karmatiler

abbasiler döneminin allahperest sosyalistleri... liderleri hamdan karmati... acayip bir adamdı. hasan sabahı da o yoldan çıkarmıştır belki:)

trojan's picture
1-“ISLAM BOLSEVIKLERI”:

“ISLAM BOLSEVIKLERI”: KARMATILER
http://www.t-k-p.org/eski/465/alev.htm
HALIL DERVIS

Babek’in ölümü (837) Hurre-milerin gücüne vurulan ölümcül bir darbe oldu. Buna ragmen Iran’in bati eyaletlerinde 9.yy.in sonlarina kadar yasamaya devam ettiler. Bunlar 9.yüzyilda büyük yükselis gösteren Karmatiligi besledi. Hurremilerin büyük çogunlugu Karmati oldular. Özellikle Babek-Hurremiligin merkezi olan Badh sakinleri ve Jibal (Cebel) Kürtlerinin büyük bir bölümünü olusturan Hurremiler toptan Karmatilere katildilar. Eger Karmati ögretisi Iran’in dogu ve güneyinde çok basarili olduysa, bunu kismen ülkeyi onlara hazirlamis olan Hurremilere borçludurlar.

Karmatiligin kurucusu ve bu ögretiye adini veren Asat oglu Hamdan Karmat, Küfe yakininda Sawad’da oturan bir yük tasiyici, yani hammaldi. Kendisini yetistiren Al-Huseyin al-Ahvazi (Ö.865-6) adinda bir ismaili dai’siydi. Hamdan’nin ikinci ismi Karmat (Çogl. Karamita) sözcügü Arami kökenlidir ve “kizil gözlü ve kisa bacakli” anlamlarina gelmektedir.

Karmat-Karamita, Grekçe gramma-grammata (yazi-yazilar) sözcügünden geldigini söyleyenler de vardir. Taberi’ye göre ise Arami kökenli bu sözcük, “gizli bilgi, gizemli bilgi ögreten” demektir.

Hamdan dava’yi Küfe çevresindeki köylerde, Irak’in diger güney kesimlerinde ve daha genis bölgelere Dai’ler (çagirici, davetçi) göndererek örgütledi. Karamita diye anilan yandaslari hizla artmaya basladi. O zamanlar, Suriye’den yönlendirilen bir merkezde birlestirilmis (ismaili) Dava vardi. Bagdat yakininda Kalwadha’da karargaha sahip olan Hamdan, iliskide bulundugu merkezdeki önderlerin otoritesini kabul eder göründü ve asil kisiligini sir olarak sakladi. Hamdan Karmat’in hizli basarisina yardim eden en büyük öge, 15 yil süren ve Abbasi yönetimini sarsan Zenci kölelerin büyük isyani oldu.

Hamdan Karmat, Abdullah b. Maymun’un düsüncelerini tam anlamiyla Ismaili (Aleviliginin) gizli ögretisine dönüstürmüs. Yola giris derecelerinden geçerek en yüksek buyruk ve kurallarin uzmani olmustu. Bu kurallarin gücünü kavrayan zeki bir kisi olarak küçük toprak sahipleri yerlesik köylüler ve çölün çocuklari Bedeviler üzerindeki agir vergileri, Nebati köylüleri arasindaki gerginlikleri bizzat körükledi. Bunlar arasinda yogun propaganda uyguladi. (Hatta sonralari Karmatiler, Bagdat aristokratlari ve daha çok aydinlar arasinda gizli dernekler halinde örgütlenmislerdi. Büyük Enelhak’çi (Tanri benim’ci) mutasavvif (sufi) Hallaci Mansur (Ö.921) da bunlardan birine üyeydi ve Karmati gizli örgüt üyesi olmaktan da yargilanmisti.

Karmatiler komünistik ilkeleri toplum yasaminda uygulamayi denedi. Öyle ki, bazi çagdas yazarlari onlara “islam Bolsevikleri” adini takmistir. Prof. Hitti, “Onlar, hosgörürlülük ve esitligi öne aldilar; isçileri ve zanatkarlari loncalarda, yarattiklari inançsal törenler içerisinde örgütlediler. islam loncalarinin en erken tanimi sekizinci yüzyilda ihvani-Safa Risaleleri’nde (Bu yapiti yazinin sonunda kisaca tanitacagiz.- H.D.) görülür ki, bunlar bizzat Karmatiler’dir” diye yazmaktadir. Bu ticaret loncalari hareketi, Bati’ya ulasip Avrupa loncalarinin Free Masonry biçimini etkilemistir.

