üstad neyzen tevfik son günlerde kendini daha fazla içkiye eğlenceye vermişti.ahbaplarından biri:iyi yapmıyorsun dedi.yarın öbür gün allahın karşısına ne yüzle çkacaksın? merak etme dedi üstad,o beni unutmuştur tanıyamaz,senelerden beri ismini ağzıma aldığım yok
ismet inönü'nün sümerbank'a ait bir bez fabrikasının açılışına katıldığı günlerde, dolmabahçe sarayı'nda 1. türk kurultayı toplanıyor. bu dörtlük 1932'de, prof. dr. ahmet caferoğlu'nun kurultaydaki konuşmasında "resmî dil tezi"yle yani öztürkçecilik, güneş dil teoremi ile bağdaşmayışını konu alıyor:
fabrika yaptı sümerbank bez için,
çok muazzam bir eser bu, lâf değil!
dil işinde "ehl-i dil" tezden dedi,
sıçtı cafer, bez getirsin başvekil.
aşağıdaki neyzen tevfik şiiri bir dönem şiiridir. acaba neyzen bugün yaşasaydı ne yazardı!? yobazlığın ve gericiliğin dini/ideolojisi yoktur. neyzenin ne dini vardır ne de ideolojisi.ama...
bir insan neden küfrü ironinin içinde bir edebiyat sanatına dönüştürme kaygısı güder diye bir soruyu vaktimin çocukluk yıllarında babam için sormuştum ve cevabını rahmetli neyzeni tanıdığımda bulmuştum. şimdi ne zaman bir neyzen şiiri okusam babamın hastane revirinde hemşirelere ettiği" ey sel selvi selvi dilberi doktorlarım ne olur bir duman verin beyaz .... ve ananaızın a..... mart karı......" kanser acısı aşk acısı gibi insanı şair eder yada mecnunluğunuzdan ne dediğinizi siz bile anladan dersiniz... neyzen ne dediğini bilmiyordu ama niçin dediğini çok iyi biliyordu. neyi dediğini de tabi ki.....
Bugün okuduğum ve beğendiğim, Prof. Mehmet Çavuşoğlu tarafından nakledilen bir Neyzen Tevfik anekdotu;
Neyzen Tevfik bir gün camide yüzü koyun boylu boyuna uzanmış. Sesli sesli konuştuğunu gören yakınındaki biri Tevfik’e müdahele etmeye kalkmış.
“Kendine gel kendine! Camide böyle yatılıp da öyle ileri geri sözler söylenmez” diye uyarmaya kalkmış. Kendince yakarışını bitiren Neyzen Tevfik, dönüp adama çıkışmış.
“Ben bu kapının köpeğiyim, bu kapıda nasıl havlayacağımı senden mi öğreneceğim”.
Derd - i firakın ile düşeli sevdaya mey'e
Müptelayım silmişim esrar - ı ney'e
Feleğin kahpe başında paralansın parası
Ben güzel sevmeye geldim , değil ekmek yemeye ...
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!...
nef'i ve şair eşref'ten sonraki en büyük hiciv ustasıdır. lafını hiç esirgemeyen, düzen karşıtı sözleri nedeniyle defalarca tutuklanan meczup!!! ney'i dergahtan çıkarıp halkın ayağına getiren deli:)) tanrı mekandan uzaktı, neyzen de paradan.
ben bu dünyanın devr-i devranını,izzet-i nefsini s...yim,
yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu s....yim,
ben delimiyim mecnun gibi bir am için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da s...yim
Devrinin en ünlü ruh ve akıl hastalıkları uzmanı olan Profesör Dr. Mazhar Osman bir gün sık sık kendisine tedaviye getirilen hastası Neyzen Tevfik’e rastlamış sokakta. Mazhar Hoca her seferinde Neyzen’i taburcu ederken kendisine içki içmeyi yasaklarmış.
Neyzen de taburcu olur olmaz soluğu meyhanede alırmış. Yine yeni taburcu olduğu günlerden birinde Neyzen’i elinde rakı şişesiyle görünce Mazhar Hoca’nın tepesi atmış:
‘Ne bu halin? Çabuk dök onu yere Neyzen.’
Neyzen Mazhar Hoca’dan çekiniyor ama kafa iyi olduğu için bu kez aldırmamış:
‘Dökemem çünkü şişenin yarısı Çallı İbrahim’in.’
Mazhar Hoca öfkesinden deliye dönmüş, sesini daha da yükselterek bağırmış:
‘O zaman senin olan yarısını dök.’
Neyzen yine diretmiş:
‘Dökemem Hoca.’
‘Neden?’
Neyzen gayet sakin şöyle yanıtlamış
‘Benim payım altta da ondan.’
*
Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon,
"Bizdeki kayda göre, şimdi o meb'us!" dediler...
*
Kim demiştir kanun alınmıştır ayak altına,
Böyle bir halin vukuunda hamiyyet çiğnenir.
Devleti yolsuz görenler halt eder bir beldede,
Kaldırım olmazsa kanun-ı hükûmet çiğnenir.
