(bkz. Özgür edebiyat)dergisinin Mart-Nisan sayısından Rüstem Aslan yorumu;
Aşk’ın şairi Neruda şiirlerinde doğayı, kültürü, aşkı ve en küçük nesnenin hayatını farklı tonlarda, farklı yoğunluklarda anlatmıştır.
yayınlarından da anlayacağımız gibi Neruda’nın macerasında ,ne aşk onun peşini bırakmış,ne de o aşkın.En keskin politik-poetik şiirler yazdığı dönemlerde bile ,dünyanın memesinden süt içer gibi kendini sürekli besleyen ve yücelten aşk şiirlerine hiç ara vermemiştir.İşte bu iki ayrı kutup da onun hayatı ve poetikasıyla bir daha hiç ayrılmayacak bir şekilde kaynaşmıştır.Edebiyat kariyerinde "Yirmi Aşk Şiiri" ile yaptığı önemli ve hızlı çıkış şiirlerinin salgın bir hastalık gibi kişiden kişiye ,kentten kentte,dilden dile yayılmasında çok büyük bir yol oynamıştır…
Düşüncemde yakalıyorum gölgeleri ağımda derin yalnızlığımda
sen de ne uzaksın, ah, herkesten daha da uzak.
Düşüncemde uçuruyorum kuşları, siliyorum resimleri,
gömüyorum aşkın yeşil dallarını.
Sislerin çan kulesi, ne uzaksın, ne yükseksin yukarda!
Sen suskun değirmenler gibi,
boğarken iç çekişini, eziyorsun karanlık umudunu el değirmeninde,
geliyor gece sana yüzü koyun, uzağında şehrin.
Yanımda olsan bile uzaktasın benden, nesnel olarak yabancısın bana.
Düşüncemde dolaşıyorum yaşantım boyunca, karşılaşmamızdan önce.
Başka birinden önceki o acımasız hayatım.
Deniz kıyısında çığlık, taşlar arasında,
koştuğum yerdi orası, özgür ve çılgın, buğusunda deniz havasının.
Karasevdalı, yabanıllık, çığlık, o ıssız deniz.
Kaba, şiddetli, gökyüzüne karşı hırslı.
Sen, kadın, neydin orada, hangi ışın, hangi değnek
bu görkemli yelpazede? Şimdi gibi uzaktın.
Yangın içinde orman. Yanıyor gök mavisi haçta.
Yanıyor, yanıyor, alevler, pırıldıyor ışıktan ağaçlarda.
Düşüyor, gıcırdıyor. Yangın. Yangın.
Ve dans ediyor ruhum, yaralanmış ateş parçalarından.
Çağıran kim? Neyin nesi yankıların yankısından bu sessizlik?
Özlemin saati, sevincin saati, yalnızlığın saati,
benim saatim hepsinin arasında.
Şarkısı rüzgâr tarafından söylenen boru.
Gözyaşı dolu muhteşem bir arzu, bedenimle eş.
Sallanmış bütün kökleri,
surunda bütün dalgaların!
Şen, hüzünlü, sonsuzca yuvarlanmış ruhumla.
Düşüncemde gömüyorum yeşil dalları derin yalnızlığımda.
Sen, sen kimsin, kimsin sen?
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
“Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”dan
Pablo Neruda'nın bu entry'de yer alan bazı şiirlerinin altında ilgili şiiri Türkçe'ye kazandıran çevirmenlerin adı belirtilmediğinden, ister istemez "Pablo Neruda ne kadar da güzel Türkçe şiir yazmış" demekten kendimi alamıyorum.
I
Dünyaya birçok kez gelmişim
Yok olmuş yıldızların dibinden
Ellerimde tuttuğum
Ölümsüzlük bağlarını dokuyarak
Şimdi öleceğim yeniden
Vücudumu örten toprağa sarınarak!
II
Ne papazların sattığı
Gökyüzünden bir parça aldım.
Ne de tembel zenginler için
Metafizikçilerin,
Düzüp koştuğu, karanlıklardan.
III
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!
Sadece ünlü bir şair değil,aynı zamanda bir halk savaşçısıdır.
