latife tekin

latife tekin

zikram's picture
1-"her iktidara gelenin bir

"her iktidara gelenin bir şapkası var. atatürk'ün kalpağı, demirel'in fötr şapkası, ecevit'in kasketi, özal'ın kovboy şapkası… tayyip bey'in görünürde bir şeyi yok ama aslında var. şapka cinsiyet ve biçim değiştirdi;tayyip bey'in şapkası bugün emine hanım'ın başında” L.T

sakız's picture
2-(bkz. benim paramla
sivilhayvan's picture
3-bazan duracağı yeri

bazan duracağı yeri şaşırıp imge hatası yapabiliyor. politik görüşü gibi mesela...

zikram's picture
4-www.yeniperspektif.com

www.yeniperspektif.com sitesinin yazarlarındandır.söylemek istedim.

zikram's picture
5-Latife Tekin' yanıtlar ve

Latife Tekin' yanıtlar ve olanlar

Hürriyet’te (14.01.2008) Ayşe Arman’ın yazar Latife Tekin’le yaptığı röportajda-Tekin’in-“Türban” ve “Kürt Sorunu” üzerine söyledikleri oldukça ilgimi çekti. Yazar Türban’la Tülbent’i-Anadolu kadınının taktığını-kendi mantığı içinde mukayese ediyor ve türbana-sırf sarılış biçimi olarak-karşı çıktığını ve türbanın özgürleşmeyi engellediğini söylüyor. Türban kadını koruyamaz diyor: Tıpkı gece karanlığında türbanlı ya da açık saçlı bir kadının aynı tehlikeyle karşı karşıya kaldığı gibi. (Bu olaya biraz daha bilimsel bakmalıydı ve daha güzel anlatmalıydı diye düşünüyorum.)

Röportajda Latife Tekin-annesinin Kürt olduğunu söylüyor-“Orhan Pamuk’un ‘Kürtlerin trenine atladım’ diye bir lafı vardır, ben o trenden indim! Çünkü benim için bu ahlaki bir meseleydi, içinde gerçekten yer almadığım bir hareketin, mücadelenin sözcülüğünü yapmam, Kürtlere ayıp etmiş olurdum.(…)” şeklinde-böylesi-sözler söylüyor bir yazar (aydın) açıklığıyla(!)

Latife Hanım, kadını, yılanın kadına zorla elma yedirişine ve kadının da elmayı erkeğe yedirmesine dinler açısından; kültürel geçmişi nedeniyle de Sümerlere götürmesi bir araştırma konusu olabilir ama yılanın (iblis) buna neden olması-dinlere-suçu bir başkasına yükleme veya ötekinin salt emirleri uygulayan biri haline getirebiliyor. Belki bunu-aslında çok ta tartışmamız gerekiyor ya!-anlıyorum; ama kadın bu işte çok mu günahsız? Neden iki defa köle olmak istiyor? Bunu irdelemesi gerekirdi diye düşünüyorum. Erkeğin kaburga kemiğinden yapıldığını iddia edenlere karşı kadınlar kendiliğinden ikinci sınıf olmuyor mu? Burada bir ezen-ezilen ilişkisi; varsıl-yoksul ilişkisi seziyorum. İnsanlar imparator olmak için bırakın türbanı, kafalarına-inandırabilirlerse-tahtadan korumalık bile takabilirler? Bizim görevimiz de doğruları anlatmak olmalıdır! Bu ancak çok samimi bir tavırla olabilir. Bence kadın ve erkek eşitliği-feministliği kastetmiyorum!-insana en yakışanıdır. Yeter ki insanı başkalarına köle yapan oyunları bozabilelim: Bu bazen türban, bazen bıyık, bazen sakal, zaman zaman altın, gümüş, ara ara ben, sen, o, annemiz, babamız dahi olabilir? Eşitlikçi olmayı anlatabiliyor muyuz? Burjuva bir yaşamımızla söylediklerimiz uyuşuyor mu? Biz gerçekten eşitlik mücadelesinin neferleri miyiz? Önemli olan bu! Kürtleri ya da başka bir ırkı savunmak için mutlaka Kürt olmak gerekmez. Ezilen kimse -kadın mı, Kürt mü, Türk mü, Etopyalı mı,-hiç fark etmez-aydınların sorumluluğundadır diye düşünüyorum. O trene binmek zorundasınız? O trenden inerseniz gözünüzü bazı şeylere kapayanlardan olursunuz, inandırıcı olamazsınız! Eğer anneniz babanız aynı ırktan bile olsa-salt o ırk için değil tüm ırklar için-tüm ırkların ezilenleri, kimsesizleri, garipleri, sessizleri ve sahipsizleri için sesimizi yükseltmeliyiz! O sesi yükseltirken de ödül mödül düşünmeyeceğiz. Sesimizi salt gerçekler için, daha güzel bir dünya için yükseltmeliyiz. Sizi de anlamaya çalışıyorum Latife Tekin. Çalışmalarınızda başarılarınızın devamını dilerim.

