nurcularla kürd sorununu tartışmak
zerder Tue, 09/30/2008 - 12:15geçenlerde yaşadığım ve yarabbi lütfen bu son olsun dediğim ama muhtemelen tekrarlanacak hadisedir.eskiden anlatmayı denerdim olmazdı.artık sokrat'ın yolunda gidiyorum.soruyorum,sordukça düşünülüyor farklı boyutlarda hadise.misal ne diyorsunuz anadilde eğitim hakkında diye soruyorum,aldığım cevap lazı var çerkezi var gürcüsü var nasıl olacak bu iş oluyor.sonra sorularımın ardı arkası kesilmiyor; herhangi bir stratejik gerekçe bir halkın kendi dilinde eğitim almasını yasaklayabilirmi,devlete karşı çıkıyorsun (tabiki içten içe pek dillendirmezler nurcular böylesi şeyleri) ama politikalarını benimsemekte ve dahi savunmakta bir sakınca görmüyorsun,kaldıki onlarda isteyemezmi kendi dillerini,bunun temel bir insani hak olduğunun farkında değilmisin,devletin bekaası peygamberin hadislerinden dahamı önemli vs.vs.sonra ikimizde anlıyoruzki onun kardeşlikten anladığı abi-kardeş ikilisiymiş.sonra bu sene kurbanlarımızı hep doğuya (ne severim bu "doğu" kelimesini,kürd lafını ağızlarına almamak için kullanımının teşvik edildiğini bilsemde) verdik.hiçmi yüzünüz yok,bu kadar iyiyiz gibisinden cümlelerle minnet duygularını üstünüze salarlar büyük bir riyakarlıkla.hayır,o kurbanlar için sizlere minnettar değilim,ve surat asmak hakkım dediğimde kızıyorlar.sanırım niye minnettar olmadığımı anlıyorlar o dakikada.sonra o klasik soru cümlesine geçiyorlar:iç anadolu da ,doğu karadeniz de fakirlik var, oralarda niye insanlar çıkmıyorlar dağlara.(bu soru ilginçtir.aslında ilginç bir hale getirilmiştir.her iki grupta sorar bu soruyu.sorulması gereken bir sorudur çünkü) burada gözlerinin içine bakıyorum ve ben soruyorum aynı soruyu.suskunluk oluyor.çünkü sadece soruyu sormuşlar,cevabını hiç düşünmüşmemişler.tekrar soruyorum,ekonomik sebeplere bağlıyor vs.bu sefer hiç bana iş verin diyen bir pkk'lı gördün mü diyorum,bir kürt siyasetçi vs? yine düşünüyor.geveleniyor,bir şey diyemiyor.peki diyorum yakılan köylerden haberdarmısın?hangi köyler diyor.diyarbakır cezaevini duydunmu diyorum?hayır diyor.hiç ankaranın doğusuna geçtinmi diyorum.hayır diyor.o noktada konuşmanın sonuna geldiğimi hissediyorum.ve her zamanki yalnızlık hissi üzerime çöküyor.halbuki ne kadar uğraşmıştım o adamla bu konuyu konuşmamak için.tek türkiye saçmalıklarıyla beyni sulanmış ve bunun dışındaki bütün gerçeklere kalbini ve beynini kapatmış bu adam bana şu ayeti hatırlatıyor:"Allah, onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. Gözlerinin üzerine de perde inmiştir" . ( Bakara Sûresi –7)
Kürt sorunu kimle
Kürt sorunu kimle tartışılırsa tartışılsın sorundur ve içinden çıkılmazdır. Ne gerek var? Hele bir Nurcu ile aman aman evlerden ırak.
Kürtler ile kürt sorununu
Kürtler ile kürt sorununu tartışmak varken, nurcular ile kürd sorununu tartışmak akıllıca bir tartışma olmamış. Ya da Türkler ile kürt sorununu tartışabilirdin. Yahut Kürtler ile Türk sorununu.
(bkz. ötekiyle bir sorunu tartışmak)
Ne nurcularla nede
Ne nurcularla nede kürtçülerle tartışmanın özellikle medeni bir tartışmanın gereği yoktur.Çünki medeniyet kavramı gerçeklerle yüzleşme dediğimiz bir gerçekliğin hayata geçirilmesi ve uygunalması ile hayat bulur.Bu iki grupta sadece işine geldiğinde gerçeklerle ilgilenir veya kendi bakış açısını gerçek diye kakalamaya çalışır yemediğinde ise salya sümük ağlama stratejisi ile kendini mazlum göstermeye çalışır...özetle dünyanın doğu kesiminin neden fakir fukara ve bahtsız olduğunu incelemek isteyenler nurcuları ve kürtçüleri iyi bir case study'dir..ip uçları bunlarda saklıdır.
said i kürdi ile başlamak
said i kürdi ile başlamak lazım gelen tartışma.
"Deveye hendek atlatmak"
"Deveye hendek atlatmak" deyimini akla getiren başlık. Beyhude bir çabadır; çünkü senin her dediğinin karşısında olmaya koşullandırılmış bir "efendi" bilirci organizma vardır ki, merkezefendi'den gelmeyen bir sesi bırak anlamayı duyamaz bile.