metroya yürürken, bir bisikletli oğlan tarafından takip ediliyorum. bunu fark edince koşar adım durağa yetişip evime geliyorum. ertesi sabah kapının ziliyle uyanıyorum. yurtiçi kargodan büyük bir koli gelmiş. paketiniz var diyor adam, eğilip hafifçe dinliyorum hıım bomba gelmiş, kim gönderdi acep diyorum.
adam bomba kelimesini duyar duymaz kaçarken, ben kimden geldiğini sorguluyorum. bütün şüpheler bisikletli sapığın üzerinde toplanıyor tabi.
-meraklısına; bomba patlamadan uyandım-
rüyamda sevgili m ile intihar ediyorduk.burgazadada,hristo tepesinden. metrelerce yükseklikten atlayıp, ölmeyip tekrar tepeye çıkıp tekrar atlıyorduk güle-oynaya.
-rüyanın etkisinden olsa gerek; istanbul sana yenilmedim repliğini dilime doladım gün boyunca-
rüyamda evdeki akvaryumu deviriyordum. bir sürü balık etrafa saçılıyordu onları toplamaya çalışırken aralarından çok çirkin görünüşlü bir ahtapot koluma yapışıyordu. rüyada balık görmek ferahlık demek de bu ne demek şimdi. ferahlıktan sıkılacak mıyım? yok yok ben bu bilinç altımı kesinlikle temizlemeliyim.
rüyamda içkiden nefret eden bir arkadaşımın zil zurna sarhoştu. bu haliyle barda margeret teacher'in çocukluğuyla santranç oynuyordu. böyle çiçekli böcekli bir santranç tahtasıydı. çok sendromlu gördüm bilinç altımı canım!
Rüyamda bebeğim olduğunu gördüm. Saçma sapan bir sevinç duydum bebeğin erkek oluşuna. Erkek çocukların anneye bir düşkünlüğü vardır ya. Çok bencil gördüm kendimi...
Öhhöm uzun lafın kısası ben bittim yani. İyi de güçlü olan bu halde köpek olmamalı mı? Şİmdi köpek yendiğine göre kedi zayıf olan bana dönecek. Bu entryden sonra admin beni garanti atar, gene cevap nitelikli entry.
(bkz. evet biliyorum admin silicem)
ergenken(adolessent), tabii ki kripton'da ergenlik dünyadakine benzemez, sürekli rüyalarımda bir avrat füryası eser, avratlar gelir, avratlar giderdi. nerden gelir, nereye giderler anlamazdım. ama değişik mesajlar verirler, sembolik bir dille konuşurlar, acaip, tuhaf sesler filan çıkarırlardı. kripton'da aile içi meselelerde bu tür sembolik ergen rüyaları pastlaşılmadığı için ben deniz de bir superrüyatabircisi tanımadığım için, uzun yıllar boyunca bu gizemli sesleri, sembolik işaretleri çözemedim. tabii daha sonra bu sembolleri neo-matrixçi süper-şiire taşıdım. bu açıdan sakla samanı, gelir zamanı atasözünün bir hakikatı varmış, anladım. zaten rüya aleminde bu sembolik avratlarla pek bir şey konuşmuyorsun. konuşamıyorsun. çünkü vakit kısıtlı. en uzun rüya 8 saniye sürüyor. kominikasyon daha çok beden diliyle (body language) ve dokunmalarla gerçekleşiyor. çünkü avrat da aleme yabancı sen de. ikinizde farklı bir dili konuşuyorsunuz. ortak bir 'lingua franca'nız yok. hatun burnuna dokunuyor, "burun" diyorsun, sen koluna dokunuyorsun, "kol" diyor, şurana dokunuyor, "şura" diyorsun, burasına dokunuyorsun, "bu burası" diye kendi dilinde anlatıyor onu sana. hem teoride işi çözüyor genel kültürünü geliştiriyorsun hem aynı anda saha da teoriyi pratik olarak uyguluyorsun. güzel bir şey.
şimdi büyüdük, sahiden kriptonlu olduk. uğramıyor o sembolik dilli avratlar. çözemiyorum olayı.
meal şöle oluyor jes; biliyoruz kedi köpek her nedense düşman olarak kabul edilir( hayvan dostu birisi olarak kınıyorum bu meali, o ayrı).düşmanların kapışacak, zayıf güçlüyü halledecek. sonra daha güçlenmiş olan kedi sana dönecek:))
Rüyamda; kediye yemek vermeye çalışıyordum, köpeğimde kıskançlığından peşimde dolaşıyordu. Bir ara nasıl oldu bilmiyorum köpek kedinin önüne çıktı ve kedi onu yuttu. Abim kedinin peşinde koşturuyordu çıkar onu diyerek ve terlikle karnına vuruyordu. Kedi de ısrarla bana saldırıyordu sen beni kandırdın diye. Hayırdır inşallah. Var mı bu rüyanın mealini yapacak kişi? Hakikaten gördüm ben bunu.