Şili Devrimine övgüde bulunan ve Adb eski başkanı Nixon'u eleştiren şiirlerini topladığı kitabı okunasıdır.
Gün doğdu yeniden evrensel bencilliğe
Yalanla cinayetin destanını yazdılar...
Gök araçları gidip gelecek
Yıldızlar arasında.
O canım ayı çalmak
Ve eczanelerimizi kurmak için oraya
Çıkacaklar habire!
Biz de,
Bu şarap dolu bağbozumu gününde
Yaşamaya başlayacağız
Evde şu yarımada denizinde
Şili’de kirazlar ırgalanıyor
Güzelim kızlar türkü söylerken
Su pırıl pırıl gitaranın içinde
Güneş ışıl ışıl.
Taşıyor buğdaya mucizesini
İlk şarap kırmızı kırmızı
Körpe bir bebek gibi sımsıcak
İkincisi gürbüz mü gürbüz
Sanırsın şehlevent avaz
Üçüncüsü sapsarı yakut
Yangından ve gelincikten
Evimde deniz ve toprağım var
Karımın gözleri bir dev
Rengi yabani fındık
Ve gece bastırınca
Deniz beyazlar giyiniyor ve yeşil
Ve sonra
Köpükler içindeki ay
Okyanusla nişanlandım düşünde
Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz
bana temiz güvenlerini veren bu hayatlar olmadan,
ve bir hain gibi bıraktı ölü mağaranın
dibine vursun diye, ne ki geri döneceğiz
oradan ve yükselteceğiz gülü.
Cellat benim yüreğimi yargılasın diye
baskı yaptığında yargıçlara,
açtı o kararlı kitle,
halkım, o muazzam labirentini,
aşklarının uyuduğu o bodrumu,
ve orada tuttular beni, gözetleyerek
ışık ve hava gelinceye dek.
Söylemişlerdi: “Borçlusun bize,
sensin koyacak o soğuk işareti
o kötücül kirli isme”.
Acı çektim, sadece acı çekememekten ötürü.
Biraderlerimin karanlık hapishanelerinden
geçememekten ötürü,
bütün acılarımla bir yara gibi,
ve her bir topallayan adım yetişti bana,
senin sırtına inen her bir darbe paraladı beni,
senin şehadetinden her bir damla kan
kanayan şarkıma sızdı gitti.
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
(“Evrensel Şarkı”nın “Karanlıktaki Anayurduma Yeni Yıl İlahisi” adlı bölümünden)
(bkz. pablo neruda şiirleri)
(bkz. Özgür edebiyat)dergisinin Mart-Nisan sayısından Rüstem Aslan yorumu;
Aşk’ın şairi Neruda şiirlerinde doğayı, kültürü, aşkı ve en küçük nesnenin hayatını farklı tonlarda, farklı yoğunluklarda anlatmıştır.
yayınlarından da anlayacağımız gibi Neruda’nın macerasında ,ne aşk onun peşini bırakmış,ne de o aşkın.En keskin politik-poetik şiirler yazdığı dönemlerde bile ,dünyanın memesinden süt içer gibi kendini sürekli besleyen ve yücelten aşk şiirlerine hiç ara vermemiştir.İşte bu iki ayrı kutup da onun hayatı ve poetikasıyla bir daha hiç ayrılmayacak bir şekilde kaynaşmıştır.Edebiyat kariyerinde "Yirmi Aşk Şiiri" ile yaptığı önemli ve hızlı çıkış şiirlerinin salgın bir hastalık gibi kişiden kişiye ,kentten kentte,dilden dile yayılmasında çok büyük bir yol oynamıştır…
hilmi yavuz çevirilerinden okunabilecek şair..
(hatta hilmi yavuz'a bir de ödül verilmiştir..)
Keşke kendi dilinden okuyabilseydim dedirten nadir şairlerdendir. cesareti de çağrıştırır ayrıca.. hüzünlendirir!
trio'dan biri:
Nazım
Poe
Neruda
Bu Gece Yazabilirim
Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.
Yazabilirim örneğin: “Gece yıldız berrağı,
Ve yıldızlar uzaklarda öyle mavi ürperiyorlar ki soğuktan”.
Dönüyor gece rüzgârı gökte ve şakıyor.
Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.
Sevmiştim onu ve ara sıra o da beni.
Bu gece gibi gecelerde uzanırdı kollarımda.
Sonsuz gökyüzü altında öperdim onu sayısızca!
Sevdi beni ve ara sıra ben de onu.
Büyük sakin gözlerini sevmemek olur mu ki!
Bu gece yazabilirim en hüzünlü dizeleri.
Düşünmek artık benim olmadığını. Hissetmek onu kaybettiğimi.
İşitmek sonsuz geceyi, onsuz gece daha da sonsuz.
Ve düşer dize ruha, çayıra düşen çiy gibi.
Sevdam onu bağlayamıyorsa, ne fayda.
Gece yıldız berrağı, ve benimle değil o.
Hepsi bu. Uzaklarda bir şarkı çalınır. Uzaklarda.
Hoşnutsuz ruhum benim, çünkü kaybetti onu.
Onu yakına getirir gibi arıyorum bakışlarımla.
Arıyorum yüreğimle onu, ve benimle değil o.
Aynı gecedir soluklaştıran aynı ağaçları
O yitik zamandan olan bizler, aynı değiliz artık.
Artık onu sevmediğim kesin, ama bir zamanlar, ah!
Erişmek için kulağına çağırmıştı sesim rüzgârı.
Bir başkasının. Bir başkasının olmak istiyor. Öpüşümden öncesi gibi.
Onun sesi, berrak bedeni. Dipsiz gözleri.
Artık onu sevmediğim kesin, ama gene de – belki.
Ne kadar kısa sevda ve ne uzun unutuş.
Bu gece gibi gecelerde uzanırdı kollarımda.
Hoşnutsuz ruhum benim, çünkü kaybetti onu.
Bu onun neden olduğu son acıdır ne de olsa,
Ve bu dizeler elimle yazılan son dizeler ona.
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
'Veinte Poemas de Amor y Una Cancion Desespera'dan
Düşüncemde Yakalıyorum
Düşüncemde yakalıyorum gölgeleri ağımda derin yalnızlığımda
sen de ne uzaksın, ah, herkesten daha da uzak.
Düşüncemde uçuruyorum kuşları, siliyorum resimleri,
gömüyorum aşkın yeşil dallarını.
Sislerin çan kulesi, ne uzaksın, ne yükseksin yukarda!
Sen suskun değirmenler gibi,
boğarken iç çekişini, eziyorsun karanlık umudunu el değirmeninde,
geliyor gece sana yüzü koyun, uzağında şehrin.
Yanımda olsan bile uzaktasın benden, nesnel olarak yabancısın bana.
Düşüncemde dolaşıyorum yaşantım boyunca, karşılaşmamızdan önce.
Başka birinden önceki o acımasız hayatım.
Deniz kıyısında çığlık, taşlar arasında,
koştuğum yerdi orası, özgür ve çılgın, buğusunda deniz havasının.
Karasevdalı, yabanıllık, çığlık, o ıssız deniz.
Kaba, şiddetli, gökyüzüne karşı hırslı.
Sen, kadın, neydin orada, hangi ışın, hangi değnek
bu görkemli yelpazede? Şimdi gibi uzaktın.
Yangın içinde orman. Yanıyor gök mavisi haçta.
Yanıyor, yanıyor, alevler, pırıldıyor ışıktan ağaçlarda.
Düşüyor, gıcırdıyor. Yangın. Yangın.
Ve dans ediyor ruhum, yaralanmış ateş parçalarından.
Çağıran kim? Neyin nesi yankıların yankısından bu sessizlik?
Özlemin saati, sevincin saati, yalnızlığın saati,
benim saatim hepsinin arasında.
Şarkısı rüzgâr tarafından söylenen boru.
Gözyaşı dolu muhteşem bir arzu, bedenimle eş.
Sallanmış bütün kökleri,
surunda bütün dalgaların!
Şen, hüzünlü, sonsuzca yuvarlanmış ruhumla.
Düşüncemde gömüyorum yeşil dalları derin yalnızlığımda.
Sen, sen kimsin, kimsin sen?
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
“Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”dan
bi de 'bu gece en hüzünlü şiirini' yazsa isterdim.