Karmati devletinin temeli atiliyor…

Irakli Karmatiler, 880 yilina dogru sayica oldukça artmisti. Hamdan, Ali b.Muhammed al-Zenc’e ittifak önerisi yaptiysa da, Zenci önderi olumlu bakmadi. 874-75’den sonra onlar tarafindan Karmatilere basvurular görüldü. Ama olmasi gereken bu ittifak gerçeklesmedi. ismaili-Aleviligin (Karmati) kurtarici, ihtilalci hareketi, politik güçsüzlügü ve mistisizmin uyusuklugu ile memnuniyetsizligin artmis oldugu imami Siiler arasinda da genis yandas topladi. (Farhad Daftary, agy. s.116-117)

Hamdan’in basyardimcisi Ismaili-Aleviligin en büyük dai’lerinden biri olan kayinbiraderi Abdan idi. Abdan (Ö.899) ayni zamanda Karmatiligin siyasal kuramcisiydi; Belagat adini verdigi kitabinda gizli yedi derece yaratti ve onu uygulamaya giristi. Irak’da, Güney iran ve Bahreyn’de Zikravayh b.Mihrawayh ve Abu Said al-Canabi gibi dai’ler görevlendirdi.

Yükselen Karmati hareketi, Zenci ihtilalinden beri Güney Irak üzerinde tam egemenligini kura-mamis olan Abbasilerin dikkatinden kaçmaya devam etti. 890-891’de Hamdan, Karmatiler için Küfe yakinlarinda Al-Ahza’da bir toplu yasama yeri olan Dar al-Hicra kalesini kurdu. 892 yilinda Bagdat yönetimi, Küfe’den gelen bazi haberler temelinde yeni tehlikenin farkina varmaya basla-di. Ancak Karmatiler’in 897’deki ilk baskaldiri hareketine karsi hemen önlem alinamadi.

Irak’ta neler oluyordu? Hamdan ile Abdan ne yapiyorlardi? Asagi Mezopotamya verimli olmasina ragmen çok sagliksiz bir bölgeydi. Çok sayida geçici tarim isçisi çalistirilmak üzere bu kesime çekilmisti. Hamdan ve Ab-dan çesitli bölgelerden gelmis agir baski altindaki köylüler arasinda yaniti hazir buldular. Komünistik bir düzenin propagandasini yaparak, bu kötü kosullardaki tarim çalisanlarinin sempatisini kazandilar. Hamdan ilkönce çesitli operasyonlar yapabilecegi bir üs alani kurmayi tasarladi. Nuvayri ‘Nihayat al Arab’ adli yapitinda bu üssü söyle tanimliyor:

“Bundan sonra bütün Dai’ ler toplandi. Tüm gereksinmelerini saglayacak bir yer saglamaya karar verdiler. Burasi onlarin saklanma-korunma yeri ve çesitli bölgelerden gelmis göçmenlerin (Karmatilerin) merkezi, toplandiklari yer olacakti. Küfe çevresinde kirsal alanda bir yer seçtiler. Burasi yüksek kayalik ve uçurumlari bulunan bir yerdi. Buraya asilmasi ve ulasilmasi güç bir kale insaa et-tiler. Genisligi 13.44 m. olan surlarin çevresinde genis hendek vardi. Bu kale insaatini çok kisa bir zamanda tamamlayip, onun içinde çok büyük bir bina yaptilar. Her yandan gelen kadin ve erkekleri buraya yerlestirdiler. Adina Dar al Hicra (Göçmen Evi) denildi. Yil: Hicri 277 (891)”

Hamdan komünistik modele çok yakin, mükemmel bir ekonomik sistem gelistirdi. Hamdan’in sayesinde Arab kabileler arasinda ismaili Aleviligi çok meshur oldu. Her yandan toplanip gelen insanlar, büyük ve tek bir aile olarak buraya yerlesmeye basladilar. Hamdan mülklerden, koyunlar keçiler ve ziynetten gelen gelirleri toplamak için köylerdeki dai’leri görevlendirdi. Bu toplananlar ortak sermayeyi (hazineyi) olusturdu. Buradan giyinip çiplakliklarini örtündüler. Harcamalar duyulan ihtiyaca göre yapiliyordu. Hiçkimse yoksul degildi. Ve hiçkimse bir digerinden zengin degildi. Bütün erkekler, daha fazla üreterek daha fazla itibar kazanmak için çalisiyorlardi.