Rüyamda geyik meydanını kaybettim:))) admine cevap verecektim ama bulamadım. sonra dönüp başlık hala düzeltilmemiş admin dedim. onu silen bunu da silsin diye ekledim:)))
rüyamda hangi başlık altında bilmiyorum hatırlamıyorum ama jess bir entry yazıyordu ben de onu kızdıracak başka bir entry yazıyordum sonra o bana cevap nitelikli entry yazıyordu aynen şunu diyordum
kahretsin ya yine cevap nitelikli yazmış:)))
not: az önce görülmüş rüyadır.
sahidendir. o yüzden komik geldi bana...:))
Her taraf bombalanıyordu. Küçük hediye paketlerinin üzerine bağlanmış dinamit lokumları vardı. Uçaklarla her yer bombalıyorlardı. Küçük bir kız çocuğu şenliğe bak dedi. Onu alıp kaçmayı denediğimi anımsıyorum.
rüyamda minibüse biniyordum.şoför para üstünü avucuma koyduğunda avucum parayla dolup taşıyordu, bu fazla deyip geri uzatıyordum,adam tekrar parayı avucuma koyduğunda yine avuçlarım parayla dolup taşıyordu,ben yine bu benim hakkım değil bu çok fazla deyip geri uzatıyordum,adamın elinden hakkım olanı aldığım anda avucum parayla dolup taşıyordu,defalarca tekrar etti bu durum( hey allahın salağı parayı alsana ne çok deyip durursun!)kan ter içinde kalmıştım illa da kendi hakkım diye tutturmuştum,sonunda kendi hakkımdan da vazgeçip bütün parayı minibüsün içine saçıyordum...
Bir kadın yüzü vardı, yarısı bana benziyordu yüzünün diğer yarısı olmadık birine. ( ya da ben tanımıyorum) Sonra anneannem geldi. evime neden gitmiyorsun dedi. Kadını gösterip bir süre onu izlemek istiyorum dedim. Sonra kafamı toparlayıp sen öldün dedim annanneye. Gülümsedi. Sonra dönüp baktım kadın da gülümsüyordu. Yüzünün her iki tarafı da ayrı ayrı gülümsüyordu ayrı biçimlerde.
cooper the (yazar silindi) - Çar, 24/10/2007 - 02:41#
geçen de cehennemi gördüm kocaman bir soba idi, şu silindir şeklinde olan kovalılardan. benim memlekette hala var onlardan. neyse işte zebaniler adamları tutup tutup atıyorlar, ama her adamdan sonra sobanın ortasındaki o küçük kapak şırraak diye kapanıyor. sıra bana gelecek diye ödüm kopmuş bekliyorum ben, bu sırada zebani bana bakıp ellerini iki yana açarak hadi yırttın bu erkekler matinesiydi diyor.
bu işin suaresi de var gevşememek lazım.
cooper the (yazar silindi) - Çar, 24/10/2007 - 01:51#
Rüyamda üç tane tipsiz herif oturmuş beni çekiştiriyormuş, hiç hesapsız yanlarında biten sakallı bir amca –pek mübarekti kendisi Akif gibi nur yüzlüydü- “ayıp ayıp” demiş onlara, “kendi kıçınızın yarısı açıkta yahu” diyor, olsun diyor bunların en meymenetsizi, “biz erkeğiz heh heh! bize dokunmaz”
sol tarafa üç defa tükürdüm uyanınca..
metroya yürürken, bir bisikletli oğlan tarafından takip ediliyorum. bunu fark edince koşar adım durağa yetişip evime geliyorum. ertesi sabah kapının ziliyle uyanıyorum. yurtiçi kargodan büyük bir koli gelmiş. paketiniz var diyor adam, eğilip hafifçe dinliyorum hıım bomba gelmiş, kim gönderdi acep diyorum.
adam bomba kelimesini duyar duymaz kaçarken, ben kimden geldiğini sorguluyorum. bütün şüpheler bisikletli sapığın üzerinde toplanıyor tabi.
-meraklısına; bomba patlamadan uyandım-
rüyamda fransız şiirini gördüm(hayırdır inşallah dedim)
bazı başka yerlerde de görüyorum, ona da hayırdır inşallah diyorum.
(bkz. rüyada fransız şiiri görmek)
rüyamda sevgili m ile intihar ediyorduk.burgazadada,hristo tepesinden. metrelerce yükseklikten atlayıp, ölmeyip tekrar tepeye çıkıp tekrar atlıyorduk güle-oynaya.
-rüyanın etkisinden olsa gerek; istanbul sana yenilmedim repliğini dilime doladım gün boyunca-
rüyamda evdeki akvaryumu deviriyordum. bir sürü balık etrafa saçılıyordu onları toplamaya çalışırken aralarından çok çirkin görünüşlü bir ahtapot koluma yapışıyordu. rüyada balık görmek ferahlık demek de bu ne demek şimdi. ferahlıktan sıkılacak mıyım? yok yok ben bu bilinç altımı kesinlikle temizlemeliyim.
baraj dersten kalmamak için yüksek almam gereken bi sınavın önceki gecesi dersin öğretmenini sınav boyunca başımda nöbet tuttuğunu gördüm.
hayırlısı oldu :)
elimde beyaz tebeşir, sokağa at çiziyordum. her akşam yerdeki atları suluyordum. çünkü sulamayla büyüyeceklerine inanıyordum.
rüyada sitenin hızlandığını görüyordum.
geberdim yaaa.
rüyamda içkiden nefret eden bir arkadaşımın zil zurna sarhoştu. bu haliyle barda margeret teacher'in çocukluğuyla santranç oynuyordu. böyle çiçekli böcekli bir santranç tahtasıydı. çok sendromlu gördüm bilinç altımı canım!
Rüyamda bebeğim olduğunu gördüm. Saçma sapan bir sevinç duydum bebeğin erkek oluşuna. Erkek çocukların anneye bir düşkünlüğü vardır ya. Çok bencil gördüm kendimi...
Öhhöm uzun lafın kısası ben bittim yani. İyi de güçlü olan bu halde köpek olmamalı mı? Şİmdi köpek yendiğine göre kedi zayıf olan bana dönecek. Bu entryden sonra admin beni garanti atar, gene cevap nitelikli entry.
(bkz. evet biliyorum admin silicem)
anında gerçekleşen meal. ben erdim jes...
Allah hayırlara tebdil etsin, gündüz niyetine diyelim ayrıca:))
(bkz. rüyada ak sakallı dede görmek)
(bkz. rüyada ak gecelikli avrat görmek)
(bkz. rüyada boka basmak)
(bkz. rüyada höngür höngür ağlamak, uyanınca yastığa bulaştıkmak, sümüklerini elbise kollarına silmek)
ergenken(adolessent), tabii ki kripton'da ergenlik dünyadakine benzemez, sürekli rüyalarımda bir avrat füryası eser, avratlar gelir, avratlar giderdi. nerden gelir, nereye giderler anlamazdım. ama değişik mesajlar verirler, sembolik bir dille konuşurlar, acaip, tuhaf sesler filan çıkarırlardı. kripton'da aile içi meselelerde bu tür sembolik ergen rüyaları pastlaşılmadığı için ben deniz de bir superrüyatabircisi tanımadığım için, uzun yıllar boyunca bu gizemli sesleri, sembolik işaretleri çözemedim. tabii daha sonra bu sembolleri neo-matrixçi süper-şiire taşıdım. bu açıdan sakla samanı, gelir zamanı atasözünün bir hakikatı varmış, anladım. zaten rüya aleminde bu sembolik avratlarla pek bir şey konuşmuyorsun. konuşamıyorsun. çünkü vakit kısıtlı. en uzun rüya 8 saniye sürüyor. kominikasyon daha çok beden diliyle (body language) ve dokunmalarla gerçekleşiyor. çünkü avrat da aleme yabancı sen de. ikinizde farklı bir dili konuşuyorsunuz. ortak bir 'lingua franca'nız yok. hatun burnuna dokunuyor, "burun" diyorsun, sen koluna dokunuyorsun, "kol" diyor, şurana dokunuyor, "şura" diyorsun, burasına dokunuyorsun, "bu burası" diye kendi dilinde anlatıyor onu sana. hem teoride işi çözüyor genel kültürünü geliştiriyorsun hem aynı anda saha da teoriyi pratik olarak uyguluyorsun. güzel bir şey.
şimdi büyüdük, sahiden kriptonlu olduk. uğramıyor o sembolik dilli avratlar. çözemiyorum olayı.
meal şöle oluyor jes; biliyoruz kedi köpek her nedense düşman olarak kabul edilir( hayvan dostu birisi olarak kınıyorum bu meali, o ayrı).düşmanların kapışacak, zayıf güçlüyü halledecek. sonra daha güçlenmiş olan kedi sana dönecek:))
Rüyamda; kediye yemek vermeye çalışıyordum, köpeğimde kıskançlığından peşimde dolaşıyordu. Bir ara nasıl oldu bilmiyorum köpek kedinin önüne çıktı ve kedi onu yuttu. Abim kedinin peşinde koşturuyordu çıkar onu diyerek ve terlikle karnına vuruyordu. Kedi de ısrarla bana saldırıyordu sen beni kandırdın diye. Hayırdır inşallah. Var mı bu rüyanın mealini yapacak kişi? Hakikaten gördüm ben bunu.
Rüyamda geyik meydanını kaybettim:))) admine cevap verecektim ama bulamadım. sonra dönüp başlık hala düzeltilmemiş admin dedim. onu silen bunu da silsin diye ekledim:)))
rüyamda hangi başlık altında bilmiyorum hatırlamıyorum ama jess bir entry yazıyordu ben de onu kızdıracak başka bir entry yazıyordum sonra o bana cevap nitelikli entry yazıyordu aynen şunu diyordum
kahretsin ya yine cevap nitelikli yazmış:)))
not: az önce görülmüş rüyadır.
sahidendir. o yüzden komik geldi bana...:))
şimdi
kimse rüyasını anlatmıyorsa
en çok da bunu derler...
hepsi gerçek, dedi bir ses. inanmadım tabi. rüya gerçek ama, ben gördüm.
en son karnımda canlı bir kırlangıç vardı. bugünlerde kuşlardan gidiyoruz zaten.. bir de anka kuşunu görsem kaf dağına inanmaya başlayacağım.
bugün istanbula kar yağdığını gördüm...
dişimin ağrıdığını gördüm. sonra çekiyordum. diş yerinden çıkıyordu. ağzımın içi kan doluyordu.
not: şimdi dişim ağrıyor
'Piraye için yazılmış saat 21 şiirleri',Nazım Hikmet 9 Ekim 1945
Tokyo'da kayboldum. Halbuki hiç kaybolmam Tokyo'da, hayırdır inşallah.
Her taraf bombalanıyordu. Küçük hediye paketlerinin üzerine bağlanmış dinamit lokumları vardı. Uçaklarla her yer bombalıyorlardı. Küçük bir kız çocuğu şenliğe bak dedi. Onu alıp kaçmayı denediğimi anımsıyorum.
63 yaşındaydı . ölüyordu. uyandım nete girdim. ilk defa ( o sabah) yayınlanmış şiirini gördüm. "hepimiz öleceğiz/ auch Deutschland"
rüyamda minibüse biniyordum.şoför para üstünü avucuma koyduğunda avucum parayla dolup taşıyordu, bu fazla deyip geri uzatıyordum,adam tekrar parayı avucuma koyduğunda yine avuçlarım parayla dolup taşıyordu,ben yine bu benim hakkım değil bu çok fazla deyip geri uzatıyordum,adamın elinden hakkım olanı aldığım anda avucum parayla dolup taşıyordu,defalarca tekrar etti bu durum( hey allahın salağı parayı alsana ne çok deyip durursun!)kan ter içinde kalmıştım illa da kendi hakkım diye tutturmuştum,sonunda kendi hakkımdan da vazgeçip bütün parayı minibüsün içine saçıyordum...
Bir kadın yüzü vardı, yarısı bana benziyordu yüzünün diğer yarısı olmadık birine. ( ya da ben tanımıyorum) Sonra anneannem geldi. evime neden gitmiyorsun dedi. Kadını gösterip bir süre onu izlemek istiyorum dedim. Sonra kafamı toparlayıp sen öldün dedim annanneye. Gülümsedi. Sonra dönüp baktım kadın da gülümsüyordu. Yüzünün her iki tarafı da ayrı ayrı gülümsüyordu ayrı biçimlerde.
geçen de cehennemi gördüm kocaman bir soba idi, şu silindir şeklinde olan kovalılardan. benim memlekette hala var onlardan. neyse işte zebaniler adamları tutup tutup atıyorlar, ama her adamdan sonra sobanın ortasındaki o küçük kapak şırraak diye kapanıyor. sıra bana gelecek diye ödüm kopmuş bekliyorum ben, bu sırada zebani bana bakıp ellerini iki yana açarak hadi yırttın bu erkekler matinesiydi diyor.
bu işin suaresi de var gevşememek lazım.
Rüyamda üç tane tipsiz herif oturmuş beni çekiştiriyormuş, hiç hesapsız yanlarında biten sakallı bir amca –pek mübarekti kendisi Akif gibi nur yüzlüydü- “ayıp ayıp” demiş onlara, “kendi kıçınızın yarısı açıkta yahu” diyor, olsun diyor bunların en meymenetsizi, “biz erkeğiz heh heh! bize dokunmaz”
sol tarafa üç defa tükürdüm uyanınca..