| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
|
tam şu anda 0 yazar ve 3 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-filmin müzikleri de
filmin müzikleri de mükemmeldi la vie en rose çarpıcı bir etki yaratmış. filmin sonunun bu kadar etkileyici olmasının nedenlerinden biride bu şarkıdır bence..
2-türkçeye cesaretin var mı
türkçeye cesaretin var mı aşka diye çevrilen 2003 yapımı fransız filmi.
konusu şöyle;
Julien ve Sophie, okul yıllarından beri tanışan iki yakın arkadaştır. Sophie'nin Polonya kökenli olması nedeni ile sınıftaki ırkçı çocuklar tarafından taciz edilmesi ve Julien'in kanser olan annesi ve sorunlu babası ile yaşadığı sıkıntılar, her ikisini birbirlerine daha da fazla yakınlaştırır. Haylaz ve hınzır yapıları ile sürekli olarak birbirlerinin cesaretlerini sınamaları ile başlayan süreç, zmaan içinde ilginç bir cesaret oyununa dönüşür.
Oyunun kuralı çok basittir; sırasıyla her biri, ötekine cesaret gerektiren zorlu görevler verecektir. Bu görevler arasında sınava sütyenle gitmek de vardır, okulun en sert çocuğunu tokatlamak da... Zamanla hayatın kendi zorlukları, bu oyunun bir parçasına dönüşmeye başlar. Ve bu oyun, gitgide inanılmaz bir aşk yaratır aralarında. Ama acaba bu aşk birbirlerine kavuşmalarındaki en büyük engel midir?