastalıklarını şöyle sıralamış: “Koroner ve miyokardit kalp hastalığı, polinöropati, bel fıtığı, boyun fıtığı, omurilik zedelenmesi, karaciğerde siroz, hiperlipidemi, yüksek kolesterol, yüksek trigliserid, mide ülseri, hemoroit, gravitasyonel egzama, kronik egzama”. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin ilgili bölümlerinin raporları ve tedavi önerileri de Mete’nin mektubunda yer alıyor. İnayet Mete’nin belirli aralıklarla Diyarbakır’a tedavi için gitmesi gerekiyor. İşte bu sevklerden birinde kalp krizi geçirmiş ve bir ay boyunca tedavi görmüş.
Gecikmiş tahliye
2004 yılında üç aylık ömrü kaldığı söylenen tutuklu Şemsettin Kurt “Çocuklarımın yanında ölmek istiyorum” diyerek tahliyesini istedi ancak bu talebi reddedildi. 2005 yılı Şubat’ında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Şemsettin Kurt tıpkı Kuddusi Okkır gibi tüm vücudunu saran kansere iki ay sonra yenik düştü. Murat Dil de karaciğer kanseri teşhisiyle Gebze Cezaevi’nde uzun süre tedavi olmadan yaşadı. Sevk sırasında onur kırıcı muamelelere maruz kaldığını belirterek Gebze Cezaevi’nde kaldı. Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’na CMK 399. maddesinden yararlanabilmek için yaptığı başvuru kabul edildiğinde artık çok geç olmuştu. 9 Haziran 2000’de tahliye olan Murat Dil 6 Temmuz 2000’de yaşamını yitirdi.
Kuddusi Okkır yaşamını yitirdiğinde duyarlılık gösteren çevrelerin şu an içeride ölümü bekleyen ya da ağır hastalıkların pençesinde yaşama mücadelesi veren diğer mahpusların sorunlarına de benzer bir duyarlılığı göstermesi bekleniyor. Hapishanede çaresizce ölümü beklemenin hem mahpuslar hem de aileleri açısından ne kadar büyük bir acı olduğunu ancak yaşayanlar bilir.