*
Felsefemdir kitab-ı imânım,
Taparım kendi rûhumun sesine.
Secde eyler hâkikatim her ân,
Kalbimin âteş-i mukaddesine.
*
Gözünü aç daha meydan var iken,
Dizginin canbaz elinde Neyzen!
Girmedim ya kapısından baktım,
Cennet'i at pazarı sandım ben.
*
Bî-namaz deyip beni Hak'dan uzak gören,
Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
Ben her zaman onunla emîn ol beraberim.
*
Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanandır!
*
Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.
turk milleti gariptir
her lafi kaldirmaz
ibne dersin kizar da
sikersin aldirmaz
rakının içine ekmek doğrayıp kaşıkla içtiğini(yediğini)
duyduğum şahsiyet
La mekan kavlin sedasıyam...
üstad neyzen tevfik son günlerde kendini daha fazla içkiye eğlenceye vermişti.ahbaplarından biri:iyi yapmıyorsun dedi.yarın öbür gün allahın karşısına ne yüzle çkacaksın? merak etme dedi üstad,o beni unutmuştur tanıyamaz,senelerden beri ismini ağzıma aldığım yok
ismet inönü'nün sümerbank'a ait bir bez fabrikasının açılışına katıldığı günlerde, dolmabahçe sarayı'nda 1. türk kurultayı toplanıyor. bu dörtlük 1932'de, prof. dr. ahmet caferoğlu'nun kurultaydaki konuşmasında "resmî dil tezi"yle yani öztürkçecilik, güneş dil teoremi ile bağdaşmayışını konu alıyor:
fabrika yaptı sümerbank bez için,
çok muazzam bir eser bu, lâf değil!
dil işinde "ehl-i dil" tezden dedi,
sıçtı cafer, bez getirsin başvekil.
aşağıdaki neyzen tevfik şiiri bir dönem şiiridir. acaba neyzen bugün yaşasaydı ne yazardı!? yobazlığın ve gericiliğin dini/ideolojisi yoktur. neyzenin ne dini vardır ne de ideolojisi.ama...
Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?
Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.
Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.
Neyzen Tevfik
bir insan neden küfrü ironinin içinde bir edebiyat sanatına dönüştürme kaygısı güder diye bir soruyu vaktimin çocukluk yıllarında babam için sormuştum ve cevabını rahmetli neyzeni tanıdığımda bulmuştum. şimdi ne zaman bir neyzen şiiri okusam babamın hastane revirinde hemşirelere ettiği" ey sel selvi selvi dilberi doktorlarım ne olur bir duman verin beyaz .... ve ananaızın a..... mart karı......" kanser acısı aşk acısı gibi insanı şair eder yada mecnunluğunuzdan ne dediğinizi siz bile anladan dersiniz... neyzen ne dediğini bilmiyordu ama niçin dediğini çok iyi biliyordu. neyi dediğini de tabi ki.....
Bugün okuduğum ve beğendiğim, Prof. Mehmet Çavuşoğlu tarafından nakledilen bir Neyzen Tevfik anekdotu;
Neyzen Tevfik bir gün camide yüzü koyun boylu boyuna uzanmış. Sesli sesli konuştuğunu gören yakınındaki biri Tevfik’e müdahele etmeye kalkmış.
“Kendine gel kendine! Camide böyle yatılıp da öyle ileri geri sözler söylenmez” diye uyarmaya kalkmış. Kendince yakarışını bitiren Neyzen Tevfik, dönüp adama çıkışmış.
“Ben bu kapının köpeğiyim, bu kapıda nasıl havlayacağımı senden mi öğreneceğim”.
Derd - i Firakın İle Düşeli Sevdaya Mey'e / Neyzen Tevfik
Derd - i firakın ile düşeli sevdaya mey'e
Müptelayım silmişim esrar - ı ney'e
Feleğin kahpe başında paralansın parası
Ben güzel sevmeye geldim , değil ekmek yemeye ...
Kime Sordumsa Seni / Neyzen Tevfik
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!...
nef'i ve şair eşref'ten sonraki en büyük hiciv ustasıdır. lafını hiç esirgemeyen, düzen karşıtı sözleri nedeniyle defalarca tutuklanan meczup!!! ney'i dergahtan çıkarıp halkın ayağına getiren deli:)) tanrı mekandan uzaktı, neyzen de paradan.
uyuşmadı gönlüm merd ile zenle
ne iş bilenle , ne boş gezenle
hicran köşesinde bozuk düzenle
neyzen'e her telden çaldırdın felek
ben bu dünyanın devr-i devranını,izzet-i nefsini s...yim,
yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu s....yim,
ben delimiyim mecnun gibi bir am için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da s...yim
Neyzen Tevfik'e meyhaneye ayak basmayacağına dair yemin ettirmiştir Akif Bey. Ertesi gün meyhaneye eşekle gider Neyzen Tevfik...
Devrinin en ünlü ruh ve akıl hastalıkları uzmanı olan Profesör Dr. Mazhar Osman bir gün sık sık kendisine tedaviye getirilen hastası Neyzen Tevfik’e rastlamış sokakta. Mazhar Hoca her seferinde Neyzen’i taburcu ederken kendisine içki içmeyi yasaklarmış.
