west indies, kızıl elma, itaki, maçin!
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yasayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbukı suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmus lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargi yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım musta
gibi lükslerim de burda kalacak
siparisi yargicilar tarafindan verilmis
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
mataramda tuzlu su şiiridir hatırlanan. şairine rağmen işte.
entellektüel şehirli duyarsızlığını, kadınsızlık hallerini, ayrıca şehir hayatının "köylü" merhametini nasıl şiddete dönüştürdüğünü çok güzel betimleyen filmdir.
anadolulu genç ile şehirlileşmiş entellektüel krizi. iki değilleme. iki sancı. birinin sancısı ekmek derdi, ötekinin aşk yıpranması; üzücü içe doğru ve doğurgan. filmin bir kaç sahnesi çok göz alıcı. bir kaç sahnesi ise iç paralayıcı; zuhal olcay ile filmin başrol oyuncusunun karşılıklı uzak bakışları beni hayattan diskalifiye etmeye yetmiştir. distant. türk solunun keskin çıkmazıdır. koyu yalnızlık buhranları. törelerin unutulmuş birer aygıt oluşu. sarsıcı olan, anadolulu gencin yamyassız yüzüdür. kent insanının güvensizliğine kurban gitmiştir. çünkü parasını çaldığını düşünen başrole bir bakışı vardır ki; o öldürendir...
mesâfe bildirmez; hâl bildirir.
west indies, kızıl elma, itaki, maçin!
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
beyazların yöresinde nasibim kalmadı
yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
uyrukların içinde uygunsuz biriyim
vahşetim
beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
kendime dünyada bir
acı kök tadı seçtim
yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yasayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
başım açık, saçlarımı ikiye
ortadan ayırdım
kimin ülkesinden geçsem
şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
cesur ve onurlu diyecekler
halbukı suskun ve kederliyim
korsanlardan kaptığım gürlek nara
işime yaramıyor
rençberlerin o rahat
ve oturmus lehçesinden tiksinirim
boynumda
bana yargi yükleyenlerin
utançlarından yapılma mücevherler
sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
askerken kantinden satın aldığım cep aynası
bazı geceler çıkarken
uçarı bir gülümseyişle takındığım musta
gibi lükslerim de burda kalacak
siparisi yargicilar tarafindan verilmis
bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
burada bitti artık işim, ocağım yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
mataramda tuzlu su şiiridir hatırlanan. şairine rağmen işte.
seyredilebilir
(kbkz. distant)
dürbün yakını uzak uzağı yakın gördürür.
İsmet Özel şiiridir.
Uzak Nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan
benim için
Gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
entellektüel şehirli duyarsızlığını, kadınsızlık hallerini, ayrıca şehir hayatının "köylü" merhametini nasıl şiddete dönüştürdüğünü çok güzel betimleyen filmdir.
anadolulu genç ile şehirlileşmiş entellektüel krizi. iki değilleme. iki sancı. birinin sancısı ekmek derdi, ötekinin aşk yıpranması; üzücü içe doğru ve doğurgan. filmin bir kaç sahnesi çok göz alıcı. bir kaç sahnesi ise iç paralayıcı; zuhal olcay ile filmin başrol oyuncusunun karşılıklı uzak bakışları beni hayattan diskalifiye etmeye yetmiştir. distant. türk solunun keskin çıkmazıdır. koyu yalnızlık buhranları. törelerin unutulmuş birer aygıt oluşu. sarsıcı olan, anadolulu gencin yamyassız yüzüdür. kent insanının güvensizliğine kurban gitmiştir. çünkü parasını çaldığını düşünen başrole bir bakışı vardır ki; o öldürendir...