Latife Tekin’in kadının içinde bulunduğu (türban) durumu açıklamada en fazla kullandığı motif erkeğin şeytan anlayışıdır. Yani lanetlenmiş yaratık olmasıdır. Bizim de her iki konuda (Türban ve Kürt Sorunu) söyleyecek bir iki sözümüz var Latife Hanım’a-tabii ki bir yazar arkadaşı olarak: ABD imparatorluğu-eski derebeylikler yerine-artık kendine bağlı kent devletleri kurmaktadır. İslam coğrafyası da bu alanın içinde(dir). Amerikan menfaatleri ve işbirlikçileri çeşit çeşit argümanlarla desteklenmektedir. 1 YTL nasıl oluyor da 1 ABD dolarına eşit olabiliyor? Türkiye ne üretiyor: Petrol mü, maden mi, altın mı? Teknolojimiz Japonya’nın mı üstünde? Bir dayanak emperyalist para çevrelerince payanda edilmektedir. İttihatçılardan bu yana modernizmin (Batılılaşma) öncüleri olan ordunun yerini artık dinciler almaktadır(doğrusu askeri eğitim ve silahlanma yönünde yenilikler getirmişlerdir)? Hepsi birer demokrasi havarisi kesildi. (Ordunun eline verilen sanki bir oyuncakla onu BBG tipi bir gözetlemeye ve PKK kamplarını bombalanmayla oyalamaktadırlar. Gözetle ve vur! Oysa din devleti, şeriat tehlikesi uslardan sökülmüştür.) Artık roller değişiyor: Batılılaşmanın (demokrasi) bayrağını ülkemde İslamcılar taşıyor. Hiçbir aydının bir iki metrelik kumaşla (türbanla) davası olmaz. Doğrusu türban özgürlüğü sözde bir demokrasi davası gibi İslamcıların ABD ve Avrupa’nın desteğiyle elinde salladığı sahte bir özgürlük bayrağı olmuştur. Türban bugün-sayısını tam bilmiyorum ama-20 milyon Kürt kökenli yurttaşımızın hak ve özgürlüklerinden daha çok önemsenir bir öncelik olmuştur.

23-02-2008 - Bülent Tekin

zikram's picture
6-(...) Sema kaygusuz

(...)

Sema kaygusuz -Fernando Pessoa'nın bir cümlesi var:'İnsan bugün,dün
hissettiği gibi
hissediyorsa,hissetmek olanaksızdır.' Sen yaşadığın her ruhsal
çalkantıyı,her bilinç değişimini olduğu gibi okura aktaran dürüst bir
yazarsın.Hissetmek de ustalık istiyor.Muinar hangi sezgiyle açığa
çıktı?

