(bkz. dostoyevski)
| |
||
kafamız dolu |
||
|
|
|
tam şu anda 1 user ve 4 ziyaretçi online
|
| Copyright © kafamız dolu Powered by korsan sozluk Designed by Admin |
# bu sözlük bir "korsan kemalizm™" kuruluşudur. 18 yaş altındakilerin sitede dolaşması entry okuması ve başlık eklemesi sağlık açısından sakıncalıdır. yok ben 17 yaş üstüyüm diye bizi kandırırsanız bu sizin bileceğiniz iş. annenize babanıza ve de velilerinize durumu izah ederiz. yazarlara telif hakkı verilmemektedir. yazarların entry hakkı atılana kadardır. atıldıkları andan itibaren yazdıkları kamu malı sayılıp tmsf'ye devredilecektir. sitede verilen bilgiler gerçek değil matrixtir bu yüzden "abi ben ödevde kullandım hoca sıfır verdi" "verdiğiniz ilaç bilgisi yanlıştı, kör oldum." "dini site linki diye tıkladığım web sitesi erotik hikaye sitesi çıktı" gibi sorunlarda hiçbir sorumluluk almıyoruz. yok "ben sıfırı göze aldım", "boşver abi, kör olayım.", "yahu ne olacak siz link verdiniz, biz de kapatma tuşunu biliyoruz evelallah" derseniz lütfen kaynak belirtiniz. ayrıca TCK'ya aykırı maddelerden tırstığımızdan hemen yayından kaldırıp "görmedim, biri bişi mi yazdı." deyip yalan da söyleyebiliriz. * ayrıca bu sitede alıntı çalıntı bilgiler de çoktur. genellikle telifsiz yerlerden alıntılar ve çalıntılara müsade edilmektedir. rahatsız olduğunuz entry ve başlıklar için lütfen korsansozlukcu@gmail.com mailini kullanarak yönetimle temasa geçiniz. herkese iyi uçuşlar ... # |
|---|
1-bence dostoyevski tanrıya
bence dostoyevski tanrıya inanmıyordu.
2-epigraf'tan; Karamazov
epigraf'tan;
Karamazov KardeÅŸler / Fyodor Mihaylov Dostoyevski
- Şaka ediyormuşum! Dün de dedenin yanında iken şaka ettiğimi
söylediler. Bak yavrum, on sekizinci yüzyılda bir günahkar vardı: Şöyle bir
laf ortaya attı: "Eğer Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi" dedi. "S'il
n'existait pas Dieu il faudrait l'invanter" ve garip olanı, insanda hayranlık
uyandıran, Tanrının gerçekten varolması değildir. Asıl hayranlık uyandıran
şey, insan gibi acımak bilmeyen vahşi bir hayvanın içinde "Tanrının varolması
zorunlu bir şeydir!" diye bir düşüncenin uyanmasıdır. Tanrı düşüncesi o derece
kutsal, o derece insanı duygulandıran, o derece derin ve insana onur
kazandıran bir düşüncedir, işte! Bana gelince, ben çoktandır: "İnsan mı
Tanrıyı yarattı, yoksa Tanrı mı insanı yarattı?" diye düşünmekten vazgeçtim!
Artık bu konuda tüm çağdaş Rus gençlerinin ortaya attıkları düşünceleri
eleştirecek değilim. Bütün bu düşünceler hep Avrupalılarının teorilerinden
çıkarılmıştır. Çünkü Avrupa'da daha teori olan şey, Rus delikanlısının
zihninde hemen kesin bir yargı olur. Hem de yalnız gençlerin gözünde öyle
değildir, bazı profesörler için bile böyledir. Çünkü şimdi bizim Rus
profesörleri ile o Rus gençlerinin arasında çoğu zaman hiç ayrıntı olmuyor.
Onun için bütün bu teorileri bir tarafa bırakıyorum.
"Şimdi ikimizin amacı ne? Benim amacım ne kadar mümkünse o kadar
çabuk, sana özümü, yani nasıl bir insan olduğumu, neye inandığımı, neye
güvendiğimi anlatmaktır. Öyle değil mi, söyle? Onun için sana şunu
bildiriyorum ki, Tanrı'nın varlığını düpedüz ve yapmacıksız kabul ediyorum.
