ibrahim halil baran

ey kalbimi acıtan su
bir daha ram...

admin's picture
1-Sis de Yara / Ömrüm

Sis de Yara / Ömrüm Gazeli

gör iri balkonlarla indiğini akşamın
doluyor yatağıma akrep kokusu
yırtık avuçla içtiğim su / dokun kuş bulutlarına
içimde resmini çiziyor tâvus
-ne çok uzak ne çok kadınsın öyle-
caddelerden akan sus
dilime hangi köpeği bağlıyor

atlarla kınalıdır umulmadık yerin
savrul ur / mermerler de akan yüz
ısırır her gece aynı yerinden kendini çünkü
yanlış bir kente demirlerini atan deniz

çürüdü koynun!da bütün elmalar
üstüne muskalar yazılmışken elbiselerimin
yüzümü ikiye böl!en sırtında
örülmüş saçları var bir nehrin

(kelebek kanadına bağlı iplerin / beklenmedik vebâ!sıdır güvercin
bak kokuyor / yatağım takvîmlere kırılmış gibi
kırmızı bir salgın evreninden iniyor / büyü!yor. terkisi. ellerimin.
ölüm genişliyor içimde -avlu kimin parmaklarını yutarsa)

kirliyim! bir sis yarasıdır evim: gir içeri uyut beni: son resminde
kandan parmak izin: kapında bekleyen akrabam: serin bir yarayla
gümüş yağmurlar indim geceye: ne keten ne elif:

dolaştım kendimi (zehir katran zakkum)
sürahi içinde garip bir ömür: göl’ü kasıklarıma basıyorum:
nafiledir
kuruyan bir karınca için okuduğum mevlit
hiledir ruhum: yağlı urganlar geçiriyor kalbimden
evlat edindiğim söz: ve sair bir yalandır sıska tövbeler
ezber değildir kamaşan hüznüm / öyle zifir ve çeper

-yırtıldı yüzümün perdesi-

ama sevgilim: o nârin ölümü kahvelerin
sakin hatıralar için
ayakları ince bilekli bir kadın doğuruyor

admin's picture
2-http://www.ibrahimhalilbaran.

http://www.ibrahimhalilbaran.com resmi web sitesinin introsunda diyana wekil'in garuna şarkısı enfes.

sivilhayvan's picture
3-Şûr / Suya

Şûr / Suya Şerha
(biriktir suları
kalbim, akşamları kilitlidir
bu rahmin kapıları. gecenin bedenlerindeki tayf,
batıda ad/ettir sevişmek. kırılgan rakkaselerin bileklerinde
bize kalan nedense
ölümdür.
kaldır bu akıbeti üstümden)

ödünçtür sandıkları sözün
yatalak evlerde vurdum kemiÄŸimi / deÄŸdim suya keskin oldum
gevşek bir ağızla öptüm mazotu: unuttum yüzümü kendim oldum
aynaların sabahında kayıp bir su târihi
kurudum! ezberim kendime: çöldeki sarnıca rehber oldum.
yok kîn tutacak kimsem yok annemin melâl taşları -o yüzükler
geyikli bir duvar saatidir kristal buğday çuvalları

artık delilik işâretidir bir cenk hikâyesi: deştim karnımı
ne hu ne yastığım altındaki su masalı.

sustum: üç gün oruç tuttum: posterler arasından geçtim: sakat
ölümler buldum kendime: açbirkedigibiçekipgittizamân:
benden bana kalan tortu: nedense hep kuzey oldu: kardeÅŸlerim
öldüler bir bir: -âmîn- döküldü evlerin sıvası.
atletimde bir leke: annemin bilmediği üç dua: ateş, tuz ve kötülük:
taşın içinde eridiği su: teberrük saydılar aşkı yarama
başka bir geceye gittim, çoraplarımda ölü ağızlar giydim: bir hınçla
astım yüzümü unutmak askısına: cobain ölmüş dediler:
babam en çok cesedime güvendi o akşam. kalmadı aklımda
hiçbir kapının mandalı.
ruhum, o murdar ceset ve genzimde ilâç kokusu
tuz ve tırnak kaldı hâtırası olmayan evden
yatağımda naylon çarşaf ve öksürdükçe bileklerini kesen kadın
döküldü avuçlarımdan -derken- dişlerimi bir elma'da unuttum.
hâfız atlar geçti içimden nehre yakın

akşam avlusunda nasîpti kesilmek yemîni. kırıldı kil idi suyun belki
çekmeceler içinde hurda ve avuntu / bozulmuştur kalbi suyun belki
...

gölgem saydığım ne varsa yüzümü onunla diktim
çağırdım cümle terzileri
-âh o kambur yüzün. bir çırak kadar izledim ellerini-
bulunmadı göle varan bir hevesim.
atları seven bir çocuk olarak kaldım kabzasında suyun.
fotoğraflar çekindim ellerim kalçamda, arkamda kumsal resimleri.
yine de
yetmedim hüznüme: ağladım uzun, uzun çarşamba geceleri.
terâvîh sonrası çalınmış bir ayak-
kabının çaresizliğine döndü bilgeliğim

sustum: biri gidip nehri kesti. doÄŸdum.

ölü taşlar kaldı sular mezarlığından: açsam ellerimi
acıyacak kaderim: yüzümü saran bütün bir kış
dilsiz bir kadın eliyle sevecek beni:
dokunmak ya da duymak: böyle bir su telef eder
beni

-kalbimde birbirini döven demir sesleri-
ey sular nereye böyle: bu sıyrık kimin yüzünde?