Pablo Neruda'nın bu entry'de yer alan bazı şiirlerinin altında ilgili şiiri Türkçe'ye kazandıran çevirmenlerin adı belirtilmediğinden, ister istemez "Pablo Neruda ne kadar da güzel Türkçe şiir yazmış" demekten kendimi alamıyorum.
"Anlayana sivrisinek saz..."
ÖLÜM
I
Dünyaya birçok kez gelmişim
Yok olmuş yıldızların dibinden
Ellerimde tuttuğum
Ölümsüzlük bağlarını dokuyarak
Şimdi öleceğim yeniden
Vücudumu örten toprağa sarınarak!
II
Ne papazların sattığı
Gökyüzünden bir parça aldım.
Ne de tembel zenginler için
Metafizikçilerin,
Düzüp koştuğu, karanlıklardan.
III
Ölüm içinde yoksullarla bir olmak istiyorum
Göğü elinde tutanların kamçıladığı
İnceleme yeteneği olmayanlarla!
Şimdiyse ölüme hazırım
Beni saran bir elbise gibi
Sevdiğim renkten
Boyu bosuma tıpatıp; uygun
Ve benim için gerekli olan
Beni saran bir elbise gibi!
Pablo NERUDA
latin amerika şiir 'nin en önemli ismidir
"acılardan daha büyük bir yer yok,
bir tek evren var a da kanayan bir evren"
bkz: yaşadığımı itiraf ediyorum
Sadece ünlü bir şair değil,aynı zamanda bir halk savaşçısıdır.
Şili Devrimine övgüde bulunan ve Adb eski başkanı Nixon'u eleştiren şiirlerini topladığı kitabı okunasıdır.
Gün doğdu yeniden evrensel bencilliğe
Yalanla cinayetin destanını yazdılar...
TEMBEL
Gök araçları gidip gelecek
Yıldızlar arasında.
O canım ayı çalmak
Ve eczanelerimizi kurmak için oraya
Çıkacaklar habire!
Biz de,
Bu şarap dolu bağbozumu gününde
Yaşamaya başlayacağız
Evde şu yarımada denizinde
Şili’de kirazlar ırgalanıyor
Güzelim kızlar türkü söylerken
Su pırıl pırıl gitaranın içinde
Güneş ışıl ışıl.
Taşıyor buğdaya mucizesini
İlk şarap kırmızı kırmızı
Körpe bir bebek gibi sımsıcak
İkincisi gürbüz mü gürbüz
Sanırsın şehlevent avaz
Üçüncüsü sapsarı yakut
Yangından ve gelincikten
Evimde deniz ve toprağım var
Karımın gözleri bir dev
Rengi yabani fındık
Ve gece bastırınca
Deniz beyazlar giyiniyor ve yeşil
Ve sonra
Köpükler içindeki ay
Okyanusla nişanlandım düşünde
O halde niye terkedelim gezegenimizi.
Pablo NERUDA
Acı Çekmedim
Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz
bana temiz güvenlerini veren bu hayatlar olmadan,
ve bir hain gibi bıraktı ölü mağaranın
dibine vursun diye, ne ki geri döneceğiz
oradan ve yükselteceğiz gülü.
Cellat benim yüreğimi yargılasın diye
baskı yaptığında yargıçlara,
açtı o kararlı kitle,
halkım, o muazzam labirentini,
aşklarının uyuduğu o bodrumu,
ve orada tuttular beni, gözetleyerek
ışık ve hava gelinceye dek.
Söylemişlerdi: “Borçlusun bize,
sensin koyacak o soğuk işareti
o kötücül kirli isme”.
Acı çektim, sadece acı çekememekten ötürü.
Biraderlerimin karanlık hapishanelerinden
geçememekten ötürü,
bütün acılarımla bir yara gibi,
ve her bir topallayan adım yetişti bana,
senin sırtına inen her bir darbe paraladı beni,
senin şehadetinden her bir damla kan
kanayan şarkıma sızdı gitti.
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
(“Evrensel Şarkı”nın “Karanlıktaki Anayurduma Yeni Yıl İlahisi” adlı bölümünden)
Pablo Neruda