Neyzen de taburcu olur olmaz soluğu meyhanede alırmış. Yine yeni taburcu olduğu günlerden birinde Neyzen’i elinde rakı şişesiyle görünce Mazhar Hoca’nın tepesi atmış:
‘Ne bu halin? Çabuk dök onu yere Neyzen.’
Neyzen Mazhar Hoca’dan çekiniyor ama kafa iyi olduğu için bu kez aldırmamış:
‘Dökemem çünkü şişenin yarısı Çallı İbrahim’in.’
Mazhar Hoca öfkesinden deliye dönmüş, sesini daha da yükselterek bağırmış:
‘O zaman senin olan yarısını dök.’
Neyzen yine diretmiş:
‘Dökemem Hoca.’
‘Neden?’
Neyzen gayet sakin şöyle yanıtlamış
‘Benim payım altta da ondan.’
ÇOK ŞÜKÜR
Deli gönül, neyi özler durursun?
Acınacak dostun, cânanın mı var?
Dünya yansa yorganım yok içinde,
Harap olmuş evin, dükkânın mı var?
Hatır, gönül bulamazsın birinde.
Dama dedi dişisinde erinde,
Vatan dedikleri yangın yerinde,
İnsanlığa hâlâ imânın mı var?
Nene yetmez senin şu kuru kaval
Pîr aşkına sıkıldıkça durma, çal.
Maltadaki kurnazlardan ibret al,
Paran mı var, bağın, bostanın mı var?
Sana giren çıkan nedir be dürzü?
Be Allahın nümunelik öküzü
Ben mi yuttum on dört bin okka düzü,
Bekri Mustafa'dan fermanın mı var?
Ne uymazsın zamaneye be domuz?
Kırk senedir... ne verdin omuz.
Nâzır olmuş desem sana istakoz,
Reddedecek kılıç, kalkanın mı var?
Çünkü neden ? Dalyanın yok, ağın yok,
Bir tek hamsi kızartacak yağın yok.
Ocağın yok, dalın yok, buğdayın yok,
Yoksa Gökalp gibi Tûran'ın mı var?
Uyanmadın gitti, dalgın uykudan,
Sana ne be âlemdeki kaygudan ?
Dem vurursun siyasetten duygudan,
Beynelmilel bir imtihanın mı var?
Feylesof'um dedi herif, pap çıktı,
Nâzır oldu, saman sattı sap çıktı.
Reçete şurup yazdı, hap çıktı,
Yutmayacak yoksa, âyanın mı var?
İspermeçet zade (1), Kirpi (2), Pehlivan (3)
Yanaşması, o bayraklı Kahraman
Sadrazamlar içinde en düztaban (4)
İmzacılar başı Mervan'ın mı var?
Çal nayını, ferahnâkte ver karar,
...n nazır .......rın müsteşar.
Kumda oyna çöp batmasın âşikâr
Düşünecek senin zamanın mı var?
Kendi cihanında bak sen keyfine,
Kulak asma halkın hayfa-hayfine.
Tamburuna, kemânına, define
Sen de katıl, neyde noksanın mı var?
Şu kırk yıldır senin daran alındı.
Suratına yüz bin kara çalındı.
Nasıl olsa şu bokluğa dalındı
Neyzen'den de büyük isyânın mı var?
1921
(1) Ali Kemal
(2) Refik Halit Karay
(3) Kadri
(4) Damat Ferit Paşa
Doğrusunun hiçiv değil hiciv olması gereken taşlama üstadı.
neyzen tevfik ondört at ve yasak şeyler
KOŞMA
Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevdâ seli oldum; taşarak geldim.
Kapılmışım ak oduna bir kere,
Katlanırım her bir cefâya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.
Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.
NEYZEN TEVFİK
DÖRTLÜKLER
*
Kime sordumsa seni, doğru cevap vermediler;
Kimi hırsız, kimi alçak, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon,
"Bizdeki kayda göre, şimdi o meb'us!" dediler...
*
Kim demiştir kanun alınmıştır ayak altına,
Böyle bir halin vukuunda hamiyyet çiğnenir.
Devleti yolsuz görenler halt eder bir beldede,
Kaldırım olmazsa kanun-ı hükûmet çiğnenir.
*
Felsefemdir kitab-ı imânım,
Taparım kendi rûhumun sesine.
Secde eyler hâkikatim her ân,
Kalbimin âteş-i mukaddesine.
*
Gözünü aç daha meydan var iken,
Dizginin canbaz elinde Neyzen!
Girmedim ya kapısından baktım,
Cennet'i at pazarı sandım ben.
*
Bî-namaz deyip beni Hak'dan uzak gören,
Sığmaz senin hayâline mihrâb ü mübrem.
Sen sade beş vakitte ararsın Allahını,
Ben her zaman onunla emîn ol beraberim.
*
Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanandır!
*
Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.
NEYZEN TEVFİK