Bir ön asya halkı olan Kürtlerin edebiyatı. Geleneksel sözlü edebiyat çok kuvvetlidir. Bugün Ortadoğu'da hiçbir halk Kürtler kadar kendi sözlü edebiyatından haberdar değildir. Ortalama her Türk, sözgelimi Tahir ile Zöhre'den, Kerem ile Aslı'dan içerik anlamında haberdar değildir ama köylü ya da kentli her Kürt Siyabend û Xecê'yi, Mem û Zîn'i size ezbere anlatacak kadar iyi bilir.
Modern zamanlarda bu halkın iktidardan yoksun kılınması edebiyatın yazılı alanda yeterince gelişmesini doğal olarak engellemiştir. Kürdistan'sız, güçlü bir Kürt edebiyatı hayaldir. Kürtçe'nin macerası, trajik bir maceradır aslında. Bugün kendi dillerinde ürün veren hiçbir yazar, bulunduğu yerde oturarak, ürünlerini biçimlendirmedi; romanını yazmadı, hikâyesini kurmadı, şiirini damıtmadı. Kendi yurdunda olanlar bile, bulunduğu şehrin dışına çıkarak eserlerini yazmak zorunda kaldı. Maraşlılar İsveç veya Almanya'da, Diyarbakırlılar, İstanbul'da, Kerküklüler Bağdat'ta, Mahabatlılar Tahran'da ve yüzlercesi de, özgürlük rüzgarlarının daha kuvvetli estiği Kuzey Avrupa'nın soğuk ülkelerinde... Kimisi zorunlu sürgün, kimisi gönüllü sürgündür kendi yurdundan. Bunun için de edebiyatın üzerine, ağır bir hasret, ağır bir sürgünlük duygusu sindi. Hepsinin ruhları zemheri soğuklarda kavruldu, kederle sarmalandı, ülkelerine, yaşadıkları yerlere olan özlemlerle bazıları öldü, bazıları da başka ülkelerin pasaportlarıyla içlerini ısıtmaya çalıştı. Onun için diyebiliriz ki, Kürt edebiyatı sürgün bir edebiyattır. Ve Kürt edebiyatı aynı zamanda politik bir edebiyattır. Yakın zamana kadar ürün veren hemen hemen bütün yaratıcılar, "Stalinist estetiğin" etkisiyle ürün verdi, yaratılarını da bu "ağır haksızlık ortamından" çıkışın birer aracı olarak gördüler. Edebiyatı bir silah gibi kullandılar, o silahı bir kurtarıcı olarak bellediler.
Bir Kürt okuru olarak üç büyük Ortadoğu halkı(Arap, Fars, Türk) arasında paylaşılmış Kürdistan ülkemizde halen halkımızın asimle olmayışını Kürtçe'nin pratikliğine, Kürt dilinin anlatım imkanlarının yüceliğine bağlıyorum. Öyle ki; benim kendi gözlemlerime göre bazen bir tamlamada bir sayfalık anlam barınabiliyor.
Bütün engellemelere rağmen günümüzde Kürt edebiyatının çok iyi durumda olduğu söylenebilir. Avesta, Doz, Pêrî, Hîvda, Komal, Lîs, Elma, Sî gibi kimisi kapanmış da olsa birçok Kürtçü yayınevimiz Kürt edebiyatına ilişkin klasik ve modern yapıtlar yayımlamıştır. Henüz eserleri basım aşamasında olan birçok Kürdistan "mela"sının aruzla yazılmış "diwan"ları vardır.
Kürt halkını sevmek ilk önce Kürtçe'yi yürekten sevmekle mümkündür.
nazik ve bir o kadar vakarlı bir baş eğmeyle herkese dilimizi çıkarıyoruz. bundan kelli denebilecek herşeyi sayın arkadaşlar demişler büyük bir eminlikle!
