Kumral,
Kehrüba,
Ayrılıktan hazan kalan yüz.
Acı; doğduğun yerde kalır.
Arada nehir.
Sen gidersin, su kalır
Su; boğan bir efsane tadıdır, eski hikayelerden kalan aklında.
Eşkalinin altına,
Hazan diye yazarlar.
Hazan; gözyaşlarının henüz dökülmemiş halidir
Bilmezsin hazan-ım soluk benizli teninde,
karnın kadar, en az acılarını da sevdim ben...
Hare düşmüş yüreğinde, handeli gülüşler saklıyorsun eski
benim eskiden kalma düşlerimde,
yeni hatıralar oluyorsun bilmeden;
İmdat diye bağırdığımda bu nehrin ortasında,
Geçmişti geçmesi emredilen ömrüm.
30 odundan yapılma,
30 bağcıklı,
30 kez bu suyu geçmiş,
30 imdat bağırmış,
30'uncu yaşım.
Ki en az senin kadar yılmış senin kadar ümit etmiştir merhameti.
Yaşamadığım kehruba handeyi,
Hareledi ömrümün misk kokulu hazanı.
Sen kehruba
Sen handeli,
Sen 30'uncu imdat bağırışımsın bu nehirde.
Eşkalin hazan olsada yazılı yapraklarda,
Sen imdadımsın,
Sen kehrubanın rengi,
Handeye yakışansın...
Kumral,
Kehrüba,
Ayrılıktan hazan kalan yüz.
Acı; doğduğun yerde kalır.
Arada nehir.
Sen gidersin, su kalır
Su; boğan bir efsane tadıdır, eski hikayelerden kalan aklında.
Eşkalinin altına,
Hazan diye yazarlar.
Hazan; gözyaşlarının henüz dökülmemiş halidir
Bilmezsin hazan-ım soluk benizli teninde,
karnın kadar, en az acılarını da sevdim ben...
Hare düşmüş yüreğinde, handeli gülüşler saklıyorsun eski
benim eskiden kalma düşlerimde,
yeni hatıralar oluyorsun bilmeden;
İmdat diye bağırdığımda bu nehrin ortasında,
Geçmişti geçmesi emredilen ömrüm.
30 odundan yapılma,
30 bağcıklı,
30 kez bu suyu geçmiş,
30 imdat bağırmış,
30'uncu yaşım.
Ki en az senin kadar yılmış senin kadar ümit etmiştir merhameti.
Yaşamadığım kehruba handeyi,
Hareledi ömrümün misk kokulu hazanı.
Sen kehruba
Sen handeli,
Sen 30'uncu imdat bağırışımsın bu nehirde.
Eşkalin hazan olsada yazılı yapraklarda,
Sen imdadımsın,
Sen kehrubanın rengi,
Handeye yakışansın...
Oğuzhan ROMA