boğaziçili olmayan sözlük yazarı adminin kapısı çalar:
"şey... ben... acaba... yeni geldim... ama... gitmeye gelmedim. zaten yeni bir ay doldu. acaba orjinal olduğunu düşündüğüm... başlık yazsam... kem küm... daha yani bir ay oldu... kaliteli bişeyler ya
(bkz. günde kaç başlık girilebilir)
(bkz. başlık girme rekoru kimin)
(bkz. çok mu lazım?)
(bkz. başlık giren entry giremez mi?)
acemi bir korku olsa gerek.
hep biz başlığa giriyoruz biraz da başlık bize girsin.
onu bunu bilmem
elini korkak alıştırmıycaksın
tabi ki yersiz bir korkudur. küçük harfle, türkçe karakter olmadan ve forumsulaşmadan(ekşi'deki entrye kıllık olsun diye) yani kavramsallaştırarak, girilen başlığın başımızın üzerinde yeri var...
korkmak güzel birşeydir yerine göre.endişe temkini, dikkati, özeni de beraberinde getirir.
daha doğru düzgün Türkçe yazamayanlar var.bir tane de değil.epeyce.bilmemekten değil.özense düzgün yazacak.ya tembellikten ya da formatı, tanım yazmanın çerçevesini anlayamadılar hala.dimiii, demiii, biii, şöle filan yazanlar var.yazıya bu türden bir üslubla başlarsanız okunası birşey olmaz, gevelemek olur.iki kelime arkasına dört gülücük koyanlar var; forum sanki.olmadık yerde efekt ekleyeneler vs.rezalet şeyler var.iyiler de var mı var.ama daha bunları yeni konuşmuşken, hala bu tür entrylerin girilmesi admini haklı çıkarıyor.admin az bile söylüyor.boğaziçili olmasına gerek yok.az biraz Türkçe bilsin yeter, nasıl yazılacağını anlasın yeter.korku iyidir dedik ama doğru kelime korku değil.saygı.kendimize, espiri dahi olsa yazdıklarımıza ve bizi okuyanlara saygı.
bkz:korkma gir içeri, admin ısırmaz