jacques le fataliste et son maitre,1773(kaderci jacques ile efendisi)
Bu romanda, jacques’la efendisi yazarın icat ettiği ve keyfince ve kendi dilediği gibi konuşturduğu dahası onların ağzından konuştuğu tipler.
Romanda etiyle kanıyla gerçek kişiler ikinci derecedeki insanlar, halktan adamlar, halkın ta kendisidir bunlar. Kitaba adını veren iki ahbap çavuşun serüvenlerle dolu yolculuklarında rastladıkları, söyleştikleri bezende dövüştükleri kişiler. Böylece "halkı" kitaplara sokan Diderot olmuştur. Gerçi ondan öncede söz eden olmuştur halktan. Ama önemsiz bir şey gibi, yada alaylı bir biçimde. Romanın asıl kahramanı olan jacques’da Fransız halkının beğenilecek, yerilecek tüm nitelikleri var. Ayrıca, kralın, feodal senyörlerin boyunduruğu altında sömürülen, horlanan halkın, bu güçlerin destekçisi dinin de etkisiyle benimsediği kadercilik. Jacques,”alnıma ne yazılmışsa”o olur derken, bütün yazıları, bütün sözleriyle papazlara da egemen güçlere de saldırırken, bu tür baskıya boyun eğmiş görünen halkın kilisenin de sarayında kalelerini yıkarak tarihte yeni bir çağ açacağını seziyordu.
Kaderci jacques ile Efendisinde Diderot’nun tutkun olduğu diyalog tekniğinin çok canlı bir örneğini buluyoruz. Romanda yer yer rastlanan gönül öykülerinden, Mme. de Pommeray ile Marquis des Arcis’in aşk serüvenini; Schiller, Goethe’nin salık vermesi üzerine Almancaya çevirmiştir.
Bu öyküyü anlatırken Diderot Katolikliğin, insanları diri diri gömdüğü erkek manastırlarına da şimşekler yağdırmayı ihmal etmiyordu.
(bkz. ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap)
(bkz. diderot)
jacques le fataliste et son maitre
carpe diem Sun, 03/30/2008 - 11:42»
