"kişinin bütün varolma süreci, tek bir an gerektirir:-öyle bir an ki, onun içinde o tek insan, o kişi olmasının başka hiçbir varlık ile; ve o insan olmasının başka hiçbir insan ile ortak olmayan koşullarına ulaşsın-tam ve eksiksiz, yalnızca o kişi olarak varolsun" (oruç aruoba)
atak dönemleri:1-insan olmaya dair alınan yara alınan dönemler. başka bir ifade ile tarihin kanemici-kandökücü-kansevicilerinin iş başında olduğu dönemler ya da bilinçsiz kanemici-kandökücü-kansevicelerin kraldan çok kralcıyız diye ortalıkta yüksek sesle, keyifle dolaştığı dönemler.2-çevresinde aynı bencil yaşantıları sıkça göreme2-çok çalışma.3-güneşsiz günler.4-bilinmeyen nedenler
horror met (yazar silindi) - Cum, 11/01/2008 - 01:43#
şimdi geyik olsun diye "ahirette ....e girecek entryler" için "varlıkblimsel kaşıntı sendromu" başlıklı bir entry girdi idim. geyikti. "kemerlerimizde en güzel geyik ölüm" değildi.
tanı: varoluşsal sancıları vardır, bu sancılar onların insanlarla ilişki kurmasını güçleştirir, kendilerini kimi zaman herhangi biri olamayan biri ya da tutunamayan olarak tanımlayabilir, sosyal statü, toplumsal roller ve geleneksel beklentilerle ilgili sıkıntıları vardır. hayat parçalarına takılırlar, zaman kavramları sorunludur bu nedenle çağımızın ritmine ayak uydurmakta zorlanırlar, aidiyet duyguları gelişmemiştir, genelde dinsel, milletsel, memleketsel bağları yoktur, en basittinden nerelisin sorusuna cevap verirken iç seslerini dinleme imkanı olsa içlerindeki ciddi karmaşa görülebilir.
horror met (yazar silindi) - Cum, 11/01/2008 - 01:38#
yoktur diyecektim ki bizim varoluşcu karl jaspers geldi aklıma..psychopatologie der weltanschaungen diye arattım bulamadı alçak google.. idareten şunu hatırlattı: "psychologie der weltanschaungen".. "dünya görüşlerinin psikolojisi"
bu konuda türkçeye çevirisi yapılmış karl jaspers'ın özellikle konuk edildiği bir kitap dahi buldu idim- türkçe.. şu an adminin güney sağında yer alıyor.
tedavi:(örnek olay):gecenin ortasında bekliyoruz. gecenin ortasında artık herşeyden soyutlandık. nerede yaşadığımızın önemi yok, hangi kentteyiz, neden buradayız, ne yapıyoruz bunların hiç önemi yok. gecenin ortasındayız ve sabah olunca karşılaşacağımız sorunları erteledik. işe gitmek, giyinmek, otabüse binmek, gün içinde yapmak istemediğimiz işlerle boğuşmak yok. gecede biz varız. çekilebildiğimiz kadar kendimize doğru çekilmişiz. birbirimizi görüyoruz, anlıyoruz da üstelik.
evdeyiz, ev dumanaltı, bunun dışındaki tüm özellikleri değişebilir. içtiğimiz içecekler çay ya da kahve, bira ya da şarap olabilir. dinlediğimiz müzik, kesinlikle popüler değil ve giysilerimiz üstümüze uygun, rahat, ne bulduysak o.konuşurken içtiğimiz sigaralar dışında (markası önemsiz) ve ulaştığımız kendimiz dışında önemli olan hiçbirşey yok. acıkırsak birşeyler atıştırıyoruz. oturma biçimimiz kendi içimize dönük, bazen son derece rahat ayaklarımızı uzatmışız bazen kendini korumaya dönük kollar önde bağlanmış, ayaklar gövdeye doğru çekilmiş, bazen birşey arar gibi saçımızla, sigarayla ya da çakmakla oynuyoruz ve birbirimizi anlıyoruz anlamasak deli olduğumuzu düşünebiliriz anlamasak yaşam dar gelebilir bize ama neyse ki anlıyoruz.
özet: her derdin bir dermanı vardır, derdi veren allah dermanını da verir. sağ ayakla yataktan kalkıp üç kulvalah bir elham okumanın iyi geldiğini savunan ekollerde vardır.
tamir etmek lazım.
