.
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
görüntülenen son 5 başlık |
tam şu anda 1 user ve 5 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-Birinci Zaman Rimbaud 00
Birinci Zaman Rimbaud
00 20
"işte esrarkeşler çağı!"
tin'e dönüşsün diye ellerimiz.
00 22
Kızoğlankız bir ürkeklikle dokunduğumuz kadife ses, şen yok oluş.
00 24
bazen buradan, bu yükseklikten atlayıp gelebilirim kalbinize
o halde ses verebilirsiniz göğe bakarken: tam da buradayım.
görmediğiniz yerde.
00 27
ne kadar da yanılıyorsunuz yüzüme bakarken,
bense hiç yanılmamış olmanın sancısını çekiyorum.
00 30
zamanın dile gelişi: ben bedbaht gözlerinize bakarken tenhayım
yokum ellerinizde, oysa beni görmediğiniz müddetçe ne kadar da çok seviyorsunuz
tanrı gibi.
00 36
yalan kurtarıyor bizi coşkusundan nehrin.
nehir ki kırılınca bir ud gibi naif, bir tambur gibi çığlık çığlığa
sessizlik.
d'nin önümüze gelip t'ye dönüşmesi
ah evet sertlik: tanrısal itki.
00 40
"ey kısa sarhoşluk nöbeti, kutsal! Tek o maske bile olsa bağışladığın
bize. ey yöntem! seni olumluyoruz. unutmadık, daha dün her bir çağımızı
yücelttiğini. ağuya inancımız var."
00 43
ve selam deyip geçerler,
aşağılardan kötü sesler geldiğinde.
00 50
şimdi kaydet selamlarını aşağılardan
ve "defol git"i sırtına alıp yerleştir ağzına gülümsemeni
bunu olumluyorum;
"işte esrarkeşler çağı"
tin'e dönüşsün diye ellerimiz.
2-"ey kendi iyi’m, kendi
"ey kendi iyi’m, kendi güzel’im! işitince sürçmediğim tüyler ürpertici borazan! perilik sehpa! yaşasın, görülmemiş yapıtla eşsiz beden için, ilk kez olarak. çocukların gülüşüyle başladı bu, gene onunla bitecek. bu ağu bütün damarlarımızda kalacak, borazan susup da yine eski uyumsuzluğa dönsek bile. ah, nasıl haketmişiz bu işkenceyi şimdi! hırsla toplayıp yığalım yaratılmış ruhumuzla bedenimize verilen o insanüstü sözü: o sözü, o deliliği! inceliği, bilgeliği, sertliği! söz verilmişti bize, bilgi ağacı gölge içinde gömülecek, zorbaca namusluluk buradan sürülecekti, arık sevgimizi yaşayalım diye hep. kimi tiksintilerle başladı bu; şimdiyse –o bengiliği hemen kavrayamadığımızdan- şimdiyse bir kokular bozgunuyla bitiyor. çocuk kahkahaları, kölelerin çekinişi, kızoğlankızların ağırbaşlılığı, çevremde ürkünçlüğü nesnelerin, biçimlerin, hepinizi kutsuyorum bu uyanıklığın anısıyla. hepten kabasabalıkla başlıyordu bu; alevden ve buzdan meleklerle bitiyor işte.
ey kısa sarhoşluk nöbeti, kutsal! tek o maske bile olsa bağışladığın bize. ey yöntem! seni olumluyoruz. unutmadık, daha dün herbir çağımızı yücelttiğini. ağuya inancımız var. yaşamımızı her an vermesini biliyoruz bütün bütüne.
işte esrarkeşler çağı!"
(bkz. Arthur Rimbaud)