Kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaÅŸmadan yeni bir ÅŸey söylemenin zor olduÄŸu kitaplar vardır. Richard Sennett'in düÅŸünce tarihinin baÅŸyapıtlarından biri olan Kamusal İnsanın ÇöküÅŸü böylesi bir kitaptır: Tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir ÅŸölendir.Daha önce Otorite adlı kitabını yayımladığımız Sennett, Kamusal İnsanın ÇöküÅŸü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle kamusal hayat ve özel hayat arasındaki dengesizliÄŸin nedenlerini ve bu dengesizliÄŸin yol açtığı sorunları inceliyor. Ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kiÅŸiler için çok önemliydi. "Yabancı"larla duygusal baÄŸlar kurarak insanın oyun yeteneÄŸini çoÄŸaltan, toplumsallaÅŸmasını/medenileÅŸmesini saÄŸlayan bir kamusallık vardı. Bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl Avrupa ÅŸehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. Kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiÄŸi oranda önemli olmaya baÅŸladı.Sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı ÅŸehirde yaÅŸadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu iliÅŸki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve ÅŸu soruları soruyor: Yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüÅŸtü? Sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? Yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluÅŸtu? Özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? Politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak deÄŸil de kiÅŸisel özelliklerine göre deÄŸerlendiriyoruz? Evlerimize özen gösterdiÄŸimiz halde sokaklarımız neden pis?Sennett, kamusal alanların yaÅŸanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüÅŸmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kiÅŸiliklerimizin giderek güdükleÅŸtiÄŸini, baÅŸka insanlarla oyun oynama yeteneÄŸimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiÄŸini tarihsel/toplumsal bir perspektifle iÅŸliyor. Bu süreci Balzac ve Diderot'nun yazılarına, Paganini ve Liszt'in müziÄŸine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, Dreyfus olayına ve Richard Nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuÅŸma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. Modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliÄŸini, yalnızlığını, yaÅŸayan deÄŸil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor.Sennett, bütün bunlara raÄŸmen umutsuzluÄŸa kapılmıyor. Yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kiÅŸilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduÄŸu, oyuna önem verdiÄŸi, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, ÅŸüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araÅŸtırıyor.Sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için..