Latife tekin - İnsan zihin müptelası bir yaratık,en yıkıcı
bağımlılığımız bu,o kendi kendine bir şeylere inanır,bir şeylerle
çatışır,açık kalmış televizyon gibi görüntüler yansıtmaya,
söylemeye,düşünmeye,duygulanmaya devam eder,kirlenir,öfkeye
kapılır...Siz uyur,uyanırsınız,o durmaz çalışır öyle,gözünüzü sabaha
açarsınız,on gün önce kızdığınız birine laf yetiştirdiğini duyarsınız
onun.Biraz olgunlaşabildiysem ,zihnime karşı,hiçkimse olmaya doğru
olgunlaştım,benim ruhum,zihin engelini aşmak istiyordu,zihin denen
şeyden,insanın bir aygıtı mı,aleti mi neyse,sıyırmak istiyordu
yakasını.Kendimi bildim bileli,kendimden yoksun olmak istedim ben,
yoksun kalmak,sonsuz titreşimli doğaya açılıp silinerek her şey
olmak...
(...)

sivilhayvan's picture
7-(bkz. dil ve masumiyet)
sivilhayvan's picture
8-(bkz. edebiyat evi)

(bkz. edebiyat evi)

yucin's picture
9-"Başlarını kaldırıp

"Başlarını kaldırıp yükseklerde uğuldayan rüzgârı dinlediler. Yasemin'in yüreği arkadaşlıklarının duygusuyla dolarken -yüzüne bir gurur hoşluğu yayılmıştı yine de- Emin geri geri kayıp bir ağacın gövdesine dolandı. Kestane! Bir an bakışları çarpışacak gibi olduğunda Yasemin ürpererek başını önüne eğdi. Emin'in gözlerini kara bir hayranlık bürüyordu ormanda. 'İnsan berbat bir canlı, kendini korumak için her şeyi unutabiliyor, bir gün topladığım bütün yaprakları kaldırıp atarım diye korkuyorum, bir gün hepsini yaktığımı düşün...' Yasemin, 'Hayatının sonuna kadar yaprak toplamayacaksın herhalde,' diye mırıldandı. 'Bıkarsam diye düşündüm de,' dedi Emin, 'bir sandık almaya karar verdim, hepsini bir sandığa kaldırırım, kilitlerim, sandığı da sana getiririm.' Yasemin sönük bir sesle, 'Ama sen değiştiğinde ben de değişmiş olacağım,' diye karşılık verdi. Aklından geçeni açıkça söylese, konuşma tatsız bir yere varacaktı; Emin ondan sürekli bir şeylerini saklamasını istiyordu çünkü... Bir tutam saç, pelur kağıda sarılı... Dinlenemeyecek biçimde bantlanmış bir kaset, iki çatal, iki bıçak, iki kaşık, bir ayakkabı kutusu renkli tebeşir... iki şeffaf çay fincanı, süt beyaz... T biçiminde deniz kabukları, mektuplar, kâğıtlar dolusu not, desen, bir su kulesi maketi... "
 
 
 
 
... latife tekin ormanda ölüm yokmuş'dan

güzel ne güzel olmuşsun's picture
10-artık hiçbir şey

artık hiçbir şey yazamıyor. aslında Aşk İşaretlerinde bitti yazarlığı. neden, yoksullukla ilişkisi bitti de onun için. gene de, sadece Buzdan Kılıçlar'ı yazdığı için hiçbir zaman unutulmayacaktır. önceki romanları da hiç fena değildir.

nezzare's picture
11-İyi yazarlarımız

İyi yazarlarımız arasında en önlerdedir kendileri. Gece Dersleri anlaşılması hayli güç bir kitap, hele benim gibi ondan başlarsanız Tekin okumaya. Berci Kristin Çöp Masalları en beğendiğim kitabı olarak kalmış aklımda. Ormanda Ölüm Yokmuş adlı garip kitap gerçekten Latife Tekin'in mi diye sormuştum kendi kendime. Onun tarzına hiç yakıştıramamıştım. Ondan sonraki kitaplarını da okumadım zaten. Bir yerden sonra yazarın bilerek, bir tarz geliştirmek adına okuru metne dahil etmemeye çalıştığını hissetmiştik, Tekin okurları olarak ki ondan sonra soğumuştuk ondan. Kendiliğinden olsa metnin zorluğu, okurun metne dahil olmak için çabalaması gerekliliği eyvallah ama zorlamak?