Kadinlar örgü ve dokumadan, çocuklar kus bakimindan kazandiklarini biriktirdiler. Sonra herkes kazançlarini getirip Dai’ye teslim etti. Hiçkimse kilicindan ve silahindan baska bir seyin sahibi degildi. Bu ekonomik siyasetle Karmatiler, pek çok gayri memnun kabileleri ve Mevaliyi (yabancilar) kendilerine çektiler. Ana üs alani olarak hizmet gören kalelerinden, Abbasi iktidari kalelerine hücumlar yaptilar. (Asghar A.Engineer, agy.s.31)

Halife al-Mutadid, Irak’ta 900 ve 902 yillarinda Karmatiler’in üç baskaldiri girisimini bastirdi. Nawbakti ve Al Kummi’nin Karmati ögretisinin yaraticilarinin Hamdan Karmat ve Abdan oldugunu yazmasi; ibn Rizam ve Akhu Muhsin’in de bunu onaylamalarina ragmen (Ortodoks) ismaili kaynaklari bu iki önemli kisinin adini bile anmazlar. Bu durum merkezi önderlikle, yani dogrusu Fatimi ismaililerle aralarinda çikan anlasmazliga baglanabilir. (F. Daftary ,agy.s. 117)

Iran Karmatileri

Ismaili Aleviliginin Karmati hareketi, 870’lerde Irak’tan baska yerlerde de baslamisti. Güney iran’daki misyon, Irak Karmati önderlerinin gözetiminde ortaya çikti. Abu Said al-Hasan al-Cannabi, Fars kiyisi üzerindeki Cannaba’da dogmus. Egitimini ise Abdan’dan almisti. Önce bu bölgede büyük basarilar kazanmis olan Abu Said baska yere gönderilince, oraya Abdan’in kardesi al-Mamun atanmis. Orada kendini öylesine kabul ettirmisti ki, oradaki Karmatiler Mamuniyya adiyla aniliyorlardi.

Bahreyin Karmatileri

Hamdan, 886’larda dava’nin ulasmis oldugu Dogu Arabistan’da Bahrein’e 894 yilinda Abu Said al-Jannabi’yi gönderdi. Bahrein’deki misyonu ona emanet etti. Taninmis bir yerli ailenin önderi olan Al-Hasan b.Sanbar’in kiziyla evlenen Abu Said, orada oturan iranlilar ve Bedeviler arasinda hizla taraftar kazandi. 899’a dogru, Rabii kabilesinin önemli destegiyle Abu Said, Bahrein’in büyük bir bölümünü egemenlegi altina aldi. Dogu Arabistan kiyilari üzerindeki Katif’i de ele geçirince Basra’ya da korku salmaya neden oldu. 900’de Bahrein Karmatileri, Bahrein’in eski baskenti ve Abbasi valilerinin oturdugu Hacar’in dis mahallelerini kontrolü altina aldilar.

Halife Mutadid, onlara karsi gönüllülerden kurulu 2000 kisilik bir birlik gönderdiyse de hepsi yok edildi. 903’de uzun bir kusatmadan sonra Hajar’a boyun egdirildi. Abu Said karargahini Al Ahsa’ya tasidi. 926’da burasini baskent yapti. Abu Said’in ikinci halefinden sonra bu çevrede bir kale insaa edildi. Daha sonra Bahrein Karmatileri Yamama ve Uman dahil bitisik bölgelere egemenliklerini genislettiler. Abu Said gerçekten hemen hemen 2 asir sürmüs olan zengin ve basarili bir devlet kurmustu. Ama sadece Sünni Abbasi devletinin degil, ayni zamanda Fatimilerin de tehdidi altinda bulunuyordu.