2005'te türkiye'de batman'da,mardin'de,kızıltepe'de çevre illerde kürt dili kursları açıldı..bu çok iyiydi..biraz olsun,kırılmış,incinmiş kürt dilinin gönlünü biraz olsun almışlardı..nerdeyse..nerdeyse..çünkü baskı yoluyla eğitimsiz bırakılıp,bir dil kaybolmaya itilirse o halk bunun bedelini ödetir...ve fekat yeterli öğrenci bulamadıgından dolayı kurslar kapatılmıştır..yine de eğitim-sen ve emek harcayanlara teşekkürü bir borç biliriz...bir avuç araştırma googleden buldugumu aynen ekliyorum;Kürt dili ve edebiyatının diasporadaki serüveninin temel nedeni, yasaklı bir dil olmasıdır. Bu nedenle kürt dili ve edebiyatıyla ilgili çalışmalar, son yıllara kadar bu dilin konuşulduğu topraklardan ziyade, başka coğrafyalarda yapıldı. Daha çok kürt olmayanlar tarafından inceleme-araştırma konusu oldu. Kuşkusuz bu, kürtlerin yeteneksizliğinin bir sonucu değildi. Bu ayıp, özellikle bu gün yaşadığımiz coğrafyanın en eski ve en zengin dillerinden birisi olan kürt dilini yıllarca yasaklayanlara aittir. Bu ayıptan kurtulmaları ise, bu dilin kullanımı ve gelişimi için verecekleri destekle ancak mümkündür.
sistematik olarak çalışmaların rusya, kuzey ırak kürt yönetimi ve avrupa'nın çeşitli ülkelerinde sürdüğü edebiyattır.
güçlü bir sözlü geleneğe sahiptir. modernleşme şiirde ve romanda kendini göstermeye başlamıştır. sözlü geleneğe sahip olduğu için parçacıklıdır. dolayısı ile bütünleşme ancak dilin kendini varedecek alanlar bulması ile vuku bulacaktır...
zaman gerekiyor bunun için. bir de yeni tarihselcilik çerçevesinde dilin hakettiği yere getirilmesi gerekiyor tabi...
türk dilinde okuyan biri kürt dili için ne yapabilir sorusuna yanıt bulacagımı düşünüyorum..
kimliği kaybolan kürdistan'ın dili ve edebiyatı..
(bkz. kurt siiri antolojisi)
Bir ön asya halkı olan Kürtlerin edebiyatı. Geleneksel sözlü edebiyat çok kuvvetlidir. Bugün Ortadoğu'da hiçbir halk Kürtler kadar kendi sözlü edebiyatından haberdar değildir. Ortalama her Türk, sözgelimi Tahir ile Zöhre'den, Kerem ile Aslı'dan içerik anlamında haberdar değildir ama köylü ya da kentli her Kürt Siyabend û Xecê'yi, Mem û Zîn'i size ezbere anlatacak kadar iyi bilir.
Modern zamanlarda bu halkın iktidardan yoksun kılınması edebiyatın yazılı alanda yeterince gelişmesini doğal olarak engellemiştir. Kürdistan'sız, güçlü bir Kürt edebiyatı hayaldir. Kürtçe'nin macerası, trajik bir maceradır aslında. Bugün kendi dillerinde ürün veren hiçbir yazar, bulunduğu yerde oturarak, ürünlerini biçimlendirmedi; romanını yazmadı, hikâyesini kurmadı, şiirini damıtmadı. Kendi yurdunda olanlar bile, bulunduğu şehrin dışına çıkarak eserlerini yazmak zorunda kaldı. Maraşlılar İsveç veya Almanya'da, Diyarbakırlılar, İstanbul'da, Kerküklüler Bağdat'ta, Mahabatlılar Tahran'da ve yüzlercesi de, özgürlük rüzgarlarının daha kuvvetli estiği Kuzey Avrupa'nın soğuk ülkelerinde... Kimisi zorunlu sürgün, kimisi gönüllü sürgündür kendi yurdundan. Bunun için de edebiyatın üzerine, ağır bir hasret, ağır bir sürgünlük duygusu sindi. Hepsinin ruhları zemheri soğuklarda kavruldu, kederle sarmalandı, ülkelerine, yaşadıkları yerlere olan özlemlerle bazıları öldü, bazıları da başka ülkelerin pasaportlarıyla içlerini ısıtmaya çalıştı. Onun için diyebiliriz ki, Kürt edebiyatı sürgün bir edebiyattır. Ve Kürt edebiyatı aynı zamanda politik bir edebiyattır. Yakın zamana kadar ürün veren hemen hemen bütün yaratıcılar, "Stalinist estetiğin" etkisiyle ürün verdi, yaratılarını da bu "ağır haksızlık ortamından" çıkışın birer aracı olarak gördüler. Edebiyatı bir silah gibi kullandılar, o silahı bir kurtarıcı olarak bellediler.