"kişinin bütün varolma süreci, tek bir an gerektirir:-öyle bir an ki, onun içinde o tek insan, o kişi olmasının başka hiçbir varlık ile; ve o insan olmasının başka hiçbir insan ile ortak olmayan koşullarına ulaşsın-tam ve eksiksiz, yalnızca o kişi olarak varolsun" (oruç aruoba)
kuşe kağıt sevgili sendromu.
psikolojik deli denmek istenmiş olabilir.
atak dönemleri:1-insan olmaya dair alınan yara alınan dönemler. başka bir ifade ile tarihin kanemici-kandökücü-kansevicilerinin iş başında olduğu dönemler ya da bilinçsiz kanemici-kandökücü-kansevicelerin kraldan çok kralcıyız diye ortalıkta yüksek sesle, keyifle dolaştığı dönemler.2-çevresinde aynı bencil yaşantıları sıkça göreme2-çok çalışma.3-güneşsiz günler.4-bilinmeyen nedenler
şimdi geyik olsun diye "ahirette ....e girecek entryler" için "varlıkblimsel kaşıntı sendromu" başlıklı bir entry girdi idim. geyikti. "kemerlerimizde en güzel geyik ölüm" değildi.
tanı: varoluşsal sancıları vardır, bu sancılar onların insanlarla ilişki kurmasını güçleştirir, kendilerini kimi zaman herhangi biri olamayan biri ya da tutunamayan olarak tanımlayabilir, sosyal statü, toplumsal roller ve geleneksel beklentilerle ilgili sıkıntıları vardır. hayat parçalarına takılırlar, zaman kavramları sorunludur bu nedenle çağımızın ritmine ayak uydurmakta zorlanırlar, aidiyet duyguları gelişmemiştir, genelde dinsel, milletsel, memleketsel bağları yoktur, en basittinden nerelisin sorusuna cevap verirken iç seslerini dinleme imkanı olsa içlerindeki ciddi karmaşa görülebilir.
yoktur diyecektim ki bizim varoluşcu karl jaspers geldi aklıma..psychopatologie der weltanschaungen diye arattım bulamadı alçak google.. idareten şunu hatırlattı: "psychologie der weltanschaungen".. "dünya görüşlerinin psikolojisi"
bu konuda türkçeye çevirisi yapılmış karl jaspers'ın özellikle konuk edildiği bir kitap dahi buldu idim- türkçe.. şu an adminin güney sağında yer alıyor.
evet yoktur öyle bir bozukluk.
tedavi:(örnek olay):gecenin ortasında bekliyoruz. gecenin ortasında artık herşeyden soyutlandık. nerede yaşadığımızın önemi yok, hangi kentteyiz, neden buradayız, ne yapıyoruz bunların hiç önemi yok. gecenin ortasındayız ve sabah olunca karşılaşacağımız sorunları erteledik. işe gitmek, giyinmek, otabüse binmek, gün içinde yapmak istemediğimiz işlerle boğuşmak yok. gecede biz varız. çekilebildiğimiz kadar kendimize doğru çekilmişiz. birbirimizi görüyoruz, anlıyoruz da üstelik.
evdeyiz, ev dumanaltı, bunun dışındaki tüm özellikleri değişebilir. içtiğimiz içecekler çay ya da kahve, bira ya da şarap olabilir. dinlediğimiz müzik, kesinlikle popüler değil ve giysilerimiz üstümüze uygun, rahat, ne bulduysak o.konuşurken içtiğimiz sigaralar dışında (markası önemsiz) ve ulaştığımız kendimiz dışında önemli olan hiçbirşey yok. acıkırsak birşeyler atıştırıyoruz. oturma biçimimiz kendi içimize dönük, bazen son derece rahat ayaklarımızı uzatmışız bazen kendini korumaya dönük kollar önde bağlanmış, ayaklar gövdeye doğru çekilmiş, bazen birşey arar gibi saçımızla, sigarayla ya da çakmakla oynuyoruz ve birbirimizi anlıyoruz anlamasak deli olduğumuzu düşünebiliriz anlamasak yaşam dar gelebilir bize ama neyse ki anlıyoruz.
özet: her derdin bir dermanı vardır, derdi veren allah dermanını da verir. sağ ayakla yataktan kalkıp üç kulvalah bir elham okumanın iyi geldiğini savunan ekollerde vardır.