Abu Said’den sonra yerine oglu Abu’l Kasim (913-23) geçti. Arkasinda Abu Tahir Süleyman Bahrein Karmati devletinin 20 yil basinda kaldi ve Sünni Abbasi halifelerine kan kusturdu. Irak ve Suriye içlerine yaptiklari sürekli akinlarla kentleri ve diger yerlesim birimlerini yagma ediyorlardi. Basra, Küfe, Al Anbar gibi kentler Abu Tahir’in defalarca yagmasina ugradi. 927’de Bagdat’i ele geçirmesine az kalmisti. Munis al-Kadim tarafindan zorlukla önlendi. Hac mevsiminde, tahtirevanlarla Mekke’ye haci olmaya giden zenginlerin katildigi büyük kervanlarin soyulmasi adet olmustu. Abu Tahir Süleyman’in bilinen en büyük talan eylemi 930 yili Ocak ayinda 600 atli ve 900 yüz yaya askeriyle Mekke’yi basmasidir. Bu baskinda büyük camiler yikilmis ve Kabe’ye de saldirida bulunularak, kutsal sayilan Cennetten geldigine inanilan Hacer al-Esved (kara tas) yerinden sökülmüs. Al Ahsa’ya, baskente götürülmüstür. Tas 951 yilina kadar orada kalmistir. Bununla islam çaginin sonunun geldigine isaret ediyorlardi. Hacer el Esved’in geri verilmesi ve Hacilara saldirilmamasi için Bagdat, her yil Bahrein Karmati Devletine yüklü bir vergi vermeye baslamisti. Ama Tasi ancak, 934 anlasmasi geregince 21 yil sonra kendileri götürüp yerine koydu.

Savas ganimetleri, talanlar, harç ve verilerden gelen tüm kazançlar Dar al Hicra’nin, Karmati toplumunun ortak hazinesine yatiriliyordu. Bir sosyalistik federe devlet sistemi içerisinde ayri bölgelerdeki baskentler-Dar al-Hicra’lar birbirleriyle iliski halindeydiler. Abu Said tarafindan daha da gelistirilen yönetim düzeninde ‘‘ortakçi ve esitlikçi ilkeler’’ büyük rol oynamis. Bu ilkeler, herkesin ayni seylere sahip olmasi, tarim arazisinin islenisi, vergilerin toplanmasi, harcamalarin düzenlenmesi, olanaklari kisitli olanlara çesitli tiplerde devlet yardimi yapilmasinda gözükür.

Devlet birey yasaminin her türlü güvencesini saglamistir. Elbette ki, kendi disinda bulunan dünya ayni yönetim sistemine geçmeden yasayamiyacaklarini düsünemediler.

Toplum islerinin yönetimi Al ikdaniyya adini tasiyan danisma meclisinin kararlariyla gerçeklesiyordu. Bu Meclis nüfuzlu ailelerin temsilcileri ve yüksek dereceli memurlardan olusuyordu. Devlet, Bahrein Karmatilerinin, yani vatandaslarin iyiligi ve sagligi için vardir. Orada kurulan devlet düzeni; ibn Hawkal gibi keskin gözlemci ve 1051’de Al Ahsa’yi ziyaret eden Nasr-i Khusrav gibi birçoklarinda hayranlik uyandirmistir. Nasr-i Khusrav’in anlattiklarindan kisa bir özetle konuyu baglayalim:

“Al Ahsa’da 20 binden fazla eli silah tutan insan vardi. Ve orada büyük bir kentte görülmesi gereken herseyi görmek mümkündü. Dar al Hicra adi verilen hükümet sarayi genistir… Bu Cumhuriyet, herbiri bir yardimciya (vezire) sahip 6 baskan (kral) tarafindan yönetilir. Bu oniki kisi aralarinda çok iyi anlasirlar; toplantilarda iki karsilikli siraya, biri digerinin karsisina gelmek üzere otururlar ve ülkenin bütün islerinde or-taklasa karar verirler…Devlet mutlak olarak laiklestirilmistir; oruçsuz, namazsiz ve hacsiz bir toplum. Cami de yoktur. Bununla birlikte, iranli bir zengin tüccar ibadet etmek isteyen yabancilar için bir cami yaptirma izni almisti…Eger bir evin veya degirmenin parasiz sahibi, bu yerleri onarmak veya gelistirmek isterse devlet ona hazinece beslenen kölelerden yardimci gönderirdi ve birsey ödemek gerekmezdi Zengibar’dan satin alinmis devlet kölelerinin sayisi 30 bini bulmaktaydi. Onlar Cumhuriyetin bahçelerinde çalisirlardi… Halkin bugdayi parasiz ögütülürdü… Yöneticiler yurttaslarla kendilerini esit tutarlar, hitaplarda ayrilik gözetmezlerdi…” (Ali Mazeheri, Çev.Bahriye Üçok, Ortaçagda Müslümanlarin Yasayislari, s.120-121)

Heterodoks islam, yani Alevi inançli Arap, Kürt, Türk, Bedevi, Nebati, Pers, Nubiali, Arami vb. çesitli etnik kökenden gelmis insanlardan olusan Karamati toplumunun kurdugu, yaklasik iki yüz yil süren Karmati Sosyalistik Federasyonu’nun sonuncusu Bahrein Karmati devletinin yikilmasinda da Türklerin rolünü görüyoruz. Sultan Meliksah’in kumandanlarindan Artuk Bey, 1076-77 yilinda, Abbasi halifesi adina Al Ahsa ve Bahrein’e yaptigi bir seferde Karmatileri itaat altina aliyor.

Son olarak, Urfali Mateos Vekayinamesi’nde, 1157-58’de bir Hristiyan beyinin Besni yakinindaki Kaysun kalesinde kardesine ‘‘Karmud, yani Karmati denilen bazi adamlar verdigini’’ söylüyor kaleyi korumasi için. Bu gösteriyor ki, Karmati inanç, yasam görüsü ve düsüncesi 12.yy.da Anadolu’ya girmistir. 70-80 yil sonraki büyük Babai Halk ayaklanmasinin inançsal ve kuramsal tohumlarini Karmatiler atacaklardir.

Ihvan-i Safa üzerine birkaç söz

Son saptamalara göre, 961-986 yillari arasinda dönemin bilginleri tarafindan Basra’da düzenlenmis olan ihvan-i Safa (Temizlik-Dogruluk Kardesleri), birisi ‘‘içindeki konulari’’ kapsamak üzere tam 52 Risale’den (kitapçik) olusan ansiklopedik bir yapittir. Risalelerin yazimina daha önce baslandigi anlasiliyor. Belki önce büyük ismaili dai’si Abdullah bin Kaddah (Salman-i Farisi’nin oglu oldugu düsünülmektedir) ve arkadaslari, sonra halefleri Muhammed b. ismail, Abdullah b. Muhammed ve Muhammed’in torunu Ahmet dahil birbirini izleyen imamlarin korumasi-gözlemi altinda yazilmistir. ihvan-i Safa yazicilari arasinda imam Ahmet’in adi zaten geçmektedir Ayrica Tevhidi, ibn al-Kifti, Sahrazuri gibi tarihçi ve filozoflarin yani sira Abu Süleyman Busti, Mukaddasi, Ali ibn Harun Zancani, Muhammed ibn Ahmet Narcuri ve Avfi’nin imzalari bulunmaktadir.

ihvan-i Safa, Proto ismaili Alevilerin (Karmatiler) inançsal, siyasal, egitimsel ve yönetimsel yasamlarini düzene koyan ögretilerini resmen kurumlastiriyor. Ayni zamanda iki yüzyila yakin sürmüs olan Sosyalistik Karmati Federe devletinin anayasasi ve yasalarini olusturmaktadir. Ayrica 4 büyük bölüme ayrilmis olan ihvan-i Safa fizik, matematik, botanik (bitki), doga, cografya, müzik, mantik, astroloji, sayisal ve felsefi-metafizik bilimleri içeriyordu. Örnegin 14 risale ma-tematik, mantik ve yüksek egitim sorunlarini; 17 risale psikoloji dahil dogal felsefe, 11 risale mistik ve astrolojik sorunlari kapsiyordu…