Bir Kürt okuru olarak üç büyük Ortadoğu halkı(Arap, Fars, Türk) arasında paylaşılmış Kürdistan ülkemizde halen halkımızın asimle olmayışını Kürtçe'nin pratikliğine, Kürt dilinin anlatım imkanlarının yüceliğine bağlıyorum. Öyle ki; benim kendi gözlemlerime göre bazen bir tamlamada bir sayfalık anlam barınabiliyor.
Bütün engellemelere rağmen günümüzde Kürt edebiyatının çok iyi durumda olduğu söylenebilir. Avesta, Doz, Pêrî, Hîvda, Komal, Lîs, Elma, Sî gibi kimisi kapanmış da olsa birçok Kürtçü yayınevimiz Kürt edebiyatına ilişkin klasik ve modern yapıtlar yayımlamıştır. Henüz eserleri basım aşamasında olan birçok Kürdistan "mela"sının aruzla yazılmış "diwan"ları vardır.
Kürt halkını sevmek ilk önce Kürtçe'yi yürekten sevmekle mümkündür.
Selamlar..
nazik ve bir o kadar vakarlı bir baş eğmeyle herkese dilimizi çıkarıyoruz. bundan kelli denebilecek herşeyi sayın arkadaşlar demişler büyük bir eminlikle!
2005'te türkiye'de batman'da,mardin'de,kızıltepe'de çevre illerde kürt dili kursları açıldı..bu çok iyiydi..biraz olsun,kırılmış,incinmiş kürt dilinin gönlünü biraz olsun almışlardı..nerdeyse..nerdeyse..çünkü baskı yoluyla eğitimsiz bırakılıp,bir dil kaybolmaya itilirse o halk bunun bedelini ödetir...ve fekat yeterli öğrenci bulamadıgından dolayı kurslar kapatılmıştır..yine de eğitim-sen ve emek harcayanlara teşekkürü bir borç biliriz...bir avuç araştırma googleden buldugumu aynen ekliyorum;Kürt dili ve edebiyatının diasporadaki serüveninin temel nedeni, yasaklı bir dil olmasıdır. Bu nedenle kürt dili ve edebiyatıyla ilgili çalışmalar, son yıllara kadar bu dilin konuşulduğu topraklardan ziyade, başka coğrafyalarda yapıldı. Daha çok kürt olmayanlar tarafından inceleme-araştırma konusu oldu. Kuşkusuz bu, kürtlerin yeteneksizliğinin bir sonucu değildi. Bu ayıp, özellikle bu gün yaşadığımiz coğrafyanın en eski ve en zengin dillerinden birisi olan kürt dilini yıllarca yasaklayanlara aittir. Bu ayıptan kurtulmaları ise, bu dilin kullanımı ve gelişimi için verecekleri destekle ancak mümkündür.
sistematik olarak çalışmaların rusya, kuzey ırak kürt yönetimi ve avrupa'nın çeşitli ülkelerinde sürdüğü edebiyattır.
güçlü bir sözlü geleneğe sahiptir. modernleşme şiirde ve romanda kendini göstermeye başlamıştır. sözlü geleneğe sahip olduğu için parçacıklıdır. dolayısı ile bütünleşme ancak dilin kendini varedecek alanlar bulması ile vuku bulacaktır...
zaman gerekiyor bunun için. bir de yeni tarihselcilik çerçevesinde dilin hakettiği yere getirilmesi gerekiyor tabi...
türk dilinde okuyan biri kürt dili için ne yapabilir sorusuna yanıt bulacagımı düşünüyorum..
kimliği kaybolan kürdistan'ın dili ve edebiyatı..
(bkz. kurt siiri antolojisi)