İthaka'nın patikalarında hep birinin izlerini ararım
ve onun unutulmuş kralını, yıllar önce Troya'nın
kurnazlıktan ötelenmiş kimsesizini;
umarsızca bastığı toprakları düşünürüm,
sabanlarla gölgelenmiş ve yitip gitmiş evlâtlarını,
yazık ki başlıca övüncemdir bu benim.
Yeryüzü yaşamının elvermeyişine karşın, ben, Odysseus'um,
köklerimin derinliği Hades'in karanlıkları arasında
Tiresius'un Thebes'in gölgelerini gösterir
boğuntuyla dolu sevdanın kıvrımlarını açarak
Hercules'ün silüetini karşıma çıkaran
düzlüklerde aslan hayaletleriyle boğuşan
ve Olympus'un doruklarında tanrılarla çatışan.
Bugün -Şili, Bolivar- caddelerinde sürtüp duruyorum
belki üzünçler içindeyim, belki mutluyum-
Artık 'Hiçkimse' olmak istiyorum.
JORGE LUİS BORGES
*
SÜRGÜN
(1977)
İthaka'nın patikalarında hep birinin izlerini ararım
ve onun unutulmuş kralını, yıllar önce Troya'nın
kurnazlıktan ötelenmiş kimsesizini;
umarsızca bastığı toprakları düşünürüm,
sabanlarla gölgelenmiş ve yitip gitmiş evlâtlarını,
yazık ki başlıca övüncemdir bu benim.
Yeryüzü yaşamının elvermeyişine karşın, ben, Odysseus'um,
köklerimin derinliği Hades'in karanlıkları arasında
Tiresius'un Thebes'in gölgelerini gösterir
boğuntuyla dolu sevdanın kıvrımlarını açarak
Hercules'ün silüetini karşıma çıkaran
düzlüklerde aslan hayaletleriyle boğuşan
ve Olympus'un doruklarında tanrılarla çatışan.
Bugün -Şili, Bolivar- caddelerinde sürtüp duruyorum
belki üzünçler içindeyim, belki mutluyum-
Artık 'Hiçkimse' olmak istiyorum.
sivil sürgün
senin kalbinden sürgün oldum ilkin
bütün sürgünlüklerim bu sürgünün bir bakıma bir süreği
sezai karakoç- ey sevgili
bir adasın sen çok eski bir atlasta
çok eski bir halkın su aldığı
ben güneş, alkol, sıkıntı adanda senin
sen sabahı, akşamı adanın
gecesi ben
sen su yolları, ağaçlar, çayırlar, güneşler
ben karabasanın senin
sen buğdayı, ovaları, nehirleri halkının
ben ıssızlığı
sen ki kalabalıklarsın aralarından geçtiğim
sürgünü ben adanın senin
ilhan berk
gidecek yer var mı ki her yer gurbet
zülfü livaneli'den ya da leman sam'dan..
gökyüzünde yeryüzünde
gün doğdu mu, her gün ilk gün
her gün aydınlıktır
yoksa ümit, her yer loş karanlıktır
yar gurbette, can yürekte
bir kafeste ne amansız
sonsuz ayrılıktır geçmez zaman
her gece hep aynıdır
fırtınada, ak ayazda
sürgün her yerde hep yalnızdır
gül açsa da, kuş uçsa da görmez
dargındır
her durakta, her uykuda
sürgün her nefeste yalnızdır
her şafakta her yudumda
hasret sancıdır
yol alsa da, ses duysa da,
dağ aşsa da her yan en son,
her an son adımdır tek başına yalnızlık
bir yankıdır
sivil sürgün
Biliyorsun kaçar ve kanar için bir gün
Sürgün başlar
Yanıyorsun aşk gibi için için
Yangın başlar
Ama sormadan gitme sorular dolu
Sen dönmeden de döner samanyolu
Sessizce akar zaman
Yalnızlık gövden olur
Durmadan yoklar seni
Her soluğun deprem olur
Nerede susar kalır insan
Nerede ölür sözleriyle
Ne vakit kanar kalbin senin
ne vakit büyür sevgiyle
dosto'yu da sürgün etmişlerdi, gariban avrupalar da
ben ülkemde sürgün olmuşum
sene bin yedi yüz altmış yedi
gibi bir şey midir nedir
gözlerinden ırak oluş sevgilinin.
exil/uzak diyarlara yollama
bir adasın sen çok eski bir atlasta
çok eski bir halkın su aldığı
(ilhan berk şiiri)