Yalnız şunu belirtmem gerekir: Eğer Tanrı gerçekten var ise ve dünyayı
yaratmışsa, o halde hepimizin bildiği gibi onu Öklid geometrisine göre insan
aklını da ancak üç boyutlu kavrayabişlecek şekilde yaratmıştır. Bu arada bazı
geometri bilginleri ve filozoflar ortaya çıktı. Üstelik bunların arasında çok
değerli olanları vardır. Bunlar tüm evrenin, hatta evreni de içine alan
sonsuzluğun bile Öklid geometrisine göre yaratılmış olmasından şüphe
ediyorlar. Hatta Öklid'e göre dünyada hiçbir şart altında kesişmeyen,
kesişmeleri imkansız olan iki paralel çizginin belki de sonsuzluğun herhangi
bir noktasında birleştiklerini hayallerinden geçirmek cüretini gösteriyorlar.
"Ben şöyle bir yargıya vardım, yavrum: Madem benim böyle bir düşünceyi
bile kavramaya gücüm yok, o halde Tanrıyı nasıl kavrayabilirim? Boynumu eğerek
şunu açıklıyorum ki, böyle sorunları çözmek için gereken yeteneklerden
hiçbirine sahip değilim. Benim aklım Öklid prensiplerine göre işleyen, yani
yalnız bu dünyayı kavrayabilecek bir akıldır. Böyle olunca, nasıl olur da bu
dünya ile ilgisi olmayan bir konuda karar verebilirim? Sana da öğüdüm bunu
hiçbir zaman düşünmemektir, dostum Alyoşa! Hele Tanrı'yı "Tanrı var mı? Yok
mu?" sorusunu hiçbir zaman aklına getirme! Bütün bu sorular üç boyutlu
düşünceye sahip bir aklın hiçbir zaman kavrayamayacağı şeylerdir.
"Bu bakımdan Tanrının varlığını kabul ediyorum. Hem de bunu seve seve
kabul etmekten başka, "O"nun hikmetine, "O"nun bizim hiçbir zaman
bilemeyeceğimiz bir amacı güttüğüne, hayatın belirli bir düzen içinde
olduğunua, bir anlam taşıdığına, günün birinde de güya hepimizin birleşeceği
kusursuz düzene, bütün evrenin yöneldiği "Kelam"a ve benzerleri olan herşeye,
herşeye, hatta sonsuzluğa bile inanıyorum!.. Bu konuda birçok sözler
söylenmiştir. Artık bana öyle geliyor ki, iyi bir yoldayım, değil mi?
"Öyleyken bütün bunların sonucunu düşündüğüm zaman, Tanrı'ya bağlı
olan bu dünyayı kabul edemiyorum. Hem de varlığını bildiğim halde, yani böyle
bir dünyanın nasıl varolabileceğine bir türlü inanamıyorum. Kabul edemediğim
şey, Tanrı'nın kendisi değil, bunu anla! Ben yalnız "O"nun yarattığı dünyayı
kabul edemiyorum, onu bir türlü benimsemeye razı olamıyorum! Ne demek
istediğim açıklayayım: Mini mini bir çocuk gibi içtenlikle ve kesin olarak
inanıyorum ki, tüm acılargünün birinde dinecek, insanlığın içinde yaşadıkları
tüm zıtlıkların gururu yaralayan gülünçlüğü basit bir serap gibi siliniverecek
ve tüm ayrılıklar bu atom kadar küçük, güçsüz ve Öklid prensiplerine göre
yaratılmış aklımızın çirkin bir uydurması olarak yok olacak. İnanıyorum ki en
sonunda, dünya sona erdiği, herşeyin o kusursuz düzene karışmış bir bütün
olacağı anda, öylesine değerli bir şey olacak ki, meydana gelen bu değerli şey
tüm yürekleri dolduracak, tüm nefretlerin söndürülmesine, insanların
yaptıkları tüm kötülüklerin, döktükleri kanların bağışlanmasına yetecektir. O
zaman insanların yaptıkları herşey bağışlanacak, hoş görülecek ve başlarından
geçen herşeyi hoş karşılamak mümkün olacaktır. Varsın öyle olsun!.. Varsın bu
söylediklerimin hepsi gerçekten meydana gelsin ve o dediğim değerli varlık
karşımıza çıksın. Öyle de olsa ben gene de bunu kabul etmiyorum, etmek de
istemiyorum!
"Diyelim ki paralel çizgiler bir noktada birleştiler, diyelim ki bunu
ben de kendi gözlerimle gördüm; öyleyken, bunu kendi gözümle gördüğüm halde,
sadece "birleştiklerini gördüm" derim, ama gene de, gerçekten öyle olduğunu
kabul edemem. İşte, benim anlatmak istediğim bu, Alyoşa!.. Benim tezim budur!
Artık bunu sana ciddi söylüyorum. Seninle yaptığımız bu konuşmaya mümkün
olduğu kadar saçma başladım, ama sonunda işte bu açıklamaya dek götürdüm.
Çünkü biliyorum ki, senin için gerekli olan budur. Senin bilmek istedğin
Tanrı'nın varolup olmadığı değildir. Senin için yalnız sevgili ağabeyinin
hangi duygular içinde oyaşadığını öğrenmek gerekliydi. Ben de bunu söyledim
iÅŸte.
--------------------------------------------------------------------------------
Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihaylov Dostoyevski (Düzyazı - Kısmi)
Kaynak: Karamazov KardeÅŸler
Gönderen: Emre Sururi, 09/02/2001
3-İngilizcesini de okumaya
İngilizcesini de okumaya yeltendiğim, henüz sırası gelmemiş, bir zamanlar AIDS'ten yaşamını yitiren Yul Brynner'ın başrolünü de oynadığı film e çekilen ustanın baş yapıtlarından biridir. Derin psikolojiyi idamdan dönen biri yazabilir. Konusunu genel hatları ile hatırlasam da yeniden sıraya aldım, incelemem lazım cümle cümle
4-karamazov kardeÅŸler
karamazov kardeşler dostoyevski'nin yazarlığının zirve noktasıdır. bi anlamda yazarın yazarlığı boyunca sorguladığı temaların bir arada harmanlanışıdır.. en üst kurumundan en alt kurumuna kadar toplumun her kesiminde yaşanan çürümüşlüğe neden olan hastalıklı hücrelerin sağlam hücrelere saldırması ve bu durumdan kaynaklanan acı ve ızdırabın kitabıdır...
5-Dosto'nun hemen hemen her
Dosto'nun hemen hemen her kitabından izler görebileceğimiz romanı. Büyük Engizisyoncu ve İvan'ın şeytanla konuştuğu bölümler gerçekten güzel. Özellikle Engizisyoncu bölümü belki de batı edebiyatının (Rusya'yı batı olarak adlandırmak Dosto'nun katılmayacağı bir yargı ama günümüzde öyle)en iyi edebi metni. Ezilenler'dekiyle neredeyse aynı olan Alyoşa'dan hareketle bitmemiş olduğunu savunduğum roman.
6-Hala baba Kromozof'u
Hala baba Kromozof'u gerçekten kimin öldürdüğü tartışılmaktadır. Bilip de engel olmayan mı yoksa silahın arkasında duran mı?
7-rus toplum yapısını,
rus toplum yapısını, kiliseyi, ahlaki değerleri ve toplumun yaşadığı ahlaki çöküntüyü yansıtan şahane bir romandır. büyüksün be baba!!
8-Baba Karamazov'u aklı
Baba Karamazov'u aklı küçük kardeş öldürmüştü ama o ne Karamazof babaydı maazallah. Filmi de esaslıdır ve babayı kimin oynadığını hatırlamıyorum. Maria Schell'i hatırlıyorum fettan bar sahibesi rolünde, Yul Bryner'ı da Karamazof babanın subay oğlu olarak. Babayı kim oynamıştı bir türlü hatırlayamıyorum, bilen yazsın, kompozisyon mükemmeldi. Hani bir God father, hani "Kızgın damdaki kedi"deki baba "Dude" kadar başarılı. Suçu irdelerken esaslı bir toplumsal çöküş sorgulaması ve mutlaka bunca kötülük varken tanrının ne iş yaptığını, nerde olduğunu da tutanağa geçirme. İşte Dostoyevski!
9-'Tanrı öldü,artık her
'Tanrı öldü,artık her şeye izin vardır'
Ivan Karamazov
10-bu alyoşa var ya babasına
bu alyoşa var ya babasına çekmiştir.ama bunu bir türlü kabullenemez.dostoyevski de kabullenemez.yada 'eşekler!aynaya bakın aynaya' diyordu.kitabın sonunda alyoşa çocuklarla elele tutuşuyo ya.işte olay orda kopuyo.çünkü dostoyevski bunu